Bir Seçim Sürecinin Sonuna Doğru Gelirken

Abone Ol

Bu seçim sürecinde doğrudan günümüz siyasal ortamında, medeniyet düşüncemiz bağlamında yazılar yazdım. Keskin, insanı üzecek, rahatsız edecek bir dil ve yaklaşımdan uzak durmaya çalıştık. Öteden beri asıl bakışımız budur.

İslâm milletindeniz. İslâm medeniyet düşüncesinin anlatılma çabası içindeyiz. İnancımız gereği, insanları incitmeden, kimi eleştiri haklarımızı kullanarak, doğrudan ya da dolaylı olarak anlatma çabası içindeyiz. Çocukluğumuzdan beri, içinde bulunduğumuz ortamlar çok çeşitli, çok farklı ve bir anlamda da renkli geçti. Sağ ile sol çatışmalarının yaşandığı dönemin çocuklarıyız. İdeolojiler öteden beri bu millete kendilerini kabul ettirebilmek için keskin dil kullandılar, bunlar silâhlı çatışmalara döndü. Çok insan öldü sağ ile sol geriliminden. Hepsi de bu toprakların çocuklarıydı.

Emperyalizm bu oluşları iyi kullandı. İdeolojik çevrelerin tamamı etki altında idi. Psikolojik yönlendirmelerle büyük acılar yaşandı. Bunlar olurken, tarafların birbirilerinden uzaklaştırılmalarına ve uçlaştırılmalarına neden oldu.

Aslında üzerinde durulması gereken, emperyalizmin çıkarlarına alet olan halkların, kitlelerin veya tarafların onların makinelerinin çarklarına yağ olduklarının farkında bile olmayışlarıdır. Onlar ideal hâline getirilmiş bir yabancılığın peşinde iken idol olarak bilinen yabancılığın peşine düşen kurbanlarıdırlar.

Türkiye özelinden baktığımızda geçen on yılların bu karanlık, itici, ayrıştırıcı tuzağının etkisinin ve gücünün bu denli sarsıcı ve yıkıcı olduğunun farkında değildirler. Geçmişte Amerikan emperyalizmine karşı direnen kesimler ile kendilerini bu toprakların sahibi olarak görenlerin çatışmalarında, Amerikan yanlısı olanların da bu toprakların çocukları olduklarını göz ardı edemeyiz. Nereden bakılırsa bakılsın bütün yollar emperyalizmin işini kolaylaştıran bir süreç olmuştur.

Bu anlamda ne sağ bizim sağımız, ne de sol bizim solumuz. Materyalist olan bu oluşların medeniyetimize aykırı, aleyhimizde olduğu ortada. Yıllar sonra bile hâlâ bu bakışın etkileri devam ediyor.

Bu millet nasıl olur da birbirine bu denli düşman olur, neden bu kadar itici ve uzaklaştırıcı olur. Asıl amacımız İslâm ve medeniyetimiz ise insanların yakınlaşmalarını sağlayacak bir sıcaklık sağlanamaz mı?

Oysa bu kalemin sahibi, gençlik yıllarında hem sağcıların hem de solcuların hedefindeydi. Biz bağlı bulunduğumuz düşünce ortamında –öncülerimize rahmet diliyorum- onlardan uzak durmamızı, işimize bakmamızı sağladı. İşin ilginç ve güzel tarafı hedefi olduğumuz kesimlerle bugün arkadaşız, dostuz. Geçmiş günlerin pişmanlığını ve mahcubiyetini biz yaşamadık. Ama yaşayanların on yıllar sonra helâllik dilemeleri belki de bizim için en güzel olanıdır.

Bugünü yaşıyoruz. Bugün geçecek, yarın neler olacak, hangi ortam nasıl olacak? Bunlar, eğer güzellik ve iyilikleriniz var ise, siz sağlam ve güvenli iseniz benzer durumlar önünde sonunda yaşanacak.

İnsanları incitmenin, kalplerini kırmanın, ötekileştirmenin -ve hele biz Müslüman isek, İslâm’ı temsilde isek çok daha özen göstermemiz- hiçbir değeri yok. İnsanlar bizim yüzümüzden İslâm’dan ve Müslümanlardan soğuyorsa bunu çok düşünmemiz gerekir. Biz biliriz ki sevgi ve merhamet Peygamberi’nin ümmeti olarak var olur isek, bu yolun hakiki yolcuları isek gönüllerin kapılarını aralarız. Sevgi ve merhamet insanları birbirine yaklaştırır.

Bu millet birbirinin düşmanı değildir. Emperyalizmin oyuncakları olmaz isek birbirimizle yarışır, daha iyi olma çabası içinde oluruz.

Bu son günlerde, daha bir özenli olmak gerekir. Ortam alabildiğine kirli, gergin, yorucu ve yıpratıcı. İnsanın ruhunu karartan, bunaltan bu ortamdan uzaklaşmanı niyazındayız.