Bir Nesil İnşacısı: Adnan Demirtürk

Abone Ol

Fikir, dava, kurum ve

sistemlerin başarısı, onların amacına uygun yetiştirilmiş insanların

varlığına bağlıdır. Bunu ancak eğitim sağlayabilir. Millî Gençlik

Vakfı nın efsane genel başkanı rahmetli Adnan Demirtürk, işte bu anlamda

eğitim merkezli çalışan bir başkan olarak görev yaptı. Ona göre, Her

kademedeki görevin ve her seviyedeki insanın kendine özgü eğitimi

vardı.

Projemiz insan diyerek yola çıkan Adnan Demirtürk, insan

merkezli bir çalışma yapıyor ve insanın eğitimi konusunda şöyle

diyordu: Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız tohum ekiniz. On yıl

sonrasını düşünüyorsanız fidan dikiniz. Ama eğer, yüz yıl sonrasını

düşünüyorsanız, çağlar kapatıp çağlar açacak Fatihler olsun, o Fatihleri

yetiştirecek anneler olsun istiyorsanız, o zaman insan yetiştiriniz.

Çok okur, okumaya teşvik ederdi

Eğitimin

en başta gelen malzemeleri içinde yer alan kitap, kalem ve kâğıt (not

defteri) -3 K- onun en vazgeçilmez üç arkadaşıydı. Bunlar, inceleme ve

araştırma üzerine kurulan akademik çalışmaların en başta gelen

materyalleri arasındadır. 

Adnan Bey, not alarak plânlı ve

programlı çalışmaya âzamî gayret gösterirdi. Gençlere ve kadrolarına

kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya çalışır, her alanda kendilerini

geliştirmelerini isterdi. En büyük harcamayı kitaplarına yapardı. Her

çeşitten kitap ve yayınların yer aldığı zengin bir kütüphanesi vardı.

Millî Gençlik Vakfı Genel Başkanlığı na seçildiğinin ilk haftalarında,

öncelikle okunmasında fayda gördüğü 100 eserden meydana gelen bir kitap

listesi oluşturmuştu.

Kendisi de çok okur, önemli cümlelerin

altını çizerdi. Faaliyet ve ihtiyaç alanına girme ihtimali olan hemen

her konuda yüksek bir birikime sahipti. Konunun uzmanı olanlar bile,

onun bu birikim ve hazırlıklı oluşu karşısında hayretlerini ifade edecek

söz bulamazlardı.

Yolculuklara bile kitapsız çıkmazdı. Yolda

okumak için çantasında mutlaka birkaç kitap bulundururdu. 15. 5. 1999

günü, bir trafik kazasında vefat ettiği gün bile büyükçe kahverengi

çantasından şu iki kitap çıkmıştı: 1. Ali Büyükçapar ın İsmi Azam

(Esma ül Hüsna) adlı eseri. 2. İlhan Bardakçı nın Sultan Vahidüddin

Han ı anlattığı Şahbaba adlı eseri.

Gençleri ve kadrolarını yetiştirdi

Ömrünü

gençlerin yetişmesine adadı. Onlara rehberlik etti. Gençliğin ağabeyi

oldu. Onları yüreklendirdi, çalışma azmi kazandırdı. Gençlere şöyle

derdi: Okuyun, araştırın, ilim sahibi olun. Bilenlerle bilmeyenler eşit

olmaz. Faydasız ilimden uzak durun.

Gençlerin gelişen dünya

şartlarına uyum sağlayıp çevresi ve topluma faydalı olabilmesi için

maddi ve manevi alanda donanımlı olmasını isterdi. Manevi donanımı öne

alır, bunun için gencin şu özellikleri unutmaması gerektiğini söylerdi:

1. Yaratılış gayesini bilmek.

2. Dünyada imtihan halinde olduğumuzu unutmamak.

3. İhsan: Allah ın bizi her an gördüğünü bilerek çalışmak.

Gencin maddi donanımını şöyle sağlayabileceğini anlatırdı:

1. Yüksek öğrenim yapmak ve akademik çalışmalara yönelmek.

2. Yabancı dil bilmek.

3.

Çağın gerektirdiği teknolojiyi kullanma ve meslekî uzmanlaşma:

Bilgisayar kullanmak, bilgi-işlem teknolojisini bilmek, vizyon,

formasyon sahibi bakımlı bir insan olmak.

Gençlere bazı tavsiyeleri

Gençlerin

kendilerini yetiştirip geliştirmesi için şu öğütleri yapardı: Kendine

güven. Şahsiyet sahibi ol. Sosyal çalışmalara katıl. Vakıfta görev al.

En büyük ecir insanlığa hizmet yolunda çalışmaktır: İnsanların

hayırlısı, insanlara faydalı olandır. (Hadis-i Şerif)

Okulda,

işte, hayatta, hayatın her anında başarılı olmak biricik amacın olsun.

İrade sahibi ol. Zorluklarla mücadelede yılgınlık gösterme. Hep ileriye

bak. Hep büyük hedeflere koş.

Güzel ahlâk sahibi ol. Güzelliklerin

en güzeli, güzel ahlâktır. İnatçı, huysuz, geçimsiz, dik başlı, burnu

havada, kırılgan ve alıngan olma.

İdeal bir vazife adamı ol.

Vazife adamı denildiği zaman, görev verildiğinde gözünün arkada

kalmayacağı insan anlaşılır. İnciler az olduğu için kıymetlidir. Dâvâ

adamları da azdır ve dâvâ adamlığı en büyük vasıftır. Ömrü yaşanmaya

değer kılan şey dâvâ adamı olmaktır.

Karşısındakine değer veren kişi değer görür. Nefsî tavır ve yorumlardan kaçının.

Sorumluluğunu kuşanmıştı

Sorumluluk

duygusu gelişmişti. O kadar ki, çevresi, ülkesi ve bütün insanlığa

karşı kendini sorumlu hissederdi. Bu yüzden, çalışmalarda insan ayrımı

yapmaz, doğru olanı herkese ulaştırmaya çalışırdı. Meselâ, Tarkan ın da

İslâmî hayat yaşamasını isteyen konuşmalar yapmıştı.

Başkanlığı

döneminde İstanbul-Ataköy de iki Satanist genç el ele tutuşarak bir

apartmanın 14. katından atlamışlardı. Bu iki gencin ölümü onu çok

üzmüştü. Ataköy Millî Gençlik Vakfı görevlilerini arayıp oradaki

çalışmalar hakkında bilgi almıştı. Aylık yapılan Genel Merkez, Şube ve

Bölge Başkanları toplantısında şöyle konuştu:

- Arkadaşlar!

Mevlâna Hazretleri döneminde bir kişi intihar etmişti de, Mevlâna Orada

hiç Müslüman yok muymuş diye sormuştu. Siz de, görevli olduğunuz

yerlerin evliyasından da, eşkıyasından da sorumlusunuz.

Herkesi

kuşatan bir sorumluluk anlayışına sahipti. O, gençlerin tamamına ulaşmak

ve onları yetiştirmek istiyordu. Vakfıkebir Millî Gençlik Vakfı

Başkanlığı sırasında yönetiminde yer alan Mahmut Sayın, onun herkesi

kuşatan bir hizmet anlayışına sahip olduğunu şöyle anlatır:

-Yöneticilik

yeteneği çok gelişmişti. Benim evde, evin bütün odalarını açarak 125

kişinin katıldığı bir ortaöğretim toplantısı yaptık. O öğrencilerden

bütün okulların başkanları ve sınıfların temsilcilerini belirledik.

Toplantı gece saat 02.30 a kadar devam etti. Hatta, o sıralar yeni

evlendiğimiz eşim mutfakta uyuyakalmıştı.

Adnan Bey, Bugünün

işini yarına bırakma anlayışı ile çalışırdı. İşin bizden korktuğu insan

olmamız gerektiğini anlatırdı. Ona göre zor iş yoktu. Zor iş,

zamanında yapılmayan kolay işlerin toplamıdır derdi.

Yumuşak ve şefkatli idi

Adnan

Demirtürk ün en belirgin özelliklerinden biri de, karşılaştıkları

insanlara karşı tebessüm edip iki kollarını açarak kucaklamasıdır. Bu

durum, karşısındakilere güven veriyor, kısa sürede kaynaşmaya vesile

oluyordu. Pek çok genç, onun bu özelliği sebebiyle Millî Gençlik Vakfı

kadrolarına dâhil olmuştu. Çünkü Peygamber Efendimizin (s.a.v) yüzünden

de güler yüz ve tebessüm hiç eksik olmazdı.

İnsanlar ve

kadrolarıyla ilişkilerinde samimiyet, hoşgörü ve karşılıklı anlayış

hâkimdi. Çalışmalarına Kur an-ı Kerim in şu buyruğu yansıyordu: (Ey

Peygamber) Allah ın sana lütfettiği şefkat ve merhametten dolayıdır ki,

sen onlara yumuşak davrandın. Eğer onlara sert ve kırıcı davransaydın,

hiç şüphesiz senin etrafından dağılır giderlerdi. O halde, bundan böyle

onlara karşı hep hoşgörülü ve affedici ol. Bağışlanmaları için Allah tan

af dile; toplum ve yönetimle ilgili işlerde onlarla istişare et; bir iş

yapmaya karar verince de yalnız Allah a güven. Şüphesiz Allah kendine

güvenenleri sever. (Ȃl-i İmran Suresi, Ȃyet 159)

Kısaca, Adnan

Demirtürk ün en belirgin özelliklerinden biri de eğitimin önemini iyi

kavramış olmasıdır. Eğitimsiz insanlarla büyük hedeflere yürümek mümkün

değildir. Eğitimli insan, ne yaptığını bilen, hedefini kollayan

insandır. Büyük işler, ancak o işe göre yetişmiş eğitimli insanlar

eliyle başarılabilir.