Bir şampiyon, bir ayıp Ve bir büyük takım!

Abone Ol

BUGÜN transfer komedisine girmeyeceğim. O bunu almış, öteki şununla söz kesmiş, bir diğeri neredeyse imzalayacakmış, biri transferde yasaklıymış... Yeter artık deyip, bu hafta sonuna iki spor güzelliği aktaralım. Ancak ne var ki bunlardan birinde gözlerimle yaşadığım bazı tatsızlıklar da var. Bu tatsızlıklar o güzelim kupanın parlaklığının bir kısmını alıp götürmüştür.

Evet, Sayın okurlar; dünkü yazımda Kadın Basketbol Takımımızın başarılarından söz etmiştim. Yazımı yazıp gönderdikten beş-altı saat sonra da o takım Fransa karşısına çıktı.  Dumerc ve bir zamanlar Fenerbahçe’de oynayan ünlü pivotuyla bu Fransa acaba bizim kadınların önünü keser mi diye de önümdeki saatleri sıkıntılı  geçirdim. Ama bizim takım emin ellerdeydi ya... Ekrem ve Aziz kardeşlerim bu işin de altından kalkacaklardı. Öyle de oldu. Fransa gibi büyük çoğunluğun favori gösterdiği bir ekibe tam 10 sayı fark atarak dram yaşattılar. Nevriye mi, Işıl mı, Saunders mi, Birsen mi Hangisini sayayım bu müthiş zaferde... Sayı atmayanı bile sayarım vallahi... Kenardan çok iyi yönetildi takım. Geriye düşüldüğünde yapılan oyun planı ve eleman değişiklikleri neredeyse tam tamına doğruydu. Şimdi bu ikinci grubun lideriyiz. Bugün de Çek Cumhuriyeti’yle kapışacağız. Beklentim ve umudum odur ki, bu yükün altından kalkarız. Bu arada bir ayrıntı veya bir fantezi diyelim. Işıl bu sene yine aramızda olacak. Ne mutlu basketbola!

VE KARŞIYAKA

Dedik ya, bugün palavra yorumlamaktan kaçındık... Ne varsa onu yazıyoruz. Futbolda bize sunulun kalitesiz, yetersiz görüntüler, basketboldaki gelişmelerle unutturuluyor gibi... Gibi dedim çünkü Karşıyaka ile ilgili bazı eleştirilerim  olacak. Oyunu mu Asla! Teknik adamı Ufuk mu Asla! Takımdaki yabancıların oyun içindeki takımdaşlığı mı Sonuna kadar alkışlar! Dixon mı Eh en iyisi seçildi play-off’un... Ufuk’un sık sık ama çok yerinde yaptığı oyun ve oyuncu değişiklikleri ile elindeki kadronun sanki 12’de 12 büyük oyuncuyla donanmış olduğu hissini vermesi... Hepsine şapka çıkartırım! Hem Banvit’i, hem Euroleague takımı Fenerbahçe’yi, hem de Anadolu Efes’i yenerek şampiyon olmak kolay mı Tam tamına dokuz galibiyet... Ve her rakibe karşı toplam sadece üç yenilgi... Bravo Ufuk ve takımı!

Şimdi bir “Ama”ya geliyorum... Maç girişindeki protokol kapısında yaşananlar dolayısıyla Karşıyaka’yı kınıyorum. Erdal Acar orada fitili ateşlememeliydi. Kendisine refakat edenlerin daha olgun davranmaları gerekirdi. O kapı, yolgeçen hanı kapısı değildir. Oradan içeri girmek için bazı özellikler gerekir. Tabii ki başkan oradan girer. Ama yanındakilerin de bir giriş belgesine sahip olmaları gerekirdi. Bazen bendeniz de, basın kapısı yerine oradan girerim. Ama her defasında Sevgili Engin Özerhun’dan rica ettiğim ve bana kapıda, üstünde ismim yazılı sunulan zarfın içindeki ücretsiz biletlerle...

Devam edeyim Karşıyaka’nın büyük zaferini gölgeleyen bir ikinci meseleye... Bizim VİP tribününün önlerinde sahaya yakın bir yerde sırtındaki Efes formasında İskender yazılı bir taraftar, oyunun ilk periyodunda bazen hakemlere kendine göre hatalı düdük çaldıkları gerekçesiyle seslenip durdu. Hiç bir taşkınlık yapmadan. Parkeye her hangi bir yabancı madde atmadan. Ama devre arasında, bizim VİP’te oturan 60 yaşlarında kelli felli bir zat Erdal Acar’dan o İskender’i susturmasını istedi. Ne mi oldu Daha önlerde oturan bir Karşıyakalı gitti o İskender’i çok ayıp biçimde uyardı. (Ben sonra ne dediğini öğrendim. Burada yazamam) Ve o İskender koca bir ikinci yarıda oturduğu koltuğa yapışık kaldı. Ve maç bittiğinde de sessizce çıkıp gitti. Ama serde hakiki gazetecilik var ya... Çıkış kapısında yakaladım ve her söyleneni aktardı. İşte bu olmadı Erdal Acar kardeş! Ama takımını tekrar tekrar kutlarım. Umarım Euroleague yolu kesilmez, bir de orada izleriz. 

Az kalsın unutuyordum. Türkiye’nin şu anda en görkemli taraftar grubu Karşıyaka seyircisi maç önlerinde devamlı İstiklal Marşımızı söyletiyor herkese... Bir zamanlar bu adet haline getirilmeye çalışılmıştı ama Sevgili dostum, büyük FİBA hakemi Necip Kapanlı hava atışını yapmış ve marş okunamadan maç başlamıştı. Bunu futbolda bizim ligde de yapıyoruz. Ama Avrupa Kupası oldu mu tıs-pıs. Basketbolda da Avrupa maçlarında söyleyemeyiz. Yapmayın, etmeyin! Milli marşımızı bu kadar ulu orta söyletip zedelemeyin. Onun yeri vardır. O kutsaldır! Acaba Neyse daha fazla girmemeyim...