Bir Ödül Hikayesi

Abone Ol

Toplum nazarında itibar kazanmış kişileri ziyaret ettiğinizde, ilk gözünüze çarpan şey, odanın en nadide köşesine özenle yerleştirilmiş ödüller olur. İnsanın emeğine yapılan bir teşekkürdür ödül. Ressam bir yakınım, hayatı boyunca hiçbir şeyin kendisini özenle hazırladığı tablonun ödüle layık görülmesi kadar mutlu etmediğini ifade etmişti. Çünkü ödül kişiye yapılmış bir taktir ve güzel temennilerin göstergesidir.

Okul çağındaki çocuklara bir görev verip, bu görevi yaptığın taktirde sana şöyle bir ödülüm var dediğinizde çocuğun harekete geçip verilen görevi hemen yerine getirdiğini görürsünüz. Çünkü eyleminin karşılığında alacağı ödül onun motivasyonun yükseltmektedir. Taktir insan başarısının olmazsa olmaz şartlarındandır. Zira başarısından dolayı taktir ettiğiniz kişiye iki noktada destek vermiş olursunuz. Motivasyon ve mutluluk… Her ikisi de insan yaşamında önemlidir ve ihtiyaçtır.

Yapılan her iyi işin bir ödülü olmalıdır. Ancak ödül kişinin, ihtiyacı ve ilgi alanı dikkate alınarak hazırlanmalı ve alan kişide memnuniyet hissi uyandırmalıdır. Geçtiğimiz günlerde tam da buna örnek olabilecek bir görüntüye şahit oldum. İzlediğim belgeselde yaşlı bir kadın neredeyse bir asırdır ağaç tezgahlarda dokuduğu kumaşları satarak para kazanıyordu. Yöresel özelliği ile de bilinen kumaşlar tezgahlarda çalışan hanımların ellerinde şekillenip turistlik bölgelere gönderiliyordu. Yaşlı kadın en az kendisi kadar yaşlı bir tezgahın önünde çektirdiği fotoğrafı ile turizm bakanlığından bir ödül kazanmıştı. Duygularını şöyle anlatıyordu: “Aradılar ama ben gelemem dedim, torumun gidebileceğini söyledi. Gitti, ertesi gün geldi, bir demir vermişler, getirdi, şimdi evde…” Programın sunucusu hayretle ellerini ağzına götürüyor ve teyze insanlar bu ödülü alabilmek için büyük çaba gösteriyorlar ama sen demir diyorsun diye takılıyor. Yaşlı kadın başını kaldırıyor ve torunumu yedirmişler, içirmişler, otelde ağırlamışlar sonra vermişler o demiri, şimdi evde duruyor… diye aynı cümleleri tekrar ediyor.

Asırlık ömrünü bir tezgahın önünde geçiren ve buradan çocuklarına rızık elde eden bir Anadolu kadının zihnindeki ödül çok daha farklı. Bir teşekkür, bir övgü bir ziyaret onun mutluluk hanesinde belki de bir yer edinebilir. Gündelik hayatında kullanabileceği bir eşya onun için daha anlamlı olabilir. Ya da birkaç dakikalık sohbet onu onurlandırmak için yeterli gelebilir. Ama yaşlı kadın, şahsına hazırlanmış o bildik ödülü zihninde bir yere koyamıyor.

Ödül hayatın içinde vardır ve olmalıdır. Ancak verilen ödül karşı tarafın ilgisini çekecek ve onda kalıcı bir etki bırakacak nitelikte olmalıdır. O yüzden o programda yaşlı kadının duygularını anlayabildim.