Birbirimizi yenmeye çalışıyoruz

Abone Ol

Tutuklanan bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Gardiyan bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Hapishaneye tutukluyu getiren polis bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Tutuklama kararı veren hâkim bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Tutuklama istemiyle mahkemeye sevk eden savcı bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Muhalefet bağırıyor, bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Hükümet bağırıyor, bağırıyor; “Demokrasi neredesiiiin, adalet istiyorum.”

Afrika’da altın, elmas, uranyum, bakır gibi yeraltı madenlerinin üzerinde karnı aç, başı açık, yalın ayak yaşayan adama da sömürgeciler ezberletmişler; “Demokrasi istiyoruz, adalet istiyoruz.”

O ne diye sorulduğunda; “Çeyrek ekmek, naylon bardakta su, kola” diye cevap alınmış.

Gülmeyin, düne kadar Beyazıt Meydanı’nda bağıranlar makam arabasına oturduktan sonra, “Hocam, bu demokrasi ne güzel şeymiş” diyor.

Sömürenler de demokrasi şampiyonu olarak kendilerine madalya takıyorlar.

Avrupa Birliği’nde ve mahkemelerinde bu güne kadar Avrupa’yı haksız çıkaran tek karar alınmamış.

Avrupa da, demokrasi konusunda yaya kalınca Birleşmiş Milletler’e gözler çevrildi.

Bağımsız Filistin Devleti’nin kurulması, başkentin Doğu Kudüs olması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde dün, 31 Aralık 2014 günü, Türkiye saatiyle 00.00’da yapılan oylamada on beş üyeden sekizi “Evet” oyu kullanmış.

Durun, bir oy fazlasıyla kazanmışlar diye sevinmeyin.

Önce hangi ülkeler “Evet” demişler okuyun: Fransa, Ürdün, Şili, Arjantin, Çad, Lüksemburg, Çin ve Rusya.

Çekimser kalanlar: İngiltere, Litvanya, Nijerya, Güney Kore ve Ruanda.

“Hayır” diyenler: Amerika ve Avusturalya.

Çekimserler yok hükmünde olduklarına göre sekiz “Evet” oyuna karşılık iki “Hayır” oyu olduğundan, on oyun sekizini aldıklarından kazanmış olurlar.

Veya on beş oyun sekizini aldıklarından bir oy fazlasıyla yine kazanmış olurlar.

Kazanamamışlar.

Farz edin ki on dört oy aldılar. Kazanabilecekler miydi

İşte burada demokrasinin zirvesi devreye giriyor.

Daimi üyelerden Çin, Fransa, Rusya “Evet” oyu vermiş.

İngiltere çekimser kalmış.

Amerika “hayır” demiş.

On dört oy alsalardı yine de Amerika’nın vetosuyla demokrasinin idam sehpasında sallanmaya devam edeceklerdi.

Milli güreşçilerimizden Muzaffer Can anlatmıştı: Osmanlı’nın pehlivanlarının sırtını yerine getiremeyen Avrupalılar bir toplantıda çareler düşünürken biri, “Bu spor Müslümanların. Siz onların kurallarına uyuyorsunuz ve kaybediyorsunuz. Greko-Romen diye bir güreş icat edin. Minder koyun. Zamanla sınırlandırın. Belden aşağısını yasaklayın. Düdüğü de kaptırmayın, hakemler hep sizden olsun.”

Bizim cihan pehlivanını Paris’e çağırırlar.

Mindere çıkarırlar, bizimki bir dalar adamın sırtı yere gelir ama saymazlar çünkü ayaktan tutmak yok.

“Tamam” demiş bizimkisi.

Bir kaç defa sırtını yere getirmesine rağmen sayı üstünlüğü ve aldığı cezalarla ilk defa Osmanlı pehlivanını mağlup ederler.

İşte ondan sonra bunu hayatın bütün alanlarına yaymışlar ve en sonunda fıkhımızı kaldırtıp kanunlarını kabul ettirmişler. Değerleri belirleyici onlar olduğuna göre onlara bir şey yapamayacağımızdan biz de şimdi birbirimizi yenmeye ve yemeye çalışıyoruz.