Bir yılbaşında iki ayrı dünya

Abone Ol

Bazı tarihler ve olaylar insanlığın dönüm noktasını oluşturur. Bunlar insanların tercihlerini ve bakışlarını da belirler. Küresel dalgalanma ve kuşatma insanlığı etkisine almış çekip çeviriyor. İstesek de istemesek de sadece gözlem ile değil, yaşanan gerçeklik ile farklı dünyaları tanımlama ve algılama belirleyici olur. Aralık ayı insanlarımızın tercihlerini göstermede önemli bir ölçü ortaya koyuyor. Medya dünyası bu işin rengini oluşturuyor. Küresel kuşatmanın etkisini en çok bu ayda fark edebiliyoruz.

Mevlâna yı anlama ve algılama Aralık ayında iyice belli olur. Mevlâna yı anma üslupları ve bakış açıları giderek belirginleşiyor. Mevlâna hangi dünyaya aittir dense, baskın psikoloji Mevlâna yı asıl doğrultusundan çok uzakta bir yerde algılanmasına neden olur. Kur an müfessiri olan Büyük Mevlâna bugün farklı bir düzleme çekilmektedir. Kur an ı asıl ruhu ve özüyle kavrayan bu büyük İslâm alimi basit düşünüşlü adamların dillerinde sıradanlaştırılıyor. TV5 te yapmakta olduğumuz "Edebiyat Okumaları" programımıza Mesnevî den bir bölüm okuyarak giriş yapıyoruz. Konuklarım Mesnevî nin okunmasından sonra farklı bir ruha bürünüyorlar, programın akışı değişiveriyor. Programda küçük bir bölüm okunduğunda, Kur an ı hakkıyle bilen misafirlerin algı ve bakış dünyaları birden açımlanıyor. Bu bakış sohbetin hazzını da ortaya koyuyor.

Aralık ayı büyük şair ve düşünür Mehmed Âkif Ersoy un ölüm yıldönümü. Onu ve düşüncesini sahiplenenler ve aslıyla, özüyle kavrayanlar izleğinde olmayı bir ilke olarak benimsiyorlar. Dünyaya farklı pencereden bakanlar bu büyüklerin kıyısından köşesinden geçmiyorlar. Mevlâna yı sadece kendilerine bir malzeme olarak kullanıyorlar.

Üzerinde asıl durmamız gereken konu yılbaşı kutlamaları. Global Hıristiyanî kültür dünyayı kuşatmış, kendi ruhunca çekip çeviriyor. Buna yerli Hıristiyan ruhlular da gönüllü olarak eşlik ediyorlar. Kişiliksiz bir insan duruşunun en somut yüzü burada beliriyor.

Hayatı ve insanlığı önemsemeyen dünyayı salt bir eğlence olarak görenlerin ruh dünyalarını bu durum çok iyi ortaya koyuyor. İçten içe Hıristiyan ruhla yoğrulmuş olanların tutumu burada beliriyor. Tercihler noktasındaki yönelimler de bu zaman kesintinde iyice netleşiyor.

Yılbaşı gecesi Karabük ün Yenice ilçesindeydim. İlçeye yatsı ezanına yakın girdiğimizde sokaklarda bir ölüm sessizliği vardı. Yenice; temiz, saf, duru bir Anadolu kasabası. İnsanları da bu ruha uygun. Program yapacağımız salona gittiğimizde derin bir sessizlik vardı. Yatsı ezanı okunuyordu. Program saatinde salona girdiğimizde samimi insanların oluşturduğu bir topluluk ile yüzleştik. Büyük bir kalabalık değildi. Salonun yarısı doluydu. İki yıl önce gittiğim Diyarbakır da çok daha büyük bir kalabalığa hitab etmiştim. Elbette biz binleri bulan insan topluluğuna hatip eder gibi zamanı çok iyi kullanarak konuşmamızı yaptık ve bitirdik. Dinleyicilerin dikkati ve duyarlılığı binlerce insanın psikolojisinden daha iyi idi. Önemli olan budur. Büyük oluşlar mütevazı toplantılardan oluşur. Bir avuç insan çok şeyi değiştirir, dönüştürür.  Sokağa çıktığımızda da sokaklarda derin bir sessizlik vardı. Program öncesi ve sonrasında televizyon kanalları geçilirken nasıl bir ruh dünyasında bulunulduğu iyice belirginleşiyor.

Bu yılbaşında dikkatimizi çeken şudur. Akepe ile birlikte İslâmi taban da sıradanlaşıyor ve duyarlığını yitiriyor. Onlar sanki bir düğmeye basılmış gibi değerler düzleminden çekilmiş, vurdum duymazlığı tercih etmişler. Dünyada hiçbir şey olmamış, olmuyor gibi televizyonların eğlence saflarını tercihe yönelmişler. Asıl dikkat çekici yan burası.

Anadolu Gençlik in Türkiye genelinde düzenlediği 31 Aralık Mekke nin Fethi kutlamaları yerine tercihlerini televizyonların insanlığın üzerine abandırdığı süflilikten yana kullanıyorlar.

Bu son hafta içinde Anadolu izlenimlerimden edindiğim en önemli durum şudur: Milli Gençlik Vakfı ile Anadolu Gençliğin önemi daha çok belirginleşti. Eğitim-Bir-Sen in genç kadrosunu oluşturan, eğitimin önemli kademelerinde görev alanlar bu soylu kurumda yetişenlerden oluşuyor. Akif programlarında onlar var, varlık olarak onlar ortada.

Anadolu Gençliğin önemi ve sorumluluğu bu zamanda daha çok artıyor. Yeniden düzlemini ve konumunu belirlemesi ve güçlendirmesi açısından. Bu yeni zamanda yeniden daha güçlü onlara gereksinim bulunuyor. Çünkü kaygan düzlemde ayakları yere sağlam basan manevi gençliğe büyük bir gereksinim bulunuyor. Bu atmosfer ve bu ruhta devam edilirse yarın çok geç olabilir. Çünkü küresel Hıristiyanî kuşatma insanlığı kasıp kavuruyor.