Birazcık Feraset!

Abone Ol

           İnsanlar birazcık “feraset” sahibi olsa yılan tarafından “parmaklarının” sokulduğu deliğe elbette “parmaklarını” bir daha uzatmazlar.

           Ama birazcık ferasetten bile nasibi olmayanlar ise aynı deliğe parmaklarını tekrar tekrar uzatırlar!

           Hem de ne hayallerle!

           Hayallerinde “barış” vardır.

           Hayallerinde “dostluk” vardır.

           Hayallerinde “kardeşlik” vardır.

           Daha neler vardır neler!

           Ama bunların hiçbiri “hayal” olmaktan öteye geçmezler.

           Çünkü yılan her zaman yılandır!

           Ve yılanlığını mutlaka yapacaktır.

           Hiç kuşkusuz tabiatı icabı fırsatını bulduğu anda deliğine uzatılan dostluk parmağını sokacaktır.

           Şüphesiz ihtiyacı olduğu sürece yüze gülecektir.

           Dostmuş gibi davranacaktır.

           Eski günleri hatırlatıp “yine o günlere dönebiliriz” mesajı verecektir ama o günlere geri dönmek artık imkânsız bir şeydir.

           Zira eski günlerin samimiyetinden ve ihlasından artık hiç eser kalmamıştır.

           Eski günlerde “kaybedecek bir şeyleri olmayan” insanların artık “kaybedecek çok şeyleri” oluşmuştur.

           Makam mevkiler söz konusudur.

           Mal mülk söz konusudur.

           Özetle söylemek gerekirse “sosyal statüleri” değişmiştir.

           Farklı bir ifade ile arkadaşlar sınıf atlamışlardır.

           Sınıf atlamışlar ve “tok açın halinden anlamaz” konumuna gelmişlerdir.

           Şimdi yüze gülmeleri “açın halinden anlamaya” başlamış olmalarından değil, içinde yaşadıkları lüks hayatı devam ettirecek gücü kaybetme korkusu yüzündendir.

           Yani birilerini maşa olarak kullanarak bir süre daha iş başında kalmaktan başka hesapları yoktur.

           “Yokuş aşağı hızla giden freni patlamış kamyona” hedefe ulaşmak amacıyla nasıl binilmezse böyle yüze gülenlerin peşine de aynı nedenle takılmak doğru olmaz.

           Tamam, geçmişte bir birliktelik ve beraberlik yaşanmıştır ama sonrasında yaşanan bütün gelişmeler böylesine bir birliktelik ve beraberliğin artık mümkün olmayacağını açık seçik ortaya koymaktadır.

           Herkes kendi yoluna gitmelidir.

           Siyasi güce sahip olmak için her yolu mubah sayanlar ile bu konuda hassas olanların aralarında mutlaka çok fark vardır.