Bir yandan teröristlere destek, öbür yandan terörden şikâyet!..

Abone Ol

SÖMÜRÜ çarklarını sürdürebilmek için bir yandan

teröristlere destek veren, ardından da aynı ülkelerin yöneticilerinin terörle

mücadelede birlikte hareket etme söylemlerini insan şaşkınlıkla izliyor. Yani

bir yandan terörü sömürü aracı olarak görüp kullananların terör kendilerini

vurduğunda gürültü koparmaları işin özünü hem kendi toplumlarından hem de

sömürülen ülkelerin insanlarından gizlemeye yönelik bir taktik olarak görmek

yanlış olmaz.

Yakın çevremizde yaşananlara şöyle bir bakmakla, nerede

bir karmaşa ve çatışma varsa öncelikli olarak o alanlarda huzuru bozanların

sömürgeci ülkeler olduğunu görmek mümkün. Kaldı ki, iç çatışmanın olmadığı,

sükûnetin hâkim olduğu ülkeleri de sömürüyor olmalarına rağmen, o ülkelerde

idareyi ele geçirirken ve geçirdikten sonra uzun süre sömürgecilerle işbirliği

yapan yöneticileri zamanla ülkesinin iliklerine kadar sömürüldüğünü görmenin

isyanı anlamına gelen seslerini biraz yükseltmeleri halinde o ülkede darbe ya

da çatışmanın fitili ateşleniyor. Bir süre sonra ister istemez geçmişten gelen

bir takım tepkiler sebebiyle oluşmuş muhalif gruplar sömürgecilerin desteğini

yanlarında görünce sonu gelmez çatışmalar başlıyor. Söz gelimi Irak Saddam

döneminde de sömürülmüyor muydu Sömürülüyordu. Ne var ki, sömürgeciler bununla

yetinmediler. Saddam ı önce İran a saldırttılar. Ardından Kuveyt i işgal etmesi

için destek verdiler. İşgalin ardından Kuveyt i kurtarmak ve Suudi Arabistan ı

da muhtemel bir saldırıdan korumak bahanesiyle hareket geçtiler. Televizyon

ekranlarından günlerce yapılan canlı yayınlarla Irak bombalandı. Kuzey de uçuşa

yasak bölge ilan edildi ve Irak hükümet kuvvetlerinin ilişkisi bu bölge ile

kesildi. Bu arada da bu bölgede yeni bir yapılanmanın temelleri atıldı. Atılan

bu temel bir başka bahane ile Irak ın işgali ile birlikte bağımsızlığını ilan

etti. Daha doğrusu işgalciler tarafından yarı bağımsız bir statüye

kavuşturuldu.

 Afganistan da ise

uzun yıllar süren Rus işgaline karşı verilen mücadelenin ardından Ruslar

çekilip gitseler de yıllarını dağlarda geçirmiş grupların iktidar mücadelesine

sahne oldu. Bu çatışmalar hâlâ sürüyor. Ortaya çıkan otorite boşluğu sebebiyle

Afganistan, temelleri komşu ülkelerde atılan bazı terör örgütlerinin kullanım

alanı haline geldi. Afganistan daki terör örgütlerini temizleme iddiasıyla bu

ülke işgal edildi.

İslam dünyasını kendi planlarına göre yeniden dizayn

etmek isteyen sömürgeci güçler bu defa Suriye de harekete geçtiler. İç

çatışmaların başlaması ile birlikte taraflara her türlü silah desteği yine

sömürgeci güçlerden geldi. Afganistan da Ruslara karşı verilen mücadelede de

mücahit gruplara silah desteği veriliyordu ama bu destek, Afganistan da bir

tarafın tam hâkimiyet kurmasını engelleyecek şekilde yürütüldü.

Irak ta otoriteye son verenler yerine yeni bir otoritenin

hâkim olmasını da istemediler. Merkezi yönetim ile yönetim dışı güçler arasında

sürekli çatışma sürüp geldi. Ne var ki, merkezi yönetimin de yönetime karşı

mücadele veren örgütlerin silahı da sömürgeci güçlerden geliyor. Sonuçta

devreye Suriye nin de sokulması ile bölgemize yönelik sömürgeci güçlerin

planlarının uygulanmasında bir adım daha atıldı. Suriye de yaşananlara

baktığımızda mücadele eden tüm tarafların silahlarının üzerindeki markanın

sömürgecilere ait görülüyor.

Ülkelerde oluşturulan iktidar boşluğunun yerini terör

örgütlerinin doldurduğunu, Afganistan, Irak, Suriye ve Yemen e bakarak söylemek

yanlış olmaz. Öyle ise bugün terör kendi ülkelerine sıçradığında gürültü

koparan sömürgeciler ellerini bölgemizden çekip gitmedikleri, tüm taraflara silah

satışını sürdürdükleri sürece terör sona ermeyecektir. Çünkü terörün kaynağı

bölgemizden çekilmek istemeyen sömürgecilerdir. Bir yandan teröristlere destek

verip, diğer yandan terörden şikâyetçi olmak samimi bir tavır değildir.