BİR edebî eseri edebî eser yapan kıstaslar arasında
sıralama yapılsa en başa üslubu yerleştirmek gerekir. Ne konu, ne tema, ne ana
fikir; ne ölçü, ne kafiye, ritim, armoni; varsa yoksa üslup, varsa yoksa
sanatçının dili kullanma biçimi Eskilerin, Üslub-ı beyân ayniyle insan
demelerindeki sır da bunun içindir. Üslubun her şeyden önce geldiği için Şu
halde üslup sadece edebi eserin künhünü belirlemez, onunla birlikte sanatçıyı
da sanatçı yapan bir espridir. Zira sanatçı olabilmek, üslup özgünlüğüyle
açıklanabilir bir şeydir ancak. Özgünlük makamına erişemeyene sanatçı değil,
ancak mukallit denir. Mukallidinse eseri olmaz. Onun oluşturduğuna eser demek
doğru değildir. Taklit yahut çakma denilebilir belki
Üslup, evet, sanatçının (şairin, yazarın) dili ele alış,
işleyiş ustalığını yansıtır. Ana dilindeki anlatım başarısını ele verir.
Sanatçı, eser, üslup irtibatını gündemime alışım boşuna
değil. Yakınlarda bir eseriyle bana keyifli bir okuma süreci yaşatan Hayrettin
Durmuş a getireceğim sözü. Onun, bana keyif yaşatan eserine
Bu eser Bir Irmaktır Yaşamak (Çağrı Yay., 2014) adını
taşıyor. Hayrettin Durmuş un Soylu Sevdalar, Çağır Beni, Kapına Geldim adlı üç
şiir kitabıyla Araya Dünya Girdi adlı deneme kitabından sonra, beşinci
kitabıdır Bir Irmaktır Yaşamak
Denemelerden oluşan bir kitap Bir Irmaktır Yaşamak...
Hayrettin Durmuş un bu kitapta sergilediği yüksek ritim, okuyana ister istemez
pozitif bir değer katıyor.
Öyle ki, bir okur olarak, Bir Irmaktır Yaşamak tan
aldığım tadı yeterince tasvir edebileceğimi zannetmiyorum. Belki ifade edişte
bir kolaylık olsun diye, edebiyat tarihimizden kimi isimlerin mensur
eserleriyle benzerlikler kurabilirim. Ve evet, bu benzerlikler sorulursa da hiç
çekinmeden Hayrettin Durmuş un bu eserini Ahmet Haşim in, Yahya Kemal in,
Tanpınar ın, Cemil Meriç in mensur eserlerindeki Türkçeleriyle kardeş ilan
edebilirim...
Bu iddiayı ispatlamak için benden bir hamle beklediğinizi
biliyorum: Bir Irmaktır Yaşamak ın üslubunu oluşturan kimi özellikleri
sıralamak! İşte onlar: Okurla özdeşlik kuran bir söylemi var en başta Hayrettin
Durmuş un. Senli benli bir samimiyet. Secilerle yapılan şairane bir anlatım
fakat açık seçikliğe halel getirmeyecek oranda Hele hele ses itişmesi
(tenafür, kakafoni) gibi telaffuzu zorlaştırıcı unsurlar bu kitaptaki
metinlerin semtine dahi uğrayamaz Arı
duru, sade mi sade metinler bunlar Peki, neleri anlatıyor Bir Irmaktır Yaşamak Pek çok şey söylenebilir,
ama ben sadece merak uyandıran konular diyeceğim: Miras kalan türküler, dolu
dizgin giden gönül atları, sevdaların yankılandığı çeşme başları, hayattan arta
kalan fotoğraf kareleri, inci ve mercanların kıskandığı gözyaşları, kalpten
kalbe yol alan gelincik tarlaları, sevgilinin ne sevdiğini ne sevmediğini haber
veren papatya falları, yeşeren badem dalları, göğün bıçkın delikanlısı olan
bulutları, duaya nağme yakan avuçları ve daha nice hayatî şeyin karşılıkları
Bir Irmaktır Yaşamak sadece dili ve üslubu itibariyle
değil, içeriğiyle de Irmak metaforunu hak ediyor. Dolayısıyla bütünüyle Bir
Irmak Edebiyatı ndan söz edebiliyor insan, bu kitabın okurken
Tam da burada tadımlık bir parça sunmak istiyorum:
Denizlerin köpük köpük dalgası, heybetli dağların sabırla oturması, gelen
geçen yolculardan haber sorması, hasretlikten bağrının çatlaması, pınarın
akması, kekliğin ötüşü, günün batışı, kalbin atışı, iki damla billur gözyaşı,
karın aydınlığı, yağmurun serinliği, rüzgârın uğultusu, kuşların cıvıltısı,
dalın, çiçeğin zikri, dervişin fikri hep yolunu gözlediği sevgili için değil
mi (s. 37)
Son olarak Bir Irmaktır Yaşamak ın sayfalarında Hayrettin
Durmuş un bizzat kendi çizimleri olan görsel unsurların (resim ve desenlerin)
bulunduğunu, bunların ise kitaba ayrı bir hava kattığını belirtelim