Bir kandil gecesinin sabahında ister misiniz hep birlikte
bir durum muhasebesi yapalım. Dün akşam mübarek Mevlid Kandili’ni hep birlikte
yaşadık. Câmilerimiz pırıl pırıl, şırıl şırıldı. Evlerimiz nur-u ilahînin
tecellisi ile ibadet ve taatlarımızı (Allah ve Resulü’ne itaatlerimizi)
perçinledi. Ortamlarımız bize heyecan verdi, elhamdülillah.
Şimdi böyle bir gecenin sabahındayız (gündüzünde). Mevlid
Kandili’ni yaşadık; geceden bize ne kaldı Bu sorunun muhakemesi ve muhasebesi
herkes için son derece önem arz eder.
Mübarek gecelerin asıl kutsiyeti bizi nefis muhasebesine
davet etmesidir.
Dünyanın şaşaasına kendini kaptırmış, nice kimseler iç
âlemine dönüp ebedi yolculuğa hazırlanmalıdır. Bu tevessül bunalımlı insanı
dünya hayatında hasretini çektiği kalp huzuruna götürür.
Mübarek gün ve geceler kurtarıcı bir takım hükümleri bize
kazandırması için karşılanması gerekirken, günümüzün insanı bir gelenek olarak
karşılıyor. Mü’minler bu günlerin gereğini yapmalıdır.
Bugünlerin gereğini yapmak demek, bugünlerin bütün
anılarıyla yaşanacağı bir ortamın gerçekleşmesi için çalışmak demektir.
Bugünlerin anlamlarıyla hayata çıkmasının önlendiği bir ortamda sorumsuz
hareket etmek, bu günleri günümüzdeki anlamıyla bir hatıra olarak kabul etmek
demektir. İslam ile gelen her şey bir hatıra unsuru olarak değil yaşamak için
gelmiştir. Hiçbir mübarek gecenin bizim anladığımız manada bir merasime
ihtiyacı yoktur.
İnsanlar İslam’ın nimetlerinden faydalanamıyorlar. Mübarek
gün ve geceler bu nimetlerden biridir. Büyük hâdiselere vesile olmuş günler,
geceler ve aylar mana ve maksada uygun değerlendirilmelidir. Bu kemale eremeyen
mü’min kâmil değildir.
Ecdadımız Osmanlılar döneminde kandil gecelerinin nasıl
kutlandığına bakmaya ihtiyacımız var:
Osmanlılar “Leyle-i Mübareke” denilen mübarek gecelerde
çarşıları, sokakları ve camileri kandillerle aydınlatırlardı. Bundan dolayı bu
gecelere “kandil” denilirdi. Hassaten Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in dünyaya
geliş gecesi Osmanlıların en önemli devlet merasimleri arasına girmiştir.
Sultan İkinci Selim devrinden (1566–1574) itibaren “Leyle-i Mübareke” denilen
beş geceye (Mevlid, Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecelerine) kandil gecesi
denmiştir. Bu gecelerde Mevlid okunması devletin resmi merasimlerinden biriydi.
Padişah başta olmak üzere devlet erkânı bu merasimlerde hazır bulunurdu.
Bunların camilere gelişine “Mevlid Alayı” denirdi.
Miladi yılbaşı gecelerinde sokakların, caddelerin ve
ağaçların “kandil”lenmesi, kandillerimizin mana ve maksadından uzaklaşanların
ne derece sapıklaştığını ayan beyan ortaya koyuyor.
Biz, Allah’ın hidayetini diliyoruz…