Bir Ramazan-ı Şerif Böyle Geçti

Abone Ol

Bugün Ramazan-ı Şerifin son günü. Ramazan, Peygamber Efendimizin (asm) haber verdiği üzere, şeytanların bağlandığı zaman. Evet, cinnî şeytanlar bağlıydı, ama her zaman olduğu gibi insî şeytanlar faaliyetteydi. Ramazan-ı şerifi Müslümanlara zehir etmek için ellerinden geleni yaptılar. Askerimizi, polisimizi, masum halkı şehit etiler, havaalanında canlı bomba eylemi yaptılar. “Şeytanın akıl hocaları” olan Yahudiler yine yaptı yapacağını. Bu ülkenin tarihinde en çok tartışılacak bir anlaşmaya imza attırmayı başardılar. Kur’an okuyan ve Yahudi’yi iyi tanıyan her Müslüman’ın yüreği yandı. Bari “şehitlere tazminat ödenecek” deyip durmayın. O yiğit ve şerefli insanlar para için mi yola çıktı? Göreceksiniz bütün şehit yakınları, “Yahudi’nin pis parası başını yesin” diyecek ve o parayı almayacak. TOKİ Gazze’de konut yapacakmış. Peki o binaları kim yıktı? Anlaşmaya göre Anadolu’nun karnı baştanbaşa yarılacak, boru döşenecek; İsrail, çaldığı Filistinlilere ait doğalgazı bu borulardan geçirip Avrupa’ya satacak, o para ile yeni silahlar üretip Müslüman öldürecek. Daha düzinelerle anlaşma maddeleriyle elde edecekleri kazançlar da cabası…

Beyler, lütfen Kur’an-ı Kerimi dikkatli okuyun. Kendilerini Yaratan AllahuAzimüşşan’a bile “semi’na ve asayna” (işittik ve isyan ettik) diyen, başta Hz. Musa Aleyhisselam olmak üzere kendilerine gönderilen Peygamberlere ihanet eden, tefsirlerde haber verildiği üzere 35 bin Peygamberi şehit eden, Allah’ın bütün nimetlerine nankörlük eden bir topluluğun hangi sözüne güveneceksiniz? BM’nin yüzlerce kınama kararı ile alay eden, “Hani BM nerede göremiyorum!” diye dalga geçen İsrail’in hangi sözüne güveneceksiniz? Yok, niyetiniz harakiri etmekse o başka…

Yarın bayram. Bayram, “sevinç günü” demek. Ancak bizde sevinecek hal mi kaldı? Âlem-i İslâm yangın yerine dönmüş, mühim yerler işgal edilmiş. Oluk oluk Müslüman kanı akıtılıyor. Nasıl sevinelim?..

Sadece Müslümanlar değil, bütün insanlık yol ayırımında. İnsanlık, ya kâinatın Yaratıcısı, bu dünyanın, ahiret yurdunun Sahib-i Hakikisi olan AllahuAzimüşşan’ıntekvinî ve teklifî kanunlarını kabul edip huzura ve saadete kavuşacak ya da günümüzden bin beter olacak, hem bu dünyada, hem de ebedî âlemde perişan olacak…

Gerçek bayramlara kavuşmak istiyorsak işe kendi nefsimizden başlamalıyız. Tıpkı Asr-ı saadet’te, Allah’ın gönderdiği hakiki dine teslim olan 40 sahabenin 40 senede 40 devleti mağlup etmesi gibi, izzetli günlere kavuşmak için onlar gibi, Allah’a ve Allah’ın Resûlüne itaat etmeliyiz. İşte Ramazan-ı Şerif bu itaat şuurunu kazanmak için mühim bir fırsattı. “Bu sene fırsat kaçtı” diyorsanız, Allah ömür verirse önümüzde nice Ramazanlar var.

“Hayra vesile olan hayrı işlemiş gibidir” sırrınca, bu Ramazan’ı nasıl geçirdiğimi kısaca anlatayım: Yıllardan beri takip ettiğimiz güzel bir âdet var. 30 arkadaş her birimiz her hafta bir cüz okuyoruz, Böylece haftada bir hatim yapıyoruz. İşte bu mutad okuyuşu devam ettirdim. Bu bir. İkinci olarak Ramazan’a mahsus olmak üzere yine otuz arkadaş, her birimiz her gün o sene geldiği cüzü okuyor. Mesela ben bu sene 23. cüzü okudum, Böylece her gün bir hatim bitmiş oluyor. Üçüncü olarak sabah namazından sonra camide mukabele takip ettim. Ekseriyetle dört vakit namazını camide kıldım. Cevat Akşit hocanın da tavsiye ettiği gibi, zaruret olmadan dışarı çıkmadım. Akrabaların, dostların dâvet ettiği birkaç iftar programı hariç. Bunları en mânidar ve mânevî hazzı yüksek olanı, gazetemizin iftarıydı.

 Bu şekilde takva yolunda yürümek, aynı zamanda izzet ve şeref yolunda yürümektir. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi pekiştirelim.

Bayramınızı tebrik eder, Rabbimden, bütün dünyada Kur’an’ın hâkimiyeti altında geçecek gerçek bayram günlerine kavuşturmasını niyaz ederim.