Bir köy düğünü

Abone Ol

Bir arkadaşım anlattı. Köy düğünleri ilgimi çektiği için birinci ağızdan sizlerle paylaşmak istiyorum. "Çok sevdiğim ve saydığım bir yakınımın kızının evliliği dolayısıyla tertip edilen köy düğünü ne katılmak için yollara düştük. Uzun bir yolculuk yapmamız gerekiyordu. Fakat köy düğünü oluşu dolayısıyla heyecanlandık, farklı bir havayı teneffüs edecektik. Bu da bizim ilgimizi çekti. Hatta uzaklığı, yol meşakkatini düşünmez olduk. Çünkü düğün Kütahya nın Simav ilçesinin Kelemyenice (yeni adıyla Gümüşsu) köyündeydi.

Bölge, batı bölgeleri gibi göç almamış, bu yüzden aslî unsurlardan oluşmaktaydı. Olumsuz dış etkenlerin fazla dejenere etmediği bir yer olarak zihnimde yer etti, yani organik bir köydü. Bu ifade köyde birçok kişinin, özellikle vurguladığı bir husus olduğu için kullanıyorum. Önünüze yiyecek, içecek ne getirseler bu organik demekten kendilerini alamıyorlardı. Neredeyse su içseniz organik diyecek kadar organik ifadesini ve halini içselleştirmişler.

Bursa nın Gemlik ilçesinde bir perşembe günü akşamı, kına gecesi yle başlayan düğün süreci pazar akşamına kadar devam etti. Kına gecesi dediysem de düğünden hiç farkı yoktu. Çünkü Simav a gidemeyecekler düşünülerek kına gecesi düğün şeklinde organize edilmişti. Düğünün bütün formaliteleri yerine getirildi.

Cuma günü kız evinden gelin alındı, köy e götürüldü. Köyde eğlenceye devam edildi. Cumartesi günü herkes hareket halindeydi, yeme içme, yani ikram ve eğlence iç içeydi. Akşam serinliğinde köyün bütün gençleri belirlenen mekânlara toplandı. Bayanlar okulun yanında bulunan özellikle düğünler için düzenlenmiş düğün salonunda, erkekler de spor sahasında ve çevresindeki çay bahçesinde toplandılar.

Bayanlar düğünün hakkını veriyorlar. Eğlenceyi gerçekten eğlence olarak yaşıyor ve yaşatıyorlar. Orkestra hiç boş durmadı, kadınlar, genç kızlar sürekli oynadılar. Bayanların bulunduğu çevreye taşkınlık yaparlar endişesiyle gençlerin yaklaşmasına izin verilmedi.

Erkekler spor kompleksinde eğlendiler. Burada da orkestra hiç boş durmadı. Herhangi bir şehrin düğün salonunda izleyebileceğimiz şeyleri izledik. Orkestranın gürültüsü burada da aynıydı. Nereye kaçarsanız kaçınız, demek ki en ücra yerde bile sizi bulabiliyor.

Orkestra başlı başına bir fenomen Bir ahtapot gibi her tarafa sirayet etmiş Müzik değil de müzik adına gürültü ile karşı karşıya kalmak çok kötü Yoksa elbette düğünde müzik olacak... Gürültüden çevremdeki insanlarla merhaba etmekte, hal hatır sormakta zorlandım. Bu orkestra işi, sanki insanlar birbirleriyle konuşmasın diye uydurulmuş demekten kendimi alamıyorum. Oysa ne güzel dostluklar yakaladım, orkestra dışındaki zamanlarda...

Köy dediysem de şehirle nikâhlı bir köy İnsanlar izzet ve ikramı, giyinmesini, oturmasını, kalkmasını çok iyi biliyorlar. Bulunduğun gürültü ortamında anlaşabildiğim kadarıyla bazı kişilerle tanıştım, konuştum. Konuştukça sanki kırk yıllık ahbapmış gibi bir hal oluştu. Oturtacak yeri şaşırıyorlardı. Herhangi biriyle konuştuğunuzda hemen sohbet ortamı oluşuveriyor.

Köyün bütün sokakları parke taş döşeli, düz bir arazide kurulmuş yemyeşil bir köy Bakımlı, estetik kaygı taşıyan özelliğe sahip evler de var, kırık dökük olanlar da Sokak boyunca yürüdükçe kaderine terkedilmiş evler de var. Metrûk evler sokak aralarında sanki heyulâ gibi sizi gözetliyorlar.

Cumartesi günü gece geç vakit oldu, eğlenceye ertesi sabaha kadar ara verildi, fakat gece yarısından sonra gelin adayının damat evinden tavuk çalma sı söz konusuymuş Bu hadise ilgimi çekti. Bir grup genç toplandı ve damat evine tavuk çalmak üzere yola koyuldu. Gelin ve damat rolüne giren kişilerin -ki ikisi de genç kız- sergiledikleri performans gerçekten ilginçti. Düşüncelerini, hayallerini serazat bir eda içinde şiirsel bir dille atışarak sergilediler. Karşılıklı atışmaları gerçekten ilginçti. Bunun için köy düğününün en özgün yönü tavuk çalma oyunuydu diyebilirim.

Misafirlerin çeşitli ailelerin yanlarına dağıtımı gerçekleştirildi. Biz iki aile olarak Yıldırım Bey in evine misafir olduk. İki katlı tertemiz bir ev Kendileri de dahil üç aile evin içinde kayboldu diyebilirim. Kendi evimizdeymişiz gibi de rahat ettik.

Misafir olduğumuz evde gece 02.30 a kadar sohbet ettik. Bu kadar geç yatmamıza rağmen iki camisi olan köyde sabah ezanlarıyla birlikte ayaklanmak hiç de zor gelmedi. Namazdan sonra kahvaltı zamanına kadar uyuduk. Evin ön kısmında tamamen organik yiyeceklerden olaşan güzel bir kahvaltı yaptık.

Düğün evine gittik, orkestra tekrar iş başı yaptı, eğlence başladı. Daha sonra kurgu gereği gelin evine gidildi, dualar yapıldıktan sonra gelin alındı ve köy içinde birkaç defa tur atıldı. Köyün çeşitli yerlerinde toplanmış insanların üzerine ikram maksadıyla çikolatadan çaya kadar çeşitli yiyecekler atıldı. Başkalarında daha fazla havaya fırlayan, eli tez olan, gözü açık olanlar ikramları kapıyordu.

Evlerinin önünde oturan hanımların, çocukların üzerine de yine aynı şekilde yiyecekler atılıyordu. Bu sahne de ilginç geldi bana... İkramlar oldukça boldu. Fakat bir tane ikram vardı ki, köyde birçok kişinin tepki vermesine rağmen uygulamaya devam ediliyordu. O da sigara... İkram bahanesiyle gençlerin üzerine çok sigara paketi atıldı. Düğün sahibi ve düğün sahibinin akrabaları yapıyordu bu ikramı (!)

Öğleden sonra damat evine gelindiğinde, bütün katılımcılara organik düğün yemekleri ikram edildi. Yemekten sonra davetliler yavaş yavaş düğün mekânından ve köy den ayrılmaya başladılar Biz de yeni evlilere mutluluklar dileyip birçok yeni dost edinmiş olarak tatlı hatıralarla Kelemyenice den ayrıldık "