Bugün futboldan biraz uzaklaşıp, gündemdeki iki önemli
diğer spor olaylarına gireceğim.
Neredeyse 24 saat kaldı 2020 Olimpiyat Oyunları nın ev
sahipliğini belirleyecek oylamaya... Oylama Arjantin de... Biz de oraya çok
geniş bir kafile ile gittik. Sayın Başbakan da bu kafilenin içinde...
Çalışmalarımız özellikle son aylarda yoğun biçimde sürdü. Hayırlısı diyelim ve
biraz geriye, biraz da ileriye bakalım.
Efendim; Ev sahipliği için İstanbul şehrimiz aday. Tarihi
ile iki kıta üzerinde bulunuşu ve doğal güzellikleriyle diğer adaylardan öne
çıkabilir. Ancak İstanbul un spor tesisleri ne durumdadır. Bildiğim kadarı ile
Olimpiyat Stadı ki, burada atletizm müsabakaları yapılır, Sinan Erdem ve Abdi
İpekçi salonları ki, buralarda da basketbol maçları oynanır, Burhan Felek
salonları ki, buralarda voleybol maçları oynanır. Ya sonrası Güreş, boks ve
diğer olimpik sporlar nerelerde yapılabilir İşte Tokyo ve Madrid in bizden öne
çıkan tarafı budur. Bu iki şehrin hemen hemen bütün branşlar için hazır
tesisleri vardır. Biz ise yukarıda saydıklarımın dışında kalanları önümüzdeki 7
yıllık süreçte bitirmek zorundayız.
Düne kadar denetim heyetlerine hep maket, kağıt üzerinde
projeler sunmuş olduğumuzda ev sahipliğini bir türlü alamamıştık. Bu defa
İstanbul şehrinin metrosu, metrobüsü, raylı sistemi eksik olan tesislere
karşılık diğer yıllara oranla bir avantaj. Bir de yerel yönetimin yapmakta
olduğu yeni yatırımların o günlere kadar artılar kazandıracağı var önümüzde...
Yani geçmiş adaylıklara oranla inandırıcılığımız fazla. Ancak spor tesisi
olarak koca İstanbul hâlâ fukaradır. Basın Köyü, Sporcu Köyü nereye
yapılacaktır Okçular, çim hokeycileri nerede yarışacaklardır Yani iş öyle
şipşak işi değildir. Hayırlısı deyip, duamızı da eksik etmeyelim derim. Haaa az
kalsın unutuyordum. Bir de haçlı meseli var ya... Örnek mi Koca Güney Amerika
kime oy verir sizce Yani Latinler... O halde Müslüman kardeşlerimizin bileğine
kuvvet de diyelim.
BASKETBOL
Aman Allah ım o da ne Benim Dünya ve Avrupa ikinci
takımım ne hallere düşmüş Kafadan rakip Finlandiya... Yani grupta İsveç le
birlikte yenmemiz mutlaka şart olan bir rakip. Tamam sporda sonuç kestirmek
mümkün olamayabilir ama favorisi de vardır bu işlerin. Biz öyleydik bu maça
çıkana kadar. NBA dan gelenlerimiz ve kulüplerimizin Avrupa Kupaları nda iyi
işler yapan oyuncuları vardı. Ama o da ne Bir aralık 22 sayı geri düştük be...
Bizim ligin geçtiğimiz sezon küme düşen hiç bir takımı Finlandiya karşısında bu
kadar aciz kalmaz, hatta maçı bile alabilirdi. Ben bu yazıyı yazarken henüz ikinci
maçı oynamamıştık. Ama bu gruptan çıkamaz ve elenirsek bu işin sorumlusu kim
varsa, hemen tasını tarağını toplayıp gitmelidir. Bu kadar basit. Bu yenilgi ve
şekli bana çok koydu. Ayıp yahu!