Bir yolculuk

Abone Ol

Kendini tanıyan insan eşini ve çocuklarını da tanır ve

onları bir kitap gibi okur. İnsanı okumak ise kişinin öncelikle içinde bir

yolculuk yapması ile mümkün olur. Bu yolculuk onun gelişimini üst noktalara

taşır ve insan tarafını geliştirir. Çünkü burada sevginin bütün kaynakları

vardır. Sevginin kaynaklarına inen bir kişinin ise eşine ve çocuklarına zarar

vermesi beklenemez.

İnsanı anlamak ve okumak: Zeytini dalından koparıp,

aldığınız vakit yiyemezsiniz, acıdır. Ama onu ayrıştırdığınız vakit zeytinyağı

gibi değerli bir ürün alırsınız. İşte insan yapısı da, rafine olmalı, işlenmeli

ve faydalı olan tarafı ön plana çıkartılmalıdır.

Altın yoğun bir basınç sonucunda ortaya çıkıyor. İnsanın

dönüşmesi de yoğun bir çaba ve emeğe ihtiyaç duyar. Fakat insan meşakkatli bir

iş olsa da bu dönüşüme, bu insanileşmeye tabi olmalıdır.

Bir dakikanızı ayırınız: İnsan gündelik meşgalelerin

peşinde koştururken, varlığının mahiyetini unutuyor ve kötülük yapmaktan

kaçınmaz. Oysa bir insan günde bir dakikada olsan ben kimim sorusunu sorma

cesareti gösterebilse dünyaya iyilik yapmak üzere gönderildiğinin farkına

vararak istikametini bulabilir. Ama ne yazık ki insanın en büyük hatası

unutkanlığıdır.

Çocuğun gözleri: Adamın biri yabancı bir şehirde ekmek

almaya çıkar fakat fırını bilmemektedir. Yürürken, az ilerde bir araba görür

içinde de on iki yaşlarında bir çocuk vardır. Eğilir ve çocuğa ben buranın

yabancısıyım, burada bir park varmış bana tarif eder misin Diye sorar. Çocuk

amca ben de bu şehrin yabancısıyım, ama anladığıma göre park şu sağ tarafta

olsa gerek. Çünkü oradan çiçek kokuları geliyor der. Adam, çiçek kokularının

başka taraflardan da gelebileceğini düşünür ama çocuk bunu anlatmaya devam

eder. Oradan akasyalar, ıhlamurlar, manolya kokuları geliyor, kalabalık kuş sesleri

de geliyor dikkat ederseniz, ekmek kokusu da var, sanırım fırında hemen onun

yanında diye ekliyor. Adam çocuğu tanımak ister ve eğilir görür ki, çocuğun

gözleri görmüyor. Çocuk adamın gözlerini fark ettiğini anlıyor, amca ben beş

yaşında kaza geçirdim gözlerim görmüyor, senin gözün görüyor, onların kıymetini

bil diyor. Adam şaşkın bir vaziyette oradan ayrılırken bir şey daha

öğrendiğini düşünür ve hamdeder.