Bir ‘nokta atış’ın çarpıcı öyküsü!..

Abone Ol

Geçen Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan geceydi. TV5’te Cuma günkü ‘Kupür Haber’ programının daimi konuklarından, Milli Gazete yazarı ve Parlamento Muhabiri Ahmet Yavuz’la rutin görüşmemizi yapıyorduk. İşte, “Neler konuşalım, kulislerde neler dile getiriliyor?” gibi… Ahmet, “Yarın Binali (Yıldırım) bey hakkında çok önemli bir kulisi aktarmak istiyorum. Yazacağımdan dolayı benim için bir risk ama yine de anlatmak istiyorum…” dedi.

İple çektim o sabahı…

Acaba, haftalardan bu yana konuşulan ama hala bir netice alınamayan Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sürecinde TBMM Başkanlığı görevinden istifa konusunda nasıl bir yola girilecekti? Ahmet, o programda (geçtiğimiz Cuma) gerçekten de son derece hayati bir kulisi aktardı. Haber şuydu; “AK Parti MKYK toplantısında konuşan Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Binali (Yıldırım) bey Meclis Başkanlığı görevinden istifa edecek! Yeni TBMM Başkanı kim olsun?’ mealinde bir cümle sarf etmiş, nabız yoklamıştı. Bu cümleyi programda duyduğumda, acaba yanılıyor muyum diye bir kez de ben tekrar ettirmiştim.

Evet, haftalardan bu yana konuşulan bir konuda yeni bir sürece giriliyordu ve bu ilk kez TV5 ekranlarında dile getiriliyordu. Büyük bir haberdi…

***

Ahmet Yavuz, bu kulis haberi bir adım daha ötesine taşıdı; Milli Gazete’de geçen Salı günkü köşe yazısında, resmen nokta atışı yaptı. Binali Yıldırım’ın hangi gün hangi saat ve nerede, istifa süreci hakkında açıklama yapacağını duyurdu; bakar mısınız şu satırlara;

“Öğrendiğime göre Sayın Yıldırım, 19 veya 20 Şubat’ta istifa kararını sunacak. Geçen hafta işaretini verdiği istifa kararının tarihini de belki bugün akşam CNN Türk’te Buket Aydın Baykal’ın başarılı programı 40’ta açıklayabilir. Ya da başka bir ortamda. Sonrasında kulisler, başkan adaylarının kulislerine sahne olacak.” Ve gerçekten de öyle oldu… Binali bey, TBMM Başkanlığı görevini ne zaman bırakacağını CNN Türk’te Buket Aydın Baykal’ın programında açıkladı.

Bizim Ercan Özcan da bu kulis/haberi, “Havuz medyası diye tabir edilen çok sayıda gazete ve bu gazetelerde görev yapan sayısız yazar mevcutken, iktidardan en önemli haberleri de Milli Gazete yazıyor” üst başlığı ile verdi, gazetede, sürmanşetten.

***

Esasen bu bir ilk de değildi;

Daha önce dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun istifasını açıkladığı gün Binali Yıldırım’ın genel başkan ve başbakan olacağını, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını ve buna benzer çok sayıda kulis haberi medyada ilk kez yazan da Ahmet Yavuz’du.

‘Böyük!” medya olsa, bu haberleri allandıra pullandıra, döne döne yazardı… O yazarı parlatırlardı da parlatırlardı…

Bizim mütevazi şartlarımızda ise, “Benim adım Hıdır/Elimden gelen budur!” a dönüşüveriyor… Tebrikler sevgili Ahmet Yavuz’a…

HEEEY! İNTÖRN MAAŞLARINDAN HABER VAR!

Geçenlerde (2 Ocak 2019) bu köşede şu mesaja yer verdim; ‘İntörn’ öğrenciler diyor ki, “Kadrolu doktorlarla aynı işi yapıyoruz. Ama çok az maaş alıyoruz. Aldığımız maaş hiç olmazsa asgari ücret kadar olsun…” Ve de ekliyorlar; “Bu talebimizi başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK yetkililerine de ulaştırabilir misiniz?”

***

Ve gelen son haber; “Üniversitelerin tıp fakültelerinde beşinci yılı tamamlayarak altıncı yıla geçen öğrencilere, intörn eğitimleri süresince her ay ödenen ücretin miktarı 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren arttı. Buna göre, intörn eğitimi görenlere; 2018 yılının ikinci yarısında aylık net ‘550 TL’ olarak ödenen ücretin miktarı 2019 yılının ilk yarısındaki aylarda net “609 TL” olarak ödenecek…”

***

Normal doktorlar gibi mesai yapan, çalışan İntörn öğrencileri asgari ücret kadar bir maaş beklerken gele gele bu kadar zam geldi!

İSLAM BİRLİĞİ’Nİ SAĞLAMAK İÇİN NE YAPIYORUZ?

* Ümmet kavramına “algı”lar yerleştiriliyor!

* Müslümanlar ötekileştiriliyor!

* Müslümanlar kan ve gözyaşı içinde!

* Müslümanlar ayrıştırılıyor!

* Müslümanların birlik olması istenmiyor!

* Müslümanlar paramparça!

* Müslümanlar darmadağınık!

Buradan çıkan sonucu herhalde tahmin etmişsinizdir; İslam Birliği Şart!

Ama ve de fakat;

* Parçalanmışlığın sebebi başkaları değil, biziz!

* Ötekileştirmenin sebebi başkaları değil, maalesef bizzat biziz!

* Zayıf olmanın sebebi dışarıda değil, biziz!

* İrade koyamayan başkaları değil, biziz!

* Güçsüz olmamızın sebebi sadece biziz!

* Şunu soralım kendimize; gavur elbette gavurluğunu yapacak ama biz ümmet ve İslam Birliği’ni sağlamak için ne yapıyoruz?

İşte bütün mesele…

MESAJ PANOSU

AK Parti, MHP, CHP,  İyi Parti ve HDP, “Türkiye’nin her bölgesinde seçime giriyoruz” diye Hazine’den seçim yardımı aldı/alıyor. Ama bu 5 siyasi parti de birçok il ve ilçede seçime gir(e)miyor. Partiler girmediği yerlerin parasını hazineye iade etsinler, lütfen.

Buna karşılık Türkiye’nin her seçim bölgesinde seçime giren Saadet Partisi, Hazine’den tek kuruş alamıyor. Niçin?

Bu arada yukarıda anılan siyasi partiler Hazine’den bu seçimde ne kadar yardım aldılar, bunu da hatırlatmak istiyorum;

31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde Hazine’den 5 partiye toplam 670 milyon lira yardım yapılıyor. Hazine yardımlarından aslan payını 291 milyon lirayla AK Parti alırken, en düşük yardım 68 milyon lirayla İyi Parti’ye verilecek. (ERTUĞRUL KÖSE)