Bir lider, bir bilge insan

Abone Ol

Hak ve adalet merkezli bir inançtan uzak kalan insanlık, huzur ve mutluluğa hasret durumda... Savaşlar, işgaller, kavgalar, çılgınlıklar, kötülükler birbirini kovalıyor. İnsanlık adeta kendisine uzanacak bir el bekliyor.

Mehmet Âkif, yüz yıllardan beri Doğu nun "beyin" ve "bilek gücü"nün etkisiz kaldığını anlattığı "Şark" adlı şiirine şu beyitle başlar: "Musallat, hiç göz açtırmaz da Garb ın kanlı kabusu / Asırlar var ki, İslâm ın muattal beyni, bâzusu"

Necip Fazıl da İdeolocya Örgüsü adlı eserinde şöyle der:"Tam bir buçuk asırdır dünyanın İslâm a göre güdülemediğine inanıyoruz."

Hak ve adalet merkezli bir inançtan uzak kalan insanlık, huzur ve mutluluğa hasret durumda... Savaşlar, işgaller, kavgalar, çılgınlıklar, kötülükler birbirini kovalıyor. İnsanlık adeta kendisine uzanacak bir el bekliyor.

Bu düşünceler içinde, Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın 24.10.2007 günü ESAM da yaptığı ve TV-5 te de yayınlanan konferansını dinliyorum. Bu konuşma, muhterem Erbakan ın liderlik vasfı ve bilge kişiliğini yansıtması bakımından da önemliydi. Yalnız bu konuşma bile, tarih, sosyoloji ve strateji konusunda çalışma yapanlara ciddi açılımlar kazandıracak nitelikte. Çünkü, olayları perde arkası ile birlikte ele alıyor. Hak-bâtıl mücadelesi çerçevesinde, insanlığın 5 bin yıllık tarihinin analiz edildiği konferansta ırkçı emperyalizmin insanlığı ifsat etmek için oynadığı oyunlara dikkat çekildi. Ben, bu konferansta Hoca nın "Terör, sınır ötesi operasyon ve son olaylar"ı anlatacağını düşünüyordum. Hoca, bu konulara hiç girmedi. Fakat, bugünkü duruma nasıl geldiğimizin formül ve anahtar bilgilerini verdi. Tarihi perspektif dikkate alınarak verilen bu bilgilerden sonra, yaşadığımız olayların iç yüzü size açılıyor ve herşeyi daha net görebiliyorsunuz. Bu konferans, olayların üzerini örten sis perdelerini kaldırdı. Muhterem Erbakan, önceki konuşmalarında da bunu yapıyordu, fakat bu seferki daha geniş ve daha kapsamlı bir tahlil özelliği taşıyordu.

Millî Görüş Lideri, insanlığın 5767 yıllık tarihini 9 bölüm halinde ele aldı. Beni İsrail in "üstün ırk" ve "efendi" olma iddiasından hareketle dünyayı nasıl tekellerine almak istediklerini anlattı. Avrupa kıtasında ve bugünkü İspanya toprakları üzerinde kurulan Endülüs Emevi Devleti nin de Yahudiler in entrikaları sonucu yıkıldığını ortaya koydu. 2. Viyana Kuşatması nda Tatar Ağası nın ihaneti sonucu Osmanlı nın yenilgiye uğradığını ve bu olaydan sonra da büyük bir kültür emperyalizminin başlatıldığını söyledi.

Sultan Abdülhamit in Filistin topraklarını Yahudilere para karşılığı satmamasından sonra, Teodor Herzel başkanlığında Basel de bir Yahudi toplantısı yapılarak Abdülhamit in tahttan indirilmesi, Osmanlı nın yıkılması, 100 sene sonra da İslâm ın yeryüzünden silinmesi kararlarının alındığını belirtti. I. Dünya Savaşı ndan sonra da Haym Nahum aracılığıyla Lozan Antlaşması nın imzalatıldığını anlatan Erbakan, daha sonra da BM,IMF, UNESCO gibi ifsat edici kuruluşların kurulmasına karar verildiğini ifade etti.

Türkiye nin çok partili hayata geçmesi ile birlikte halkın demokrasi tiyatrosuna alet edildiğini şöyle dile getirdi: "Demokrasi başka, demokratur başka. Irkçı emperyalizm istediğimizi halka seçtiririz, diyor. Halk aldatılıyor. Bu oyuna âlet ediliyor. Narkozlanıyor ve kendi iradesiyle seçmesine izin verilmiyor. Kendim seçtim, zannediyor, aslında başkaları seçiyor ve seçtiriyor."

Bu oyunları Millî Görüş ün bozacağını ve İslâm ın zafer kazanacağını söyleyen Erbakan, RP ye karşı oynanan senaryoyu ve arkasından AKP nin hangi amaçla iktidara getirildiğini anlattı.

22 Temmuz 2007 den sonra, "Yeni Dönem"in başladığını, bu dönemde emperyalistlerin Müslüman ülkelerdeki işbirlikçi halkayı genişletip polis devleti oluşturarak herkesi kontrol altında tutmayı amaçladıklarını belirtti.

Erbakan Hoca, son konferansında 5767 yıldır olup biteni halkın önüne koydu, tahlil gücünü ve bir "üst beyin" oluşunu ispat etti. Bugüne nasıl gelindiğini ve bugünkü kargaşanın iç yüzünü anlattı. Liderlik ve bilgelik sorumluluğunu yerine getirdi.

Bugün insanlık bir yol ayrımında. Ya küresel güçlerin insanlığa layık gördüğü savaş, işkence, işgal, sömürü, acı, kan, gözyaşının hakim olduğu bir dünyada yaşamaya karar vereceğiz; ya da Millî Görüş ün kurulması için mücadele verdiği "Yeni Bir Dünya"da, insanca, huzur ve barış içinde yaşayacağız. Bugünkü yaşadıklarımızla kıyas edebilmek için Erbakan ın kurmaylığını yaptığı D-8 in ilkelerini bir kez daha hatırlayalım, düşünelim ve kararımızı verelim:

1. Savaş değil, barış!

2. Çatışma değil, diyalog!

3. Çifte standart değil, adalet!

4. Sömürü değil, işbirliği!

5. Üstünlük değil, eşitlik!

6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi!

Ne kadar büyük ifsat ve olumsuzluklarla karşı karşıya bulunsak da, ümit ve güven veren çare ve çözüm de var.