* Türkiye Cumhuriyeti tarihinde; Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan 1950’ye kadar devam eden tek parti dönemi, seçimler sonucu bitti. Demokrat Parti ve Adnan Menderes yönetimi devraldı.
* Başbakan Menderes ve bakan arkadaşlarının idam edildiği 27 Mayıs askeri darbesinden bir süre sonra yeniden seçimler yapıldı ve yönetim, yeniden seçimler sonucu sivillere devredildi.
* 1960’lı ve 1970’li yıllar koalisyonlar dönemidir. 1970’li yıllarda MSP Genel Başkanı Erbakan Hocamızın koalisyon ortağı olduğu hükümetler efsane hizmetlere sahne oldu. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı bu dönemde gerçekleştirildi. Ağır sanayi hamlesi bu hükümetler dönemlerinde gerçekleştirildi. Kısa süren hükümetlerdi bazıları. Yapılan seçimler sonunda başka hükümetler yönetime geldi.
* Askerler bir kez daha düdük çaldı; 12 Eylül 1980 askeri darbesi. Bir kez daha sivil siyaset sekteye uğradı. Fakat 12 Eylül darbecileri de kısa bir süre sonra yönetimi seçimler sonucu sivillere bıraktı.
* 1990’lı yıllar, yeniden koalisyonlu yıllar... Anılan yıllarda da Türkiye Cumhuriyeti yönetimi birkaç kez el değiştirdi, seçimler sonucu. Refah Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde yine efsane hizmetlere imza atıldı.
* 1990’lı yılların ikinci yarısında 28 Şubat darbesi yaşandı. Refahyol’un efsane hizmetlerine ket vurulmak istendi. Tüm bu karanlık planlara rağmen seçimler yine yönetim değişikliğinde belirleyici oldu.
* 2002’de gerçekleştirilen seçimler sonucu yeni bir yönetim geldi işbaşına. Bugüne kadar da sürdü. Yaklaşık 21 yıl süren bir iktidar dönemiydi bu.
* 21 yıl içinde çok sayıda seçim oldu.
* Kimse seçimlere savaşa gider gibi bakmadı...
* Bugüne kadar… Seçimi kazanan, vaatlerini yerine getirmek ve Türkiye Cumhuriyeti’ni bir adım daha ileri götürmek için iktidarı devralırken, seçimleri kaybeden biraz üzgün, biraz buruk ama siyasetin o efendiliği sınırları içinde yönetimi devretti.
* Olması gereken de tam olarak buydu.
Şimdi…
* 14 Mayıs 2023’te seçimlere gidiyoruz. Nasipse, yarın değil ertesi gün.
* Buraya dikkat; seçime gidiyoruz, savaşa değil!
* Elbette tartışmalar olmuştur, olacaktır. Elbette söylem farklılıkları olmuştur, olacaktır.
* Ancak unutmamak gerekir ki, 14 Mayıs 2023 seçimleri bir ölüm kalım mücadelesi değildir.
* Millet iradesi hangi yönde şekillenirse, millet hangi ittifaka yol verirse kazanan yönetimi devralacaktır.
* Yönetimi devreden ise bir sonraki seçimlere hazırlanacak ve “Milletimiz bu kez bize muhalefet görevi vermiştir” diyecektir. Buna hiç kuşkum yok.
* Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim devlet anlayışı ve medeniyet tasavvurundan başka da bir sonuç beklenmemeli.
Bu duygu ve düşüncelerle;
* 14 Mayıs 2023 seçimlerinin milletimize yakışır bir şekilde barış, anlayış ve sükûnet içinde geçmesini, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin milletimize, devletimize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan (C.C.) temenni ediyorum.
* Seçim kazanan aşırı sevinç gösterilerinden kaçınmalı, seçim kaybeden aşırı üzülmemelidir.
* Sonuç… Sonuç ne olursa olsun, milletimizin iradesi hangi yönde tecelli ederse etsin, seçimler hayırlı olsun…
UNUTULMAYAN O SLOGAN!
Önce bir fotoğraftan bahsetmek istiyorum:
Millî Görüş lideri, Refah Partisi Genel Başkanı ve Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan... Her iki yanında, dönemin Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) Genel Başkanı Aykut Edibali ve Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş.
1991’de gerçekleştirilen seçimlerde, Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ile Islahatçı Demokrasi Partisi’nin, Refah Partisi listelerinden gösterildiği seçim ittifakından bahsediyorum.
***
Bu fotoğraf çok ehemmiyetliydi.
Neden biliyor musunuz?
Bu fotoğraftan birkaç yıl sonra, 1994’te yapılan mahalli seçimlerde Refah Partisi başta İstanbul ve Ankara olmak üzere yerel yönetimleri devraldı ve efsane hizmetlerde bulundu.
Belediyelerin kapısına ve makam odalarına, “Rüşvet alan da veren de mel’undur” bu sayede yazılabildi.
Başka neler yapıldı?
* Refah Partili belediyeler, borç yükünün altına girmeden kendi öz kaynaklarıyla vatandaşa hizmet götürdü ve millet nezdinde büyük bir takdir topladılar.
* Ankara’da mali bakımdan 1 sene içerisinde eksi 25 trilyondan artı 10 trilyona geçildi. Salt bu sonuç dahi “müthiş” değil mi?
* Refah Partili belediyeler o zamana kadar görülmemiş bir hizmet anlayışı sergiledi, belediyecilikte çığır açtı.
* Refahlı belediyelerin başarısı bugün bile mevcut belediyelere örnek olmalı, bence…
* Hemen ardından gelen Refah-Yol’un ülke için, memleket için ne kadar faydalı ve yararlı işler yaptığını, “ilk”lere imza attığını burada uzun uzun anlatmaya gerek var mı?
***
Bu kadar mı?
Yani, 1991 yılında gerçekleştirilen RP+MÇP+IDP seçim ittifakı sadece Refah Partisi’ne mi yaradı? Hayır!
MÇP de daha sonra MHP olarak girdiği seçimlerden (1999) ikinci parti olarak çıktı ve hükümet ortağı oldu.
İfade etmek istediğim şu; seçim ittifakı, seçim ittifakları zamanında ve yerinde yapılırsa “kartopu etkisi” yapar.
***
1991’de merhum Erbakan Hocamız tarafından gerçekleştirilen seçim ittifakı ile merhum liderler Alparslan Türkeş ile Aykut Edibali TBMM’ye girdiler, milletvekili olarak.
O dönem MÇP’liler, kendi seçim araçlarından şöyle anons yapıyorlardı:
* “Oylar Refah Partisi’ne, Başbuğ Türkeş Meclis’e!”
Unutulmayan bir slogandı.
Kim bilir, 2023 seçimlerinden hangi unutulmaz sloganlar kalacak, belleklerimizde!
Son söz; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modelinde ittifaklar daha bir zorunlu hale geldi...
ADAYLARA ÇAĞRI!
Adaylar açık oturumda
Çıksalar ekranlara.
Tarih de şahitlik etse,
Kameralarla bu anlara.
***
Adaylar orda cevap verse
Açık yüreklilikle tüm sorulara.
Halk da kararını netleştirse,
Karışmasa yanlışlar doğrulara.
***
Siyasiler koşarak giderler
Katılırlar ya açılışlara!
Rakipleri ile de ekranlara çıksınlar,
Bakın o zaman onlara alkışlara.
***
Son Peygamber’in ahlakı
Örnek olsun tüm adaylara.
Yan yana gelemedikten sonra,
Gitseler ne yazar uzaylara!
(Abdullah Kara)
***
Son not: Keşke, seçimden bir önceki gün olan yarın, cumhurbaşkanı adayları TRT ekranında bir araya gelse, soruları cevaplasa. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi. İyi olmaz mı?