Bir okunmamış mesajınız bulunmaktadır!

Abone Ol

Canımız sıkılıyor. Ruhumuz daralıyor. Olaylar üst üste geliyor. Kimse bizi anlamıyor. Belki maddi sıkıntılar, belki eksik olan manevi bir yanımız canımızı yakıyor. Hastanelere gidiyoruz. Psikiyatrik ilaçlar kullanıyoruz. Yüzlerce kişisel gelişim uzmanı dinliyoruz. Saatlerce sosyal medya ağları üzerinden sıkıntılarımıza çözümler arıyoruz. Derdimize derman bulmak için farklı kitaplar okuyor, çok fazla video izliyor, müzikler dinliyoruz… Yüzlerce insanı gözlemliyor, yüzlercesi ile tartışıyoruz. Ama olmuyor. Sakinleşmiyor içimizdeki deli taylar…

Tarih boyunca milyarlarca insanın anlamlandırmaya gayret ettiği bir yerde yaşıyoruz. Adına dünya diyorlar. Ama bir problem var, anlamıyoruz. Batı felsefe tarihi, acemice sorulmuş, neden sorusunun ulaştırdığı yığınla sapkın sonuçla doludur. Çok daha eski zamanlardan beri mana arayışımızdan dolayı binlerce inanç türü üretmişiz. Aciz insanlar olarak güneşe, yıldızlara, ata, ota her türlü puta tapmaya çalışmışız. Sığınacak bir liman aramışız her zaman…

 Neden yaşıyoruz? Nasıl doğduk? Nasıl işliyor sistem? Ölüm nasıl bir şey? Ya ölüm sonrası? Bu damar sistemi tesadüf mü? Evrim teorisi de aslında bir düzen değil mi? Yine bir düzenleyiciye ihtiyacı yok mu? Bunca soruyu sorabilen, milyarlarca irade sahibi varlığın yaşadığı bir kâinatın, herhangi bir iradenin eseri olmadığına, tamamen tesadüfi olduğuna inanmakta bir tür tanrılık iddiası değil mi? Tanrısı tek irade sahibi yani insan olan?

Sevdiklerimiz hastalanıyor. Ölüyor. Maddi sıkıntılar almış başını gidiyor. Baskı altında yaşıyoruz. Şiddete, tacizlere belki tecavüzlere maruz kalıyoruz. Bırak kötü arkadaşlarla görüşmeyi, iyi insanın nesli tükendi. Aldatılıyoruz. Yoruluyoruz. Üzülüyoruz. Korkutuluyoruz. Hasılı yıpratılıyoruz insan denen vahşi varlıklar tarafından… Bunca sıkıntıya karşın gönlümüzü ferahlatacak bir derman bulamıyoruz…

Peki neden?

Çünkü okumuyoruz. Okunmamış olan o mesajımızı okumuyoruz.

“Rasûlüm! Ne durumda olursan ol, Kur’an’dan ne okursan oku, ey insanlar siz de her ne iş yaparsanız yapın, o işe dalıp gittiğiniz zaman mutlaka biz üzerinizde şâhidiz. Ne yerde ne gökte zerre miktarı bir şey bile Rabbinden gizli kalabilir. Bundan küçük olsun, büyük olsun ne varsa hepsi istisnâsız apaçık bir kitapta kayıtlıdır.” Yunus - 61

“Yemin olsun ki biz bu Kur’an’da her konuyu çeşitli üslup ve misallerle tekrar tekrar açıkladık. Ne var ki, insanların çoğu yine de inkârda ayak dirediler.” İsra - 89

“Yemin olsun ki biz, bu Kur’an’da insanlar için gerekli her konuyu çeşitli üslup ve örneklerle açıkladık. Ne var ki insan, gerçekler karşısında kavga ve tartışmaya pek düşkündür.” Kehf - 54

“Doğrusu biz Kur’an’da insanlar için her türden açık misâller, anlaşılır ibretli örnekler vermiş bulunuyoruz. Buna rağmen, sen onlara istedikleri mûcizeyi göstersen bile, inkâr edenler mutlaka: “Siz boş ve saçma şeyler peşinde koşmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz” derler.” Rum - 58

Cemil Meriç der ki, “Tüm kitaplar ancak bir kitabı anlamak içindir.”

Kâinatın kullanım kılavuzu niteliğinde gönderilen o mesajı okumuyoruz. O mesaj; insanın nasıl yaratıldığını, nasıl yaşaması ve yaşamaması gerektiğini, neden ve nasıl öleceğini, nereye döndürüleceğini anlatıyor. O mesaj; dağların, taşların, kuşların neden ve nasıl yaratıldığını, evrenin kaç katmandan ne kadar zamanda meydana getirildiğini, güneşi, ayı, yıldızları ve gezegenleri, evrenin ve günlerin genel işleyiş sistemini, yeraltı sularını, bulutları, yağmuru, yağmurdan istifade eden toprağı ve tohumu, topraktan tohumdan istifade eden ve yine de nankörlüğe devam eden insanı anlatıyor.

O mesaj; dertleri, kederleri, maddi manevi problemleri, hastalıkları, afetleri, savaşları, musibetleri, ölümleri ve tamamının Allah’tan gelen bir imtihan olduğunu anlatıyor. İmtihan sürecinde Allah’ın yardımcı olduğunu anlatıyor. İmtihana sabredenlere, cennetin vaat edildiğini anlatıyor. Günah işleyenlere açılan tövbe kapılarını, Allah’ın merhametini anlatıyor. Allah’ın sabredenlerle beraber olduğunu anlatıyor. Kalplerin ancak Allah’ı anmak ile tatmin olacağını anlatıyor. Allah’ın bize yettiğini ve daima yeteceğini anlatıyor.

Tabiatı ve Süleyman’ı, sineği ve Nemrut’u, arıları ve balın faydasını, zeytinin gizemini, kudret helvası ikram edilen buna karşın soğan isteyen İsrail oğullarının ibretlik akılsızlıklarını anlatıyor. Peygamberleri, kavimlerini, küfürde yarışan nice zalimleri ve helak oluş şekillerini anlatıyor! Mazlumları ve zalimlerden alınan öcü anlatıyor. Yahudilerin ikinci kez fitne çıkardıklarında, azdıklarında tekrar nasıl helak edileceklerini anlatıyor.

Cümleye dikkat!.. Olanları, olmakta olanları, olmakta olanların sebeplerini ve sonuçlarını, olacak olanları, olacak olanların sebeplerini ve sonuçlarını, tüm bu olanlara, olmakta olanlara ve olacak olanlara Müslümanların nasıl tavır alması gerektiğini, kâfirlerin nasıl tepki vereceğini, münafıkların sahtekârlıklarını… Her şeyi anlatıyor o mesaj. Çünkü o mesaj, tüm şeylerin yaratıcısından! Çünkü o mesaj, Kur’an-ı Azimüşşan’dır! Kurtuluşun tek reçetesi… Rabbimizin kudretinin nişanesi… Mümin kulların yegâne yönergesi…

Haydi canlar evimize dönelim, kalbimize dönelim, şarkıya dönelim… Kur’an-ı Kerim’in Arapçasını da okuyalım kalbimiz titreyerek, anlamını da okuyalım ve uygulayalım hayatımıza… Bırakalım artık harfine on sevap pazarlığını… İmanın kordan ateş olduğu, tutanın elini yaktığı bu ahir zamanda daha yüce hesaplara ihtiyacımız var. Anlamını da okuyalım ki; tüm soru ve sorunlarımıza cevap bulalım. Ne anlam ifade ettiğini kavrayalım ki; kâinatı tanıyalım. İlahi çağrıyı anlayalım ki; küçük pazarlıkları bırakıp şehadete talip olalım! Şehadet hayali kuralım ki batıla galebe çalalım!

“Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve, “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.” Al-i İmran - 173

Şüphesiz ki azim olan Allah doğru söyledi…