Bir "oy"un ile oyunu bozabilirsin

Abone Ol

Siyasi atmosferin giderek ısındığı ülkemizde seçimlere az

bir zaman kaldı. Siyaset bir tercih meselesidir nihayetinde. Kendimize göre

doğruyu seçer ve bir oy ile ya oyunun parçası oluruz ya da büyük bir oyunu

bozarız.

Tercih meselesi dedik neticede insan düşüncesine,

yaşantısına, iç dünyasına göre bir karara varır mührü basarken. Basit

zannedilen evet mührü basılır ya oy pusulasına. Bir evet ile nelere evet

denmiştir ya da denecektir pek hesap etmeyiz aslında. Gelecek zamanlarda

yapılacak her şeye evet demişizdir. Onay vermektir evet demek. Ey idareciler

sizin her yapacağınız işin altına imzamı atıyorum demektir. İyilikten

nasiplenmek kötülükten de hissemize düşeni almaktır evet.

İdarecilerimizin iyi olması bizlerin de iyilerden

olduğunun en güzel delilidir. Neticede layık olduğumuz şekilde idare

olunuyoruz. Bizler Hakk tan, adaletten, iyilikten, güzellikten yana isek bizi

yönetenler de işlerinde Hakk ın, iyinin, doğrunun, faydalının tarafında olacak

bu değerler çerçevesinde icraatlar yapacaklardır. Yok, değilsek o zaman da

şikâyet eylemek hakkımız olmamalı değil mi

Eğri cetvelle doğru çizilmesine alışmış olan insanların

doğru kavramı da zamanla eğrilmeye yüz tutar. Artık yapılan her yanlışın

içerisinde bir doğruluk aramaya başlar olurlar. Kendilerince fetvalar bulur,

bin zahmetle bin bir bahane ile vicdanlarını oyalarlar. İşin garip tarafı

kendilerini uyaranların ne dediği de önemini yitirmeye başlar zamanla. Zira

artık vicdanlarını o kadar iknada başarılı olmuşlardır ki yaşadıkları gibi

inanmanın erdem olduğunu kabul ettikleri bir yana sizin de bu şekilde

kabullenmemenize şaşar hatta kızarlar. Bu devirde hâlâ onlardan farklı

düşünenlerin varlığı aslında tedirgin etmektedir onları. Bir zamanlar ikna

odaları kuranlar gibi sizi ikna etmek için her şeyi yaparlar. Neticede sizin

var olmanız onların rahatsız olması için yeter de artar bile. Sizin her türlü

olumsuz şarta rağmen bir şeyler anlatmanıza, mücadele etmenize anlam

veremezler. Geri kafalı, 90 lı yıllardan kalmış görürler sizi. En büyük siyasi

rakiplerine mensup insanları gördüklerinde zoraki de olsa gülümser ve hal hatır

ederlerken sizi gördüklerinde suratlarını ekşitir ve düşman ötesi bir bakışla

bakarlar.

Kutuplaşmanın ön plana çıktığı bir seçime gidiyoruz.

Bizlerin mıknatısa tutulacak demir levhalar olmadığımızı gösterme zamanı geldi

artık. İki kutuplu seçimlerde her zaman bir üçüncü yolun varlığını, bunun

ülkemiz ve dünya için bir fırsat olduğunu göstermeliyiz. Arakan da, Suriye de,

Filistin de, Çeçenistan da, Mısır da hâsılı dünyanın her neresinde sürmekte

olan bir zulüm varsa bunu bir oy ile durdurmak bizlerin elinde. Yeter ki

doğruya en yakın yanlışın peşinden gidenlerin kalabalık olmalarına aldanıp

doğruyu aramaktan vaz geçmeyelim!

 Minik bir tebessüm

Üvey baba ilgisi

Fadime nin kocası öleli iki yıl olmuştu. Bir gün

akrabalarından biri ziyaretine gelir.

- Kız Fadime, gel seni evlendirelim. Evde bir erkeğin

olması daima iyidir.

- Aman abla, bu yetişkin oğlanla beni kim alır

- Öyle söyleme. Balıkçı İdris in karısı öleli beş yıl

oldu. Bugünlerde yeniden evlenmek istediğini söylüyormuş.

Araya girenlerin gayreti ile Fadime ile İdris, sade bir

düğünle evlenirler. Aradan bir süre geçtikten sonra küçük Temel e yolda

rastlayan amcası:

- Temel, nasılsın Üvey babanla aran iyi mi

Küçük Temel:

- İyidir amca. Sağ olsun, benimle çok ilgileniyor. Her

gün balığa çıkarken beni de yanında götürüyor. Kıyıdan bir hayli açıldıktan

sonra yüzme öğreneyim diye beni denize atıyor.

- Peki, öğrenebildin mi bari

- Öğrenmez olur muyum. Denizde beni bırakıp gittiği için

her seferinde kıyıya kadar yüzmek zorunda kalıyorum.

- Peki, zor olmuyor mu

- Yok. O kadar zor olmuyor. Ama ağzı bağlı çuvaldan

dışarı çıkmakta bir hayli zorlanıyorum.

 İlgilisine notlar:

Birisi senin için bir şey yapar... Ama sen, elinden

geldiği kadar mı yoksa içinden geçtiği kadar mı yaptı... İşte bunu asla

bilemezsin...

MİLLÎ GAZETE okumak iki üniversite okumakla

eşdeğerdir. * Prof. Dr. Necmettin Erbakan