Bir darbe antolojisi

Abone Ol

Bu yazı iki farklı tarihte yayınlanabilirdi. 28 Nisan yahut 27 Mayıs. Fakat ilki geçmişte kaldı, ötekine de birkaç hafta var. Dolayısıyla takvime bağlı kalamıyor, yazımı ikisinin arasında bir tarihte yazıyorum. Sonuçta, kültür, sanat ve edebiyat yazılarının takvimle birebir uyum içinde olması gerekmiyor.

28 Nisan yahut 27 Mayıs la ilgili olarak kafasına soru işareti takılanlar olabilir, izah edeyim: Bir defa bu tarihler günümüzle, yahut üç beş yıllık yakın dönemle ilgili değil. 50 yıla yaklaşmış bir geçmişle alakalı; 1960 ın 28 Nisan ı, 27 Mayıs ı

Bunlardan ilki, dönemin muhalefet partisi CHP tarafından organize edilen ve Demokrat Parti iktidarının yıkılması için düğmeye basılan sürecin tarihidir: 28 Nisan. Bu tarihte CHP nin bazı odakları kışkırtması sonuç vermiş, özellikle 27 Nisan da TBMM de kurulan Meclis Araştırma Komisyonları da bahane edilerek İstanbul da (Bir gün sonra da Ankara da) protesto gösterileri düzenlendi. Polis göstericileri engelleyemedi ve olaylar çıktı. İstanbul daki olaylarda, Turan Emeksiz adlı bir öğrenci, seken bir kurşunla öldü.

İkincisi ise, bir ay sonrasının, 27 Mayıs 1960 darbesinin tarihi. Yani seçimlerle gelmiş bir TC hükümetinin iktidarına son verilmesi. Muhalefet partisinin güdümüne girmiş organize faaliyet unsurlarının demokratik sürece el koyması Halkın yüksek bir sevgiyle benimsediği Menderes in, idama gönderilme sürecinin fiilen başlaması

Bunları kısaca hatırlatmamızın tek sebebi benzeri birtakım gelişmelerin günümüzde de zaman zaman görünür olması değil. Hatta bunun dışında bir şey: Bir edebiyat vesikası. Konuyla ilgili bir antoloji

Bu antoloji Yeni Çağ Türküleri adını taşıyor. "28 Nisan-27 Mayıs Şiirleri Antolojisi" alt başlığı, muhtevî olduğu konu ve temayı işaret ederken, kapağın alt bölümünde çerçeve içine yazılmış olan "Selâm Gençliğe Orduya Selâm" ibaresi, yayıncının kastını yansıtıyor. Varlık Yayınları nca 1960 Temmuz unda yayınlanan kitabın kapak kompozisyonunda kullanılan görsel unsur da aynı kasta hizmet ediyor: İstanbul Üniversitesi nin giriş kapısı önünde toplanan bir kitle ve kapının üstüne asılan bez bir afiş. Afişte, "İzindeyiz" ibaresiyle birlikte, sözde kendisine yaslanılan Atatürk ün silik bir portresi

Antolojinin önsözünü yazdığına göre, tertip eden Yaşar Nabi olmalı. Bu konuda başka bir işaret yok. Metinlerin neredeyse tamamının Varlık dergisinden (küçük bir kısmının Vatan, Türk Dili, Yeditepe, Yelken mevkutelerinden) seçilmiş olması da tertipçi yle ilgili bir işaret sayılabilir. Kitapta manzumelerin dışında Nurullah Berk, İsmail Biret ve Erdoğan Munis e ait birtakım desenler de mevcut

Kitabın önsözünde Yaşar Nabi nin şu ifadeleri dikkat çekiyor: "Bu kitapta okuyacağınız şiirler 27 mayıs devriminden sonra yayınlanan devrimle ilgili şiirlerden bir derlemedir. Karanlığın gücünü yenen ikinci kurtuluş savaşımızın Türk şairlerine ilham ettiği eserlerin sonu gelmiş değildir. O yüzden, bir bakıma, bu kitap aceleye gelmiş sayılabilir. Ama Üniversite gençliğiyle genç öğretmenlerin büyük zaferin anlam ve önemini halkımıza gereği gibi duyurmak ve anlatmak için yurdun dört bir köşesine dağıldıkları bir sırada şairlerimizin de onların yanında görev almaları şarttı. Bu ihtiyacı duyduğumuz için kurtuluşun türküsünü çağıran şiirlerden meydana getirdiğimiz bu küçük kitabı büyük dâvanın emrine vermekle sevinç duyuyoruz."

Kitabın aceleye getirildiğinin itiraf edilmesi dışında, önsözün gerçeklerle ne kadar ilgili olduğu tartışılabilir. Sözgelimi, yapılan darbenin büyük zafer ; halkın da bu zaferin anlam ve önemini anlamak gibi bir kaygısının olduğu Hele hele, Varlık dergisinin 15.6.1960, 1.7.1960, 15.7.1960; Vatan ın 2.6.1960, 30.5.1960; Türk Dili nin 1.7.1960; Yeditepe nin 1.7.1960 ve Yelken in 1.7.1960 tarihli nüshalarından, yani darbenin sıcak gölgesi altında üretilmiş bu metinlere imza atanların şair olarak vasfedilmesi apayrı bir garabet.

Bu garabetin "Türk şairleri" ifadesiyle genelleştirilmesi ise (en azından edebiyat tarihi açısından) tam bir facia Peki bu faciaya nesne olarak iştirak edenler listesinde kimler var Bir de onları sayalım: Ahmet Kutsi Tecer, Behçet Kemal Çağlar, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil, Cahit Külebi, Necati Cumalı, Sabahattin Teoman, Attilâ İlhan, Başaran, Talip Apaydın, Rıza Apak, Salah Birsel, Mesut Tarcan, Adnan Ardağı, Ahmet Altümsek, Adnan Bulak, Abdullah Rıza Ergüven, Suat Taşer, E. Faik Üstün, İbrahim Zeki Burdurlu, Sabih Şendil, Şahinkaya Dil, İsmet Üstek, M. Kemal Yılmaz, M. Celâl Ertuğay, Mehmet Salihoğlu, L. Sami Akalın, Özker Yaşın, Mahmut Özay, Muzaffer Uyguner, H. Vasfi Uçkan, Zeki Kuruca, Kemalettin Koç, Macit Benice, Nabi Üçüncüoğlu, Şahin Candır, Recep Bulut, Mete Şamilgil, Rüksan Türkân Ünlü, Ahmet Köksal, Ayhan Kırdar, Faik Sabri Ceylan, Coşkun Zengin, Mehmet Âdem Solak, Arif Damar, Hilmi Özgen, Abdüllâtif M. Ünsal, M. Rasim Örnek, Celil Karaca.

Kuşkusuz, bu listede edebî kalitesini sonraki zamanlarda bir şekilde yükseltenler bulunabilir. Fakat bu yükselişin temelinde darbe yanlısı metinlere imza atmışlığın önemli bir etkisi yok mu Ve bu etki, sanatçı kişiyi leke lemez mi

  "Darbe yanlısı" bir zihniyetle hazırlanmış bu antolojiyle ilgili söyleyeceklerim bitmedi. Sanırım bu konuda bir yazı daha yazmam gerekecek. Çünkü antolojiye seçilmiş manzumelerin incelenmesi, böylece darbeci bir tutumla kaleme alınmış metinlerin ruhuyla ilgili tespitlerin yapılması önemli bir iştir. Bunu başka bir yazıya havale ederken, elimizdeki antolojinin, konu edindiği dönem gibi, zaman içinde yargılanacağı ve mahkûm edileceğidir.

P. K. 205, Ulucami, BURSA - www.cevatakkanat.blogcu.com