Kültür-Sanat

Bir sıkıntı var ama kurumlar arasında değil...

Bir sıkıntı var ama kurumlar arasında değil...

Abone Ol

Şimdi, 50 yıl sonra ilk kez darbe bir suç ve ayıp olarak yaftalandığında, darbe zanlıları kanun karşısına çıkartıldığında ortaya çıkan tabloya "gerilim" denmeye başlandı.  Darbe örtbas edilseydi istikrar denilecekti.

Ergenekon‘un devlete egemen olduğu yıllarda devlet krizi yoktu, bu örgüt ve uzantıları tasfiye edilmeye başladığında buna demokratikleşme demekten korkanlar, "devlet krizi var" demeye başlıyor  Asker, kimseye hesap vermeden bütün haklardan ve hukuklardan üstün bir yerde dururken "rejimin teminatı"ydı, hukuk kışlanın kapısından girmeye başladığında buna direnenler, olup bitene "rejim krizi" adını veriyor.  Toplum, hukuk, sokak, siyaset, sivil toplum, çok sesli medya darbeyle yüzleşmek için hamle yaptıkça, darbeden ve darbenin bir faktör olarak ülkenin tepesinde sallanmasından faydası olanlar, "ülke gerilime sürükleniyor" diyor.  Oysa gerçek böyle değil; çekilen sancı da gerilimden değil, değişimdendir. Herkesin tabi olması ve hatta herkesin bir parçası olması gereken değişimden...  Türkiye, hiçbir kurumun arzusunun ve hevesinin alt edemeyeceği bir bilme arzusu, bir merak ve değişim yoluna girmiştir. Bu arzudur ki cini şişeden çıkarmıştır. Cinin şişeden çıkması da hükümetten bürokrasiye, Meclis‘ten TSK‘ya kadar bütün kurumların ve illa da o kurumların hayat damarı, varlık sebebi olan milletin hayrınadır.