Bir Gönül Fatihi: Adnan Demirtürk

Abone Ol

Bismillâhirrahmanirrahîm!

AMAN ya Rabbi!.. O nasıl bir “can”dı öyle!.. Millî Görüş çalışmalarında en az 10 “farklı” ve “önemli” görevler yaptı. “Allah, işini güzel yapanları sever” (Âl-i İmran, 148) buyruğu gereği, hem de genç yaşta görevlerinin hakkını verdi. Hepsinde Millî Görüş kadrolarıyla “uyum içinde” çalıştı; güzel örnek oldu, ideal çalışma temposu ortaya koydu. 34 yaşında, cihat çalışmasından dönerken can kuşunu Sahibi’ne teslim eden iyilik ve merhamet örneği, Gül’e sevdalı Adnan Demirtürk’tü o!..

Sevgi doluydu. Kendini kadim değerlerimizden beslenen Millî Görüş davasına adamıştı. Liderin, “Bizim davamızda kimse kendisi için yaşamaz; kardeşi için yaşar. Nefsi yenmenin en kolay yolu budur” sözünün vücut bulmuş haliydi. 20 aylık beraberliğimizde bunu yakından gördüm. Bir dava kardeşini gördüğü zamanki mutluluğunu görmeliydiniz! Tâ karşıdan kollarını açar; sevgi ve merhametle yaklaşır; kırk yıllık hasretlikmiş gibi kucaklardı.

MGV’nin 1975’teki kuruluşundan günümüze bütün genel başkanlarıyla çalışmak nasip oldu. Hepsi güzel ve farklı meziyetlere sahipti. Adnan Demirtürk’ün farklılığı 28 Şubat’ın getirdiği çok çetin şartlarda, davamızı onurlu duruşuyla temsil etmesiydi.

Büyük sıkıntılarla boğuştu. Davamız ve mensuplarına haksızlık ve hakaretler yapılırken hiç geri adım atmadı. Her geçen gün onu daha iyi anlamaya çalışıyorum. Bir büyüğüm “Kitabını oku!” (İsrâ, 14) ayetinin “Dünyada yaptıklarını hatırla!” anlamında olduğunu belirterek, “Hatırâtını yaz” demişti. Nasip olması niyazıyla!

DAVASINI ANLATTI

ERBAKAN Hoca, Millî Görüş hareketini kadim değerlerimiz üzerine kurarak “sistematik bir yapı” oluşturmuştu. Millî Görüş’ün ilkeleri, Millî Görüşçü’nün özellikleri belliydi. Adnan Demirtürk, bu “sağlam yapı”yı çok önemserdi. Ölçüler korunmalıydı. “Sistematik yapı”nın öğretilmesine öncelik verirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra yakınları ona, “Kaymakamlık sınavlarına gir” demişti. O da, “Kaymakam olursam halkın işlerini görmekten davamı anlatmaya fırsat bulamam” diyordu.

Millî Görüş’ün esaslarını öğretmek için Vakfıkebir’de “Selâm Muhasebe Bürosu”nu kurdu. Hem geçimini sağlıyor hem de Dâr-ul Erkâm misali gençleri yetiştiriyordu. O dönemde 30 yaşını dolduranlar milletvekili seçilebiliyordu. 24 Aralık 1995 seçimlerinde 30 yaşını doldurmuştu. Arkadaşları, onun “milletvekilliğine aday olmasını” teklif ettiler. 8. sıraya konulduğunu öğrenince, “Allah’ım, şükürler olsun Sana! Milletvekili olsaydım davamı anlatmaya fırsat bulamazdım” duasını etmişti.

Şahidim ki, Adnan Demirtürk hiçbir dünyalık istemedi. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, bakanlık, hiçbirini… Onun gözü, gençlerin Millî Görüş ölçülerine uygun olarak yetiştirilmesindeydi. Kadrolarına şunları öğütlüyordu: “Arkadaşlar, ihlâsla çalışalım! İhlâs; dünya yansa içinde bir kalbur samanı bulunmamaktır. İhlâsla çalışan, kardeşlerinin aleyhinde konuşmaz. Geriye dönüş yok; her zaman terakki var.”

Kadrolarına karşı merhametliydi. O netameli günlerde bir kişinin bile zayi olmasına gönlü razı değildi. Toplumda ümitsizliğin hâkim olduğu günlerde kadrolarını “toplaya toplaya” teşkilâtını iyi noktaya getirdi. Karşımızdaki engelleri hatırlatanlara hep, “Zorluklar, aşmak içindir” derdi.

İZ BIRAKTI

ADNAN Demirtürk; çok okur, düşünür, araştırır, olayları sorgulardı. Kitapsız yolculuğa çıkmazdı. Vefatında çantasında iki hacimli kitap vardı: Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın Esma ül-Hüsnâ’sı; Murat Bardakçı’nın Şahbaba’sı. Bu sebeple konuşmalarının içeriği zengin, kuşatıcı ve özgün olurdu. 4-5 saat konuşsa da yorulmazdınız! Bir şeyler öğrendiğinizi fark ederdiniz! “Efsane” olmasında bunun da payı vardır.

İkna gücü yüksekti. Kadrolarını teşvik için özgün örnekler bulurdu. Birinde Garcia’ya mektup götüren Rowan örneğini vermişti. ABD-İspanya Savaşı’nda, Amerika devlet başkanı ile başkomutanı arasındaki iletişim kesilmişti. Mutlaka Başkomutanı Garcia’ya ulaşması gerekiyordu. Danışmanları mektup götürmek üzere Rowan’ı önerdiler. Garcia, Küba’nın sarp dağlarındaydı. Yerini kimse bilmiyordu. Rowan’a görev verilince hemen işe koyuldu. Dört günde Garcia’yı buldu; mektubu ulaştırdı.

Rahmetli Adnan Demirtürk, işinin ehli Rowan’ın neyi, nasıl yapacağını kimseye sormadan hemen işe koyulmasını; en kısa sürede görevini sonuçlandırmasını Millî Gençlik Vakfı kadrolarına örnek göstermişti. İdeal vazife adamına bir görev verildiğinde söyleyeceği söz, ancak şunlardan biri olabilirdi: “Derhal!”; “Hemen!”; “Başüstüne!”; “Emredersiniz!”

Bir efsanedir Adnan Demirtürk! Onu anlatmakla bitiremeyiz! Şu sözleri dava anlayışını belirler: “Bizim tek gündemimiz var: Biz kuluz! Âlemlerin Rabbi, lâyık olduğumuz zaman en zayıf sebeplerle bize yardım eder.”

Vefatlarının 26. yılında, birlikte şehadete yürüdükleri Adnan Demirtürk’e, Talha Özcan Eyüboğlu’na, Ahmet Zahit Turan’a Allah’tan rahmet ve büyük dereceler diliyorum.