Bismillahirrahmanirrahim
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Irkçı emperyalizm “faizi ve modern vergileri” bir sömürü ve zulüm aracı olarak kullanmaktadır. Ve bugün yaşadığımız dünyada, içine faiz dâhil edilmemiş bir tek üretim ve içinde haksız vergi bulunmayan bir tek satış ve gelir bırakılmamıştır. Bugün böyle bir zamanda yaşıyoruz. Bu zamanın geleceğini Peygamberimiz bize haber vermiştir. EBU DAVUD BÜYU 3/3331: Ebu Hureyre’den (R.A.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemeyen hiçbir kimse kalmayacaktır. Kişi, faiz yemese bile, kendisine onun buharı bulaşacaktır.” Faizin buharının bulaşması, faiz işlemine şahitlik, kâtiplik yapmak veya faiz yoluyla elde edilen kazançtan verilen ziyafetten yemek, böyle bir kazançla satın alınan hediyeyi kabul etmek gibi değişik şekillerde olabilir. Bu hadisten alınacak ders, faaliyetlerinin esası faize dayanan banka dâhil, bütün benzer kurumlar konusunda Müslümanların dikkatli olması gerektiğidir. Şu veya bu gerekçelerle tercih edilen faizli işlemlere “faiz değildir” demek veya “caizdir” diye fetva vermek Siyonizm’e verilen en büyük destek olur. Müslüman bir kimsenin, faiz şüphesi olan işlemlerin tümünden “faiz olduğunu” esas alıp kaçınması takvanın gereğidir. Abdullah b Ömer (R.A.) Resulûllahı (S.A.V.) şöyle buyururken dinlediğini haber vermiştir: “İyne (yani malı yüksek fiyatla vadeli olarak satıp, daha ucuza peşin parayla nakde çevirmek) yoluyla alışveriş yaptığınız, hayvancılığı ve tarımı gaye edinip cihadı terk ettiğiniz zaman, Allah size öyle bir zillet verir ki dininize (cihada) geri dönünceye kadar o beladan kurtulmanız mümkün olmaz.” Bu hadis, dünyevileşerek “faizci düzene rıza gösterip adil bir düzenin” kurulması için cihadı terk etmeyi ve malı vadeli olarak pahalıya alıp, aynı malı peşin parayla daha ucuza nakde çevirmeyi kınamaktadır.
OYNANAN OYUN
Faiz, dünya Siyonizm’inin bir oyunudur. Faiz bir bedel verilmeden alınan açık bir fazlalık olduğu için, ihtiyaç sahibinin ihtiyacını hafifletecek yerde, onun emeğini ve üretimini karşılıksız gasp eder, dolayısıyla borç yükünü daha da ağırlaştırır ve gerçekte o toplum böylelikle Siyonizm’e çalışan köleler haline dönüşür. 2016 yılında kurumlar vergisi mükellefleri arasında ilk onda “sekiz bankanın” öne çıkması, bu sömürü düzeninin sonucudur. Paranın sadece para babalarının etrafında dönen bir sermaye olması, toplumu durmadan ihtilâllere sürükler. Barışı ve refahı bozar, terörü artırır, ülkeyi yıkıma götürür. Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıların temelinde faizci kapitalist nizamın temel kuruluşu olan günümüz “bankacılık sistemi” yine bu nizamın “haksız vergi düzeni” ve bu iki düzeni besleyen “materyalist eğitim” bulunmaktadır. Türkiye’yi 15 yıldır idare eden AK Parti, bu üç şeyden taviz vermediği için ülke, her bakımdan içinden çıkılmaz hale gelmiştir. AK Parti, günümüz bankacılık sistemini, vergi düzenini ve materyalist eğitimi esas aldığı için toplumda, büyük bir manevi tahribat, ekonomik yıkım, çatışma ve gerginlik zirve yapmış, dış politikada tam bir facia yaşanmaktadır. Bu tükenmişlik, metal yorgunluğu, kokuşmuşluk, bu politikalarda ısrar edildiği sürece de son bulmayacaktır.
RAKAMLAR
2017 yılı bütçe rakamlarını doğru okuduğumuzda oynanan oyunu net olarak görebiliriz. 2017 bütçe giderleri 645,1 milyar liradır. Faiz hariç bütçe giderleri 587,6 milyar liradır. Bütçe gelirleri 598,3 milyar liradır. Vergi gelirleri 511,1 milyar lira, bütçe açığı 46,9 milyar lira, faiz dışı fazla ise 10,6 milyar liradır.
Personel giderleri 162,2 milyar liradır. Sosyal Güvenlik Kurumlarına devlet primi giderleri 27,1 milyar liradır. Mal ve hizmet alım giderleri 52,1 milyar liradır. Cari transferler 249,3 milyar lira, sermaye giderleri 66,2 milyar lira, sermaye transferleri 10,9 milyar liradır. Borç verme giderleri 12,9 milyar lira, yedek ödenekler 6,4 milyar liradır. Faiz giderleri ise 57,5 milyar liradır. Bu rakamlar doğru okunduğunda oyun fark edilir. Öngörülen 46,9 milyar liralık bütçe açığı, borçlanma ile karşılanacak, bu borçlanmalar yine Yahudi para babalarından temin edilecektir. Ve Siyonist para babalarına 2017 yılında 57,5 milyar lira faiz ödenecektir. Bu bütçe borç verenlerin kontrolünde olduğu için milletin üretimine; fındığa, buğdaya, üzüme, fıstığa, pirince, hayvancılığa, sanayi yatırımlarına kaynak aktarımı yapılamamaktadır. Yapılması da mümkün değildir. Çünkü bu bütçe millete değil, borç verenlere hizmet eden bir bütçe olarak hazırlanmıştır. Bu düzen değişmeden, yerine Milli Görüşün savunduğu Adil Ekonomik Düzen ikame edilmeden, Türkiye hiçbir meselesini çözemez. Buna ise ancak Milli Görüş’ün zihniyet, Saadet Partisi’nin ise kadro olarak iktidar olması ile ulaşılabilir.
ALDATMACA
Öyle bir sömürü düzeninde yaşıyoruz ki, kapitalizm bu düzenin dini, para, bu düzenin ilahı, banka tapınağı, faiz ise kıblesi olmuş. Faizi kıble edinmeden bu düzen, kölesine hiçbir iş yaptırmıyor. Faizi “zaruret ve ihtiyaç” diye yutturuyor. En âliminden en cahiline kadar herkes, bu yutturmaca ile daha kolay kandırabiliyor kendisini. Allah’tan korkan bir insan bahanesi ne olursa olsun faiz ateşinin içine girip Siyonizm’in kölesi olmayı içine sindiremez. Faiz, Allah ve Resulüne karşı açılmış bir savaştır. Allah ile savaşılmaz. Allah her halde ve zamanda galip olan ve intikamı şiddetli olandır. Faiz, ırkçı Siyonizm’in İslam âleminin ve insanlığın kalbine enjekte ettiği öldürücü ve yok edici bir mikroptur. Bu mikrobun sebep olduğu bütün hastalıklardan kurtulmanın tek ilacı “din ve düzen” olarak ancak İslam’dır.
Ne mutlu, faizden ve bütün haramlardan kaçanlara, parayla imtihanı kazanıp alışverişini Allah ile yapanlara. Selam hidayete tabi olanlara…