Söylenenlere göre, Avrupa daki gençlik daireleri, küçük
bahanelerle Müslüman ailelerin çocuklarını alıyor ve Hıristiyan ailelere
veriyor. Çocuklar burada düzenli kiliselere götürülüyor ve
Hıristiyanlaştırılıyor. Eşcinsellere verilen çocuklar ise bir başka sorunu
gündeme getiriyor. Biliyorsunuz bu konuda mağdur edilen bir aile uzun zamandır
hukuk mücadelesi veriyor. Hollanda da yaşayan ailenin çocuğu sudan bahanelerle
ellerinden alınıyor ve eşcinsellere evlatlık veriliyor. Aile çocuklarını geri
alabilmek için resmi ve gayri resmi bütün kapıları aralıyor fakat şu ana kadar
bir mesafe kat edilmiş değil.
Avrupa da yaşayan Müslüman çocukların kimlik oluşumu
noktasında sıkıntıları var. Çünkü çocuklar Müslüman bir ailede doğup büyüyor
ancak dışarı çıktıklarında Hıristiyan bir toplumla karşılaşıyorlar. Burada
yaşayan çocukların büyük çoğunluğu, inanç ve kültür değerleriyle barışık
değiller. Zira topluma çıktıklarında ailenin etkisini kaybediyor ve bir kimlik
karmaşasının içini itiliyorlar.
Müslüman ailelerin çocuklarının küçük sebeplerle
ellerinden alınıp eşcinsellere verilmesi ise, kültürel bir kıyımın ve yok etme
emellerinin göstergesidir. Ayrıca, eşcinsellere verilen bu çocuğun anne baba
rolü nasıl belirlenecek Çocuk böyle bir ortamda sağlıklı bir kişilik
geliştirebilecek mi Çocuk kendisini nasıl tanımlayacak
Bir çocuğu ailesinden, kültüründen ve toplumundan
koparmak onu mankurtlaştırmak anlamına gelir ki, bu en büyük hak ihlalidir. Bir
insanın kişiliği, yaşadığı toplumun kültür ve inanç birliği ile şekillenir.
Eğer siz o kişiyi yok sayar ve köleleştirirseniz onun sahip olduğu kültürü de
yok saymış olursunuz. Bu bir soygunculuktur aslında. Bir insanın ya da bir
toplumun kimliğine dair ne varsa soymak çalmak zorla elinden almaktır.
Her fırsatta Avrupa ya kapak atma telaşı içinde olanlar
çocukların maruz kaldığı bu kıyımı göz önünü almalıdırlar. Biraz daha rahat
yaşayabilmek için, bizim için daha büyük değer ifade eden şeyleri feda
edemeyiz.