Bir milyon Suriyelinin 221 bini kamplarda

Abone Ol

Suriye’deki iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan Suriyelilerin sayısının Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay 1 milyonu geçtiğini, bunların sadece 221 bininin kamplarda barındırıldığını açıklamış. Görünen o ki, en az 800 bin Suriyeli ülkemizin çeşitli şehirlerinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Kamplarda barındırılan 221 bin Suriyelinin her türlü ihtiyacının karşılandığını söylemek mümkün. Çünkü sadece devlet değil çeşitli yardım kuruluşları da halkın yardımlarını bu kamplara ulaştırıyorlar. Ancak, kamplar dışında kalan, kesin olarak kayıt altına alınmış olduğu da şüpheli 800 bin Suriyeli ne yapıyor, hayatlarını nasıl sürdürüyorlar Özellikle büyük şehirlerdeki bu insanların otogarlarda ve tren istasyonlarında barınmaya çalıştıklarını biliyoruz. Bir kısmı gelirken getirebildiği kadarıyla birkaç aile ev tutup buralara yerleşmiş durumdalar ama çoğunluk kontrol dışında bulabilirlerse çalışarak, bulamazlarsa dilenerek hayatlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar. Hemen belirteyim ki, ülkemize niçin bu kadar Suriyelinin geldiğini sorguluyor değilim. Canlarını kurtarmak için ülkemize sığınan insanlara sahip çıkmamız, elimizden gelen desteği vermemiz hem insanlık hem inancımız gereği. Kaldı ki, canlarını kurtarabilmek için ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin sayısı sadece ülkemizdeki 1 milyonu aşkın insandan ibaret değil. Biliyoruz ki, Irak, Lübnan ve Ürdün’e gidenler de var. Belki bir miktarda ABD ile Avrupa ülkelerine gidenler olabilir. Kısacası, ülkesini terk etmek zorunda kalmış 2 milyonu aşkın insan değişik ülkelere sığınmış ve bunun sorumlusu da Esad iken Suriye’de devlet başkanlığı seçimi yapılmış olması, bunu da modern(!) dünyanın sadece seyretmekle yetinmesi sanıyorum insanlık açısından utanç vericidir. Esad ülkesini terk etmek zorunda kalan Suriyelileri kendi kafasına göre vatandaşlıktan çıkartmış olabilir ama onların insan olduğunun Batı dünyası tarafından da unutulmuş olması Batı medeniyetinin çöküşü olarak nitelendirilirse sanıyorum yanlış olmaz. Hoş medeniyetin ne olduğunun yeniden tartışılması ve tarif edilmesi gerekiyor bu da ayrı bir konu... Batı’nın kendi normlarına göre bazı kavramları tarif etmesi ve bunun da tek doğruymuş gibi tüm dünyaya sunulması daha baştan yanlı ve tek yanlı dayatmadan ibaretti. Ama hâkim güçler her alanda dünyayı kendi çıkarları ve anlayışları doğrultusunda yönlendirmeyi uzunca süreden beri beceriyorlar. Ama artık bunun böyle gitmeyeceğini görmek ve zalimlere göstermek durumundayız.

Bunun yanında Batı medeniyetinin maddeyi esas aldığı, bu bakımdan materyalist olduğunu materyalist anlayış ile insanlığın mutluluğunun sağlanamayacağını görmek/göstermek için insanı esas alan maneviyatçı İslam medeniyetinin yeniden ayağa kalkmasına ihtiyaç var.

Söze Suriye’den ülkemize sığınan Suriyelilerle başladık Batı medeniyeti ile İslam medeniyetinin mukayesesine geldik.

Ülkemize sığınan Suriyelilere elden gelen yardımın yapıldığını, bu rakamın 4 milyar doları bulduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, buna karşılık uluslararası yardımın 210 milyon dolarda kaldığını açıklıyor ki, bu rakamlar bile Batı ile Rusya’nın Suriye’deki güç gösterisinin faturasının da bize ödettirildiğinin göstergesidir. Bu arada Batı ülkeleri önümüzdeki yıl yani 2015’de 18 bin Suriyeliyi kabul edebileceklerini açıklamışlar. Açıklamışlar ama bu rakamda net değil. Hatta gerçekten kabul edip etmeyecekleri de.

Peki, Suriye’deki Rusya ve Batı dünyasının çıkar çatışmasının faturasını biz niçin ödüyoruz Bu sorunun cevabını iktidar ve muhalefet olarak araştırmak ve bulmak mecburiyeti var. Bulunmalıdır ki, benzer durumlara hiç olmazsa bundan sonra düşülmemesi için nelerin yapılması gerektiği tespit edilebilsin.