Bir Veli Sultan: Adlî- II. Bayezid (ö.918/1512) ? 4: Terk edilmeyen ikindi sünneti

Abone Ol

Bayezid in İstanbul da yaptırttığı cami tamamlanınca,

açılış için bir tören yapıldı. Törene kalabalık bir cemaat katıldı. Bayezid-i

Velî açılışı yapacak kişi ve o kişide aradığı şartı söyledi. Bu camiyi

içinizde ömründe ikindi ve akşam namazlarının sünnetini hiç terk etmemiş bir

kişi açsın ve namazda imam olsun. buyurdu. Orada birikmiş bulunan derya misali

cemaatin içinden bir tek kişi çıkmadı. Bir tek kişi de diyemedi ki ben ikindi

veya akşam namazlarını terk etmeden sünnetleri ile tamam kıldım. Diyemedi hiç

kimse. Bir tek II: Bayezid Han çıktı ikindi ve akşam sünnetlerini terk etmeden

tam kılan. Padişah: Elhamdülillah ömrümüzde, seferde, hazerde sünnetlerimizi

terk etmedik. Diyerek açılışı yaptı ve oradaki cemaate imam olarak namaz

kıldırdı. Böyle bir ibadet ehli, abid sultandı II. Bayezid.

Su Ve Müzik -Akıl Hastaları Ve Tedavi

Sultan II. Bayezid, İstanbul a Bayezid Camii ni

yaptırmış, Anadolu nun pek çok yerine de hanlar, camiler, külliyeler,

medreseler, köprüler inşa ettirmiştir. Bugün hala pek çoğu ayaktadır. Hele

Edirne de yaptırdığı Bayezid Külliyesi görülmeye değerdir. Üstelik bu

külliyenin temel atma merasimine 23 veya 25 Mayıs 1484 de padişah bizzat

katılarak temeline ilk harcı kendisi koyar. Böyle büyük bir yapı dört yıl gibi

kısa bir sürede bitirilip, hizmete açılır. Açılışta dağıtılan sadaka ve yemeğin

haddi hesabı yoktur. Bu külliyede hastaneden başka, cami, medrese (günümüzde

üniversite), misafirhane, çifte hamam, değirmen, köprü, su dolabı, mehterhane

ve sıbyan mektebi (ilkokul) de vardır. Mutfak-aşevi-kilerden oluşan imaret,

Muvakkithane (saat hane). Medresedeki hocaların maaşları da günlük 60 Osmanlı

akçesi olup,  Osmanlı da ilme ve âlime ne

kadar değer verildiğinin bir göstergesidir. Külliyedeki aşevinden de civarda

bulunan fakirlere yemek dağıtılmaktadır. Bütün bu sebeplerden dolayı bu

külliyeye halk arasında Hürrem bina yani gönül açıcı bina tanımlaması

yapıldı. Üstelik bu külliyede bir de darüşşifa yani hastane vardır. Hastanede

bir baştabip, iki doktor, iki cerrah, iki göz doktoru, eczacı bulunmaktadır.

Hastanenin akustik özellik taşıyan farklı bir yapısı vardır. Çünkü bu hastanede

diğer hastaların yanı sıra akıl hastaları da tedavi görmektedir. Musiki ve su

ile akıl ve ruh sağlığı bozulmuş hastalar en iyi şartlarda tedavi edilmektedir.

Musiki ve su. Avrupa da akıl ve ruh hastaları cadı diye yakılırken, Osmanlı da

musiki ve su ile tedavi edilmekteydi. Medeni Avrupa(!) ve bazı modern ve

ilerici (!) aydınımız ve de gerici (!) Sultan II. Bayezid...

 Köle olmayı isteyen sultan   münâcât

Hudâyâ Hudâlık sana yaraşur

Nitekim gedâlık bana yaraşur

[Allah ım Allah lık Sana yaraşır. Nitekim fakirlik,

dilencilik, kölelik bana yaraşır]

Çü sensin penâhı cihan halkınun

Kamudan Sanâ ilticâ yaraşur

[Madem Sensin sığınağı dünya halkının. Herkesten Sana

sığınmak yaraşır.]

Şeh oldur ki kulluğun itdi senün

Kulun olmayan şeh gedâ yaraşur

[Şah, sultan, odur ki Sana kulluk etti. Kulun olmayan

sultana; yoksulluk, düşkünlük, kölelik yaraşır.]

Şu baş kim sanâ secde eylemeye

Ser-i şah ise zîr-i pâ yaraşur   

[Şu baş ki sana secde etmiyor. Şahın, sultanın başı dahi

olsa o secde etmeyen başı ayaklar altına almak yaraşır.]

Şu dil kim marîz-i gamundur senün

Anâ zikrün ile şifâ yaraşur

[Şu gönül ki senin ızdırap hastandır. Ona Senin zikrinle,

Senin adını anmakla gelecek şifa yaraşır.]

Şu kim dürr-i gufrânun almak diler

Gamun bahrına âşinâ yaraşur

[Her kim, Allah ın hazinelerini almak dilerse; O ndan

gelecek sıkıntıların ne olduğunu bilmesi gerekir.]

Egerçi ki isyânumuz çok durur

Sözümüz yine Rabbenâ yaraşur

[Bu durumda her ne kadar isyanımız çoksa da yine de

dilimize Rabbenâ yaraşır.(İsyan eden kula Sen bizim Rabbimizsin diye tövbe

etmek yakışır.)]

Ne ümmîd ü ne bîmdür işümüz

Heman bize havf u recâ yaraşur

[Bizim işimiz ümitsizlik ve Allah tan korkmazlık

değildir, bize her daim Allah tan korkmak ve ona yakarmak yaraşır.]

Eger adl ile sorasın Adli yi

Ukûbetdür anâ sezâ yaraşur

[Eğer adl ile adaletle sorarsan Adlî yi. Kötüdür,

felakettir sonucu, ona da bu yaraşır.]

Ben itdüm anı kim bana yaraşur

Sen eyle anı kim sana yaraşur

[Benim yaptığım bana yaraşır. Sen, Sana yaraşanı yap

Allah ım! (Ben ettim sen eyleme,Sana ne yaraşırsa Sen onu eyle Allah ım.)]

Şu günde ki hiç çâresi kalmaya

Ana çâre-res Mustafâ yaraşur

[Çaresiz kalındığı o gün yani hesap gününde, çare

ulaştırıcı, biçaresizlere yetişen Mustafa (s.a.v.) yaraşır. (Hesap verileceği o

gün Peygamberimiz in çaresizlere şefaat etmesi yaraşır.)

Kaynaklar

*  Sadettin Kaplan,

Sultanların Şiirleri Şiirin Sultanları, Gebze: Saka Yayınları,2005,s.s.41-47

*  Hilmi Yücebaş,

Şair Padişahlar, İstanbul: Yeni Matbaa,1960.

*  Malik Aksel,

Sanat ve Folklor, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1971, s.s.208-211.

*  Hülya Mercimekçi

Bayram, Taşköprizâde nin Eş-Şakaiku un-Numaniye fi Memaid

Devleti l-Osmaniyye Adlı EserindeAdı Geçen Muhaddislerin İncelenmesi,(Selçuk

Üniv. Sosyal Bilimler Ens. Yüksek Lisans Tezi, 2006), s.s.82,96.

* Emine Seymen, Sehi Bey ve Lâtifî Tezkirelerinde

İstitrâd, (Çukurova Üniv., Sosyal Bilimler Ens., Türk Dili ve Anabilim Dalı,

Yüksek Lisans Tezi, 2008.), s.s. 40-41.

*  Mehmet Nuri

Yıldırar, Amasya lı Divan Şairleri, (Gazi Üniv. Sosyal Bilimler Ens., Yüksek

Lisans Tezi, 2002),s.s.98-136

*  Yavuz Bayram,

Adlî, Amasya: Amasya Valiliği, 2008.

*  İsmail Hakkı Uzunçarşılı,

Osmanlı Tarihi, c.II, Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1988, s.s. 161-179,

233-248, 583-679

* Selim İleri, Bayezid ve İstanbul, Zaman Gazetesi, 24

Ekim 2009, Cumartesi.

* Rüştü Şardağ, Şair Sultanlar, Ankara: Türkiye İş

Bankası Kültür yayınları, 1982, s.s. 82-94.

*  Hasan Alakese,

Mutasavvıf Hükümdarlar, İstanbul: Okul Yayınları, 2004, s.s.117-125

*  Hasan Aksoy,

Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi , DİA, c.31, İstanbul, 2006, s.485.