Bir bayramdan çıktık. Bayram bile artık ağız tadı vermiyor. Kurbanlıklarımızı kesmemiz, yoksullarla, sevdiklerimizle, çoluk çocuğumuzla bayram sevinicini yaşayamaz olmamız düşündürücü. Hüzün ötesi ağırlık var üzerimizde. Yılgınlık ve bezginlik bütünü kuşatmış. Müslümanların hayata ortak bakışı simgeliyor kurban bayramı. Bir bölüşme ve fedakârlık örneği ve yaşanmışlığı.
Bayramda Arafat’ta yaşanan bir kazanın kiminde üzüntü kiminde sevinç oluşturabileceğini bile yaşıyoruz. Her gün toprağa düşen gençlerin aileleri saran ateşi içindeyiz. Yangın giderek büyüyor. Büyüdükçe çemberimiz daralıyor. Bu topraklar üzerinde yaşayanların birbirilerine bu denli nefret dolu bakışları ürkütücü. Siyasal ve çıkara dayalı bölünmüşlükler kültürler ötesi. Ve hatta bir Hilal-Haçlı savaşının boyutunu aşmış durumda. Kaldı ki, Müslümanlar savaşın bir tarafı değil. Kudüs’e sefer yapan Haçlılar gibi üzerimize abanan bir karabasan var. O zaman birliğimiz ve beraberliğimizle bunları savuşturuyorduk.
Kendi kendimizi kuşatmış bir iç savaşın karmaşasındayız. Biz bizi halletmeye yönelmişiz. Bu savaşın önüne geçmek o kadar da kolay değil ne yazık ki.
Geçmişte bu topraklarda yaşayan İslâm ve Müslümanlara nefret dolu bakışlı insanlar çok çok azınlıktaydı. Gayrimüslimler komşularına gayet anlayışlı davranıyorlardı. Bu onlarda korkuyu dayanan bir psikoloji değildi. Komşulukları anlayış ve hatta sevgiye dayanıyordu. Herkes kendi hayatının tercihini şöyle ya da böyle yaşıyordu,
Bugün ne yazık ki durum çok farklı. Hemen her kesim birbirinin açığını veya boşluğunu kolluyor. Hasmımı nerede nasıl vurur indiririm diye.
Bu büyük ayrışmanın kökleri derinleşiyor giderek ve kök salıyor. Taraflar bunu sürekli olarak ateşliyor, körüklüyor.
Bu savaşı bitirmek Müslümanlara düşüyor. Bir an önce bu ateşin sönmesi, bu nefretin azalması gerekiyor. Hemen herkese düşen iyi ve hayırlı bir niyetle adım atması. Geçmişi bir yana bırakması. Nefret dilini unutması.
Kurban Bayramı’nın böyle bir özelliği var. Kurbandan fakirin hakkı verilirken, müslim olsun gayrimüslim olsun hali vakti yerinde olanlara da kurbandan pay verilir. Kalplerin birbirine yumuşamasında önemli bir hamledir. Kalplerin yumuşaması, sevginin başlangıcıdır. Bunu ne çok gereksinimimiz var bizim.
Nefreti azaltmak adına geri adım atmada çekinilmesin. Bu hayrın ve güzelliğin bir başlangıcı olacaksa erdemli bir davranış olur. Böyle bir hamle insanı küçültmez yüceltir. Hayat uzun bir yolculuktur. Bu uzun yolculukların inişleri çıkışları, sapmaları olur.
Hayat yolculuğunda yanlışlıkların olması doğal. İş yapanın, yol yürüyenin, eylemde bulunanın mutlaka hataları olur. Kaçınılmaz bir durumdur bu. Eylemsizlerin kusuru olmaz. Donuk, eylemsiz ve sıradan bir hayatın hiçbir şeyi olmaz. Özellikle bu tipler ukala, geveze ve küstah olur.
Bir bayramdan çıktık. Bir seçim sürecinin yoğunluğunda ve karmaşasında laf kalabalıklarına aldanılmadan, bilinen yolda sağlıklı bir yol yürüme tercihi gerekiyor. Buna ne çok gereksinimimiz var. Her insan bizim için değerlidir. İnsanlar arasında fark yoktur. Her insan yanlış bir yol izleğinden olsa bile hakikati bulmaya aday. Olmasa bile insanı cezalandırmak bize düşmez. Onun biricik yargılayan bir makamı var.
Bir bayramdan çıktık, yeni ve taze bir dil ile yola çıkmalıyız. İnsanları selam ile esenlemek iyi bir başlangıç olur. Tanıdık olsun olmasın fark etmiyor. Allah’ın selâmını insandan esirgememek güzel ve hayırlı bir adım olur.
Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi, iyilik ve güzellikleri üzerinize olsun… Bundan daha iyi bir dua ve temenni olur mu