Biraz Ekonomi, Azıcık da Kuru Fasulye

Abone Ol

Komiklik, şakalar, uzun ve kısa videolar, bitmeyen olaylar, geçinemeyen insanlar, ateş pahası çarşı pazar, stres yüklü sokaklar, aklı havada gençler, emekliliğine doyamamış yaşlılar, doğumlar, ölümler, hastalıklar, rahatsızlıklar derken paldır küldür yaşıyoruz bu hayatı. Ama nasıl paldır küldür, böyle freni patlamış kamyon gibi. Şöyle düşünün, kamyon eski model, alternatif fren sistemi yok, yokuş aşağı almış başını gidiyor, nerede duracağını ise bir Allah biliyor. Biz ise, “Hakkımızda hayırlısı” kapanışlı cümlelerle yaşamaya devam ediyoruz. Daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz.

Ülkenin neredeyse %90’ı yoksulluk sınırının altında bir maaşla çalışırken, “Uzaya kimi göndersek?” sorusu ile muhatap oluyoruz. Enflasyonda dünyanın en sonundaki üç beş ülkesinden biri olmamıza rağmen kendimizi Almanya ile falan kıyaslıyoruz. Japon esnafının yaşadığı zorlukların, Avrupa’daki benzin kuyruklarının, ekonomimizdeki düzelen göstergelerin haberlerine maruz kalıyoruz. Sayın yetkilimiz, bakanımız, efendimiz, “Korkmayın, bundan kötüsü yok, Türk lirası daha fazla değer kaybedemez, dibi gördü dibi” dedikten sonra her geçen gün, dibin de dibine doğru yolculuğumuz devam ediyor. Dibi görmemişiz daha ya daha da dibi varmış. “Efenim ekonomimiz şu aylardan sonra şöyle düzelecek, ışıl ışıl şey olacağız, gözlerinizi bir kapatın, altı ay bir uyuyun, bir durun, bir susun, az biraz daha durun, aha şimdi, aha birazdan, aha Temmuz’da, aha Ağustos’ta, o ay şu aydan, bu ay diğerinden daha iyi olacak” diye diye bugünlere geldik. Şöyle dönüp anamıza bakıyoruz ki, o yine ağlar durur hem de hüngür hüngür.

Paldır küldür yaşam, lambır lumbur işler, güldür güldür şovlar, hüngür hüngür videolar derken yaşayıp gidiyoruz bu hayatı be. Adam sorunları üretmiş, çoğaltmış, büyütmüş, yığa yığa yıllarımızı yemiş, şimdi de, “Sorunlarımız var, biliyoruz, çözeceğiz” diyor. Evet, aynen böyle diyor. Yani aslında şöyle diyor: “Kendi ürettiğimiz sorunlar, bizden başkası çözemez.” E tabi başka ne demesini bekliyorsunuz ki? Asıl problem şurada, millet de buna inanırsa, aha o zaman yandık demektir. İşte ondan sonrasını hayal bile etmek istemiyorum.

Şimdi gelelim kuru fasulyeye. Kuru fasulyenin elbet faydaları vardır ama bence etli kuru fasulye olmaz. Et olduğu zaman farklı bir yemek gibi oluyor. Kuru fasulye etli olmamalı ama soğansız da yenmemeli. Bir de pilav olacak. Pilav da pirinç pilavı olmalı. Biraz da ekmek. Böyle arada suyuna falan banacaksın, oooh mis. Hadi afiyet olsun.