Mustafa Köse…
Henüz 19 yaşındaydı…
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu idi…
Nasıl ifade edilir, “zıpkın” gibi bir askerdi…
Farklı şehir ve bölgelerde görev gereği bulundu, esasen Bandırmalı idi…
“Süleyman hep Başbakan, Başbakan hep Süleyman!” şarkısının henüz dillere pelesenk olmadığı bir zaman dilimiydi. Ama 1. Demirel Hükümeti işbaşında idi. 1965 genel seçimleri sonunda hükümeti kurma görevi, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından Isparta Milletvekili Süleyman Demirel’e verilmişti. Mühür, nam-ı diğer “baba”daydı, “hökümeti” kuran da kendisi idi…
Yıl, 1967, mevsimlerden sonbahardı…
Anadolu şehirleri kadar sokak ve caddeler dökülen yapraklardan ve gazellerden sarıya boyanmasa da o yıllarda henüz İstanbul betona teslim edilmemişti. Hatta ve hatta Mecidiyeköy ve ötesinden söz edilirken, “kiraz ve meyve bahçeleri”nden dem vurulurdu.
Neyse…
Bir hafta sonuydu…
19 yaşında ve “zıpkın” gibi olan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu genç asker Mustafa Köse, yanında yine TSK mensubu arkadaşı ile birlikte İstanbul’da turlarken yolları Beyazıt’a düştü…
Vitrinlere bakarken hemen Beyazıt Meydanı’na yakın bir düğün salonunun kapısında son derece çarpıcı bir pankartla karşılaştılar. Pankartta şu ifade yazılıydı:
u “Türkiye’nin ilk yerli ve milli motoru Gümüş Motor hakkında konferans…”
Mustafa Köse kendisi de “motorcu” olduğu için, oldukça merakını celbeder bu konferans!
Arkadaşı ile bir an göz göze gelirler.
Motorcu Mustafa Köse bu konferansı mutlaka dinlemek ister;
“Salona girdik. Erken bir saatmiş oysa! Salon düğün salonu, yanlış hatırlamıyorsam ismi Ömür Düğün Salonu idi. Ama içeride bir Allah’ın kulu yok! Arkadaşımla birlikte salonun en arkasında sandalyelere oturduk. Ön tarafta bir masa ve bir de koltuk vardı, konferansçının oturması için. Ve bu masanın hemen üzerinde de tepegöz denilen slayt mekanizması asılıydı. Birazdan insanlar konferansa gelmeye ve salonu doldurmaya başladılar. Gelenlere bakıyoruz, büyük çoğunluğu sakallı ve takkeli katılımcılar. Kendi aramızda, biraz da sessizce, “Herhalde bir Mevlid programı icra edilecek…” diye söylendik. Ama şayet bu bir Mevlid programı ise kapıdaki, “Türkiye’nin ilk yerli ve milli motoru Gümüş Motor hakkında konferans…” anonsu ne olaydı ki! Merakımız daha da arttı. Konferans salonu tıklım tıklım doldu neredeyse. Biz dediğim gibi en arka sıralarda sessizce ve de merak içinde bekliyoruz. Birden salon müthiş bir şekilde hareketlendi. İçeri giren kişi direkt masaya yöneldi, daha koltuğuna oturmadan salondakilere “Esselamüaleyküm!” diye selam verdi ve “Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrrahmânirrahîm” diyerek konferansına başladı…”
Mustafa Köse bir kez daha şaşırır. Kürsüdeki adam slaytlar eşliğinde motordan bahsetmektedir, motorların parçalarından söz etmektedir. Hem de öyle böyle değil; motorların en ince aksamına kadar ve de ayrıntılı bilgilerle… Müthiş bir merak içini daha bir gıdıklamaya başlar; kimdir bu adam;
“Ben TSK bünyesinde motorcu bir subayım. Ama hayatımda ilk kez bu kadar detaylı motor bilgilerine şahit oluyordum. 9 beygirlik yerli ve milli bir motordu, Gümüş Motor. Kürsüdeki adam motor parçalarını tek tek anlatıyor, sonrasında da bu motor parçalarını yapan isimleri ayağa kaldırarak salondakilere tanıtıyordu. Her tanıtımdan sonra da salondan alkışlar yükseliyordu. Hemen yanımızda bulunan sakallı ve takkeli bir katılımcıya bu adamın ismini sordum. Bana döndü ve dedi ki; ‘Bu adam Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır…”
İşte o dakikadan sonra ben Erbakan Hocamdan hiç kopmadım, kopamadım…”
***
Bir Milli Görüşçünün müthiş anıları böyleydi…
ERBAKAN HOCA’YI RESMİ ÜNİFORMASI İLE KARŞILADI
Mustafa Köse anlatıyor;
“1973 seçimleri öncesindeydi. O seçimler öncesinde Erbakan Hoca Erzurum’a geldi. Ben de Erzurum Hava Üssü’nde görevliyim. Erbakan Hoca’yı karşılamaya gittim. Hem de resmi elbisem, üniformam ile. Hoca’nın seçim arabasına atladım. Yine bir sonbahar günü idi. O arada müthiş bir rüzgâr var. Benim şapka rüzgârdan uçtu gitti. Neyse arabayı durdurdular, şapkamı aldım. Çok kalabalık bir mitingdi… Seçimlerde, Milli Selamet Partisi (MSP) yüzde 11 oyla 48 milletvekili çıkardı…”
MİLLİ GÖRÜŞÇÜ YAPAN GÜMÜŞ MOTOR…
Birkaç satır da, Mustafa Köse ve daha çok sayıda kişinin uyanışına vesile olan Gümüş Motor hakkında bilgi vermek istiyorum…
* Gümüş Motor, otomotiv sektörüne yönelik ilk ciddi çalışma…
* 1956 yılında daha 30 yaşında iken Gümüş Motor fabrikasını kurmak için kolları sıvayan Doç. Dr. Necmettin Erbakan’dır.
* 1955’li yıllarda büyük sermaye kısıtına, yapısal yetersizliklere ve nitelikli işgücünün yokluğuna rağmen Gümüş Motor üretim yolculuğu başladı.
* Gümüş Motor, bu ülkenin sanayileşmesinde büyük bir hamledir.
* Fabrikanın temeli 1956 yılında atıldı.
* Memleket ve millet sevdalısı 200’ün üzerinde insan bir araya gelerek 6 milyon liralık sermayeyle bir şirket kurdu.
* Bu sermayeyle kurulan makine imalât fabrikası o zaman için memleketin en büyük kuruluşlarındandı.
* Bu fabrikada üretilen motorların yüzde 95’i fabrikanın içerisinde imal edilerek montajı yapıldı.
* Kurulduktan dört yıl sonra motorları seri halde imal edebilecek teknolojik yeterliliğe erişti.
* Ülkemizin motor geliştirme kabiliyeti açısından çok büyük bir öneme sahip olan bu girişim büyük bir ihmalkârlık ve malum nedenlerden ilgisizliğe terk edildi.
* Merhum Erbakan bu teşebbüsü daha sonraki zaman dilimlerinde “Yaygın Özel Sektör” olarak tanımladı. Neticede motor ve tulumba ile Anadolu’nun sulanması, aynı anda hem sanayiye hem de ziraata hizmet edilmesi amaçlanarak memleketin en önemli kalkınma hamlesi gerçekleştirildi.
***
Bu bilgiler için, akademisyen Abdullah Demir’e teşekkür ediyorum…