Müslümanlara bir haller oldu. Sanki yıllardır bazı şeylere aç kalmış da şimdi fütursuzca açlığını gideriyor gibiler. Oysa dinimizin getirdiği kurallar dün ne idiyse bugün de aynı. Peki, kurallar aynı ise değişen, gelişen Müslüman yaptığı onca İslam’a aykırı fiili neye dayanarak işliyor İşin daha tuhafı ise İslam’a aykırı fiilleri işleyenlerin vicdanlarını nasıl susturdukları!
Günümüzde Müslüman kelimesi ile bu kelimeye yakışmayacak o kadar fiil aynı cümle içerisinde geçmeye başladı ki! Temel görevi iyiliği emretmek ve kötülükten men etmek olan birisinin bu temel görevden kendini soyutlaması asıl üzerinde durmamız gereken mesele olmalı bence. Özellikle kanaat önderleri etrafında toplanmış olan Müslümanların çeşitli cemaat, tarikat, vakıf vb. yapılarda daha derli toplu bir dini hayat yaşamaları gerekir öyle değil mi İslam’ın tüm kurallarının en azından sistemin imkân verdiği ölçüde yaşanması değil midir murat edilen
Peki, nasıl oluyor da kendine mübarek bir yol edinmiş olan Müslüman yolsuzluk, arsızlık, haksızlık, adaletsizlik yapar konuma gelmekte, kendisi yapmasa bile yapanlara ses çıkarmayarak zımnen onları desteklemektedir Yanlışa yanlış demek en temel vazifelerinden birisi iken Müslümanın; yanlışı yapanın kendi cenahından olması nedeniyle sessiz kalması olacak şey midir Kendisi için istemediğini din kardeşi için istemeyen Müslümandan sadece nalıncı keseri gibi hep bana hep bana diyen bir Müslümana doğru gitmekteyiz farkında olmadan. Kendimizi kardeşimizin yerine koymaktan kaçınıp sürekli kendini ve kendinden olanları dikkate alanlarla dolu çevremiz. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diye buyuran Nebi’nin, “Dünya yansa umurumda olmaz” ve “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diye düşünen takipçileri konumundayız. Yeter ki biz en iyisine, en güzeline, en yakışanına… sahip olalım diğerlerinin ne yaptığı beni alakadar etmez demeye başladık. En, en, en… kelimelerini tespih gibi çeker olduk tabir-i caizse.
Merak ediyorum; en lüks sofralarda gününü gün eden, çalıştırdıkları işçilere hem asgari ücret verip hem de zamanında vermeyenlerin “işçinin alın teri kurumadan hakkını ödeyiniz” fermanına bakış açıları nedir acaba Kendileri binlerce liralık sofralarda karnını doyururken; zekât, fitre, sadaka hesaplamaya gelince işin hilesine kaçanlar, yarın nasıl bir ahiret hayal ediyorlar ki! Yoksa onlarca yolsuzluğu, haksızlığı, iki kursa, vakıfa bağış yaparak örteceklerini mi zannetmekteler Ya da iki fakire kumanya paketi hazırlayınca kolayca cennete girivereceklerini mi düşünmekteler Sahi kumanya paketlerine konulanları hiç kendi evlerine götürmüşler midir dersiniz Fakir zaten pirinç, bulgur ile beslenmekte. Bir Ramazan günü olsun karnını pek yiyemediği yiyeceklerle doyurması çok mu görülmekte acaba kendilerine
Hani zenginin malında fakirin de hakkı vardı diye biliyoruz ya! Hani işin uzmanları Müslümanlar sadece zekât müessesesine işlerlik kazandırsalar dünyada aç, açık kalmaz diyorlar ya! Tüm bu söylenenler uzaylılara mı hitap ediyor dersiniz Müslümanlar dünyanın bir yerinde mazlum ve mağdur bir din kardeşine yardımcı olmayacaksa nerede kaldı “Ancak müminler kardeştir” (Hucurat – 10) ayetinin hakikat sırrı. Sakın ola ki üç beş kuruş yardım yapınca bir STK ile paçayı kurtardık sanılmaya! Zira mağduriyet giderilinceye ve “Din tamamen Allah’ın oluncaya kadar” (Enfal-38) göreviniz bitmiyor haberiniz ola!
Bu yüzden haydi şimdi görev zamanı! “Allah’a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.” (Saff – 11) Bu Ramazan cihad seferberliğinin başlangıcı olsun inşallah…
Minik bir tebessüm
Anladık Ramazan başlamış!
Ramazan hilali görülmeyince oruç tutmanın caiz olmayacağını bilen bir tiryaki, hilali görmemek için evinin pencerelerini kapayıp perdeleri de sımsıkı örter: geceleri mahalle kahvesine giderken de başını önüne eğermiş, nasılsa bir su birikintisi içinde hilalin aksini görünce ürkerek şöyle demiş:
- Hey mübarek! Gözüme mi gireceksin, anladık işte Ramazan başlamış!..’
İlgilisine Notlar:
• Yardım kuruluşları vasıtası ile darda kalmış Müslümanlara beş on lira yardımı çok görenler bir alışveriş esnasında harcadıkları yüzlerce lira ile zalimleri besliyorlar da farkında değiller.
• İnsanların sizi sevip saymalarına aldanmayınız. Gün gelir sizi sevip sayanlar sövüp saymaya da başlayabilirler.
• Tuttuğu takımın on bir kişilik kadrosunu bir çırpıda sayanların İslam’ın, imanın şartlarını bilmediği Müslüman bir ülkede yaşıyoruz.
• Yıkılsın bankalar battığını göreyim / Bankacılığa ekonomik gelişme diyenin aklını seveyim!
• Okuyanda ihlas yok dinleyende şuur eğilip kalkarız sadece yaptığımız budur.
• “Orucu uykuya tutturan sevabını da rüyasında görür.”