Bir takımın ömrü!

Abone Ol

Bu sütunlarda 10 Haziran günü bir yazı çıkmıştı, bendeniz

tarafından kaleme alınan... O yazının bir bölümünde, İspanya nın hiç de öyle

beklendiği gibi süper favori olmadığı, düşüş gösterirse de bunun sürpriz olarak

yorumlanmaması gerektiğine değinmiştim.

Şimdi açalım. Büyük başarılar elde eden, devamlı zirveye

oynayan bir futbol takımının ömrü 5 ile 7 yıl arasındadır. Neden mi Çünkü bu

takım kendi liginde, kendi kupasında hep şampiyonluk kovalar. Bu takım, şayet

Avrupa da ise ki zaten yorumumuz bu kıta içindir, çünkü futbolun patronaj katı

burasıdır, Avrupa Kupaları nda da hep şampiyonluk kovalar. Hâl böyle olunca da,

ne kadar kadro derinliğine sahip olursa olsun yıpranmaması mümkün değildir.

Adale, yani kas yorgunluğu, genel fiziksel yıpranma, konsantrasyon zenginliği

yaşamak adına beyin yorgunluğu, devamlı kazanma için girilen stresten

psikolojik zedelenme gibi kaçınılmaz yıkıntılarla karşı karşıya kalınır. İnsan

vücudunun yapısı, her ne kadar ırklar, yaşantılar arasında farklılıklar da

olsa, üç aşağı beş yukarı aynıdır.

İşte buradan bakınca, yani hayatın gerçeklerinden bakınca

İspanya Milli Takımı nın da, yani Barcelona kaynaklı, ağırlıklı kadronun da

yukarıda tarif etmeye çalıştığım gerçeklere yakalandığını görürüz. Bu yüzden de

önce Hollanda, sonra da Şili doğanın kanununu İspanya nın yüzüne çarptı.

Peki, koca İspanya 2008 den beri altı yıldan bu yana

koyduğu ambargonun bir benzerini yaşayamaz mı Önce aynı oyuncuları

bulamayacağına göre mutlaka ama mutlaka oyun sistemini, felsefesini değiştirmek

zorundadır. Bir futbol takımının tarihsel başarılarındaki en büyük pay hiç

tartışmasız, OYUNCUYA GÖRE SİSTEM, SİSTEME GÖRE OYUNCU denklemine sık sıkıya

bağlı kalmaktan geçer. Aksi, günlük başarılardan öteye geçemez. Biz Türk

futbolu olarak da 1996 2002 tarihleri arasında altı yıl Galatasaray la aynı süreci

yaşadık. Bir UEFA Kupası, bir Süper Kupa ve Dünya Üçüncülüğü, Avrupa Futbol

Şampiyonası na iki defa katılma başarıları hep bu süreçte bu takımla yaşandı.

Sonra mı Malum... Şimdi İspanya da da, futbolcusu ve sistemi ile köklü bir

yenilik harekâtı gereklidir. Brezilya da 1970 ten sonra Dünya Kupası kazanmak

için tam 24 yıl beklemişti.

Yazının bu bölümünü şöyle bitirelim. Son bir kaç gün

içinde, sanırım dün Almanya ile ilgili bir yazı yazmıştım. Dünyada sadece tek

ülke vardır, bu konuda her zaman hazır sistemli, dolayısıyla hazır oyunculu...

O da Almanya dır. İngiliz Gary Lineker boşuna, Herkes oynar, mücadele eder ama

sonunda hep Almanlar kazanır dememiş.

Ben bu satırları yazarken, bizim basketbol şampiyonluk

maçı için yeni bir gelişme olmamıştı. Zaten olmasını da beklemiyordum. Tamam

da, dünkü yazıma sözüm ona eleştiri getirenlere de artık cevap vermek

istemiyorum. Çünkü ben belge yayınlıyorum, onlar dedikodu, kulaktan duyma

uçurtmalar. Demek ki sivrisinek-saz, davul-zurna meselesi... Allah selamet versin.

Hayırlı cumalar!