Yaşadığınız dünyada, “bir damla petrol, bir damla kandan
daha değerli” ise bu dünyanın yaşanılmaz olacağını unutmayın. Hiçbir medeniyet
döneminde bu kadar insanın açlıktan ölmediği, savaşların bu kadar acımasız
olmadığı bir dünya elbette ki yanlış zihniyet yüzünden yaşanılmaz
kılınmaktadır. Sınırların ve yönetimlerin yeniden belirlendiği mevcut dünyada
neden zihniyeti de yeniden belirlemeyelim!
Zihniyet değişikliği için iki adım gerekiyor. Birincisi
“bırak” adımıdır. Mevcut dünyayı elinde tutmayı bırakma adımıdır bu. Çünkü
mevcuttan vazgeçmeden yeniyi nasıl elde edebiliriz ki Üstelik mevcut bize bir
şey vermiyor. Veriyor gibi gözüküyor ve sadece alıyor. Bazen bir şey veriyor on
şey alıyor. Bundan rahatsız olmayanlara söyleyeceğimiz bir şey yok. Ancak
rahatsız olup verilenle kendini avutmaya çalışanları uyarıyoruz: Mevcut dünya
sizi bırakmadan bu dünyayı bırakın.
İkinci adım ise “bekle”mektir. Ancak bu adıma geçmek için
ilk adımın atılması şarttır. Aksi takdirde ne kadar beklerseniz bekleyin
beklenen olmayacaktır. Mevcut yapıyı bıraktıktan sonra beklemek, karada gemi
inşa etmek gibidir. Bu şekilde bekleyenler, suyun Allah tarafından ayaklarına
geleceğine inandıkları için beklemeyi sürdürürler.
Müslümanların haksızlıklara karşı bir türlü
sindirilemeyen mücadele azmi olan cihat şuuru “bırakma” derecelerine göre
mevcut sistemi şekillenmektedir. Yüksek ahlâki değerlere bağlılıkları ise
beklemeye tahammülleriyle doğru orantılıdır. Kendisini aynada görmek isteyen
aynayı temizlemelidir. Bu ise, içerden başlar, bu yüzden önce kültürden
başlayacağız.
“Batıyı güçlü, batıyı üstün gören, bütün ilimlerin
kurucusunun batı âlemi olduğuna inanmış, eğer biz de gelişecek ve
kalkınacaksak, batılılara benzemeliyiz, batı kültürünü bütünüyle
benimsemeliyiz” diyen batı taklitçisi, batı hayranı, aşağılık komplemsine
düşmüş yeni bir okumuş adam tipine karşı dik duracağız. Üstelik bunlar muhafazakâr
olsalar da…
Dünyada büyük değişiklikler meydana geliyor. İkinci Dünya
Savaşı’ndan bu yana dünyayı yönetenler güçlerini kaybediyor. Yeni ülkeler, yeni
aktörler ile zenginlik, güç dağılıyor. Bu açıdan Müslümanlar, kendi sorunlarını
ve beşeriyetin karşılaştığı sorunları, kendi dünya görüşü ve değer ölçülerini
esas alarak çözmeye çalışmalıdır.
İslam dünyası olarak, tarihi bir sınav içerisindeyiz.
Kaderi ilahi yeryüzünün mazlum insanlarının önünü açmış, Batı’nın bütün hile ve
desiseleri gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. İslam âleminde Hakk’ın hâkimiyeti
için kıyamlar başlamıştır. Görünen o ki, Batı’nın zulüm medeniyetinin sonu
gelmektedir. Hak ve adalet temelli İslam medeniyetinin doğum sancıları
başlamıştır.
Biz Müslümanlar, barış ve adaletin hâkim olduğu bir dünya
istiyoruz. Böyle bir dünyayı kuracak temel ilke ve esaslara sahibiz. Bu
nedenle, biz yeni bir medeniyet ve yeni değerlerin gerekliliğine inanıyoruz.
Mazlumların ayağa kalkması için kendisine ayak bağı olan dünyalıkları
“bırak”masını ve zalimlerin diz çökmesi için de azimle “bekle”mesini tavsiye
ediyoruz. Bırak ve bekle ki, niyetinde sakladığını karşında elbette bulacaksın.