Bir benlik dinamiği; çocuklarda tecessüs

Abone Ol

Tecessüs kelimesine karşılık olarak merak ya da araştırma

kullanılsa da ifade yetersizdir. Tam karşılığı ilgi ve merakla araştırmak

denilebilir. Casus, aynı kökten türeyen bir kelimedir; gizli araştırma yapan,

bilgi toplayan kişidir.

Çocuklar bu araştırmayı açıktan yaparlar. Önüne gelen her

şeyi sorarlar. Anne babalar soru yağmuru karşısında çaresiz kalırlar. Bitmek

tükenmek bilmeyen bir öğrenme dürtüsü vardır. 4-6 yaş çağında çocuk okul

dönemine hazırlanır gibi hayatı öğrenir. İçinde yaşadığı toplumun değerleriyle

ilk defa tanışır, algılamaya çalışır. Benlik yapısı oluşmaya başlar.

Çocuğun anneyle özdeşleştiği bir dönemden ayrılarak ayrı

birey olmaya adım atar. Anneye bağımlılığı azalmış, öz bakım becerilerine henüz

başlamıştır. Boşaltım durumunu denetliyor olmanın verdiği özgüvenle hareket

ederler. Kendilerini tutabilme becerisi onlarda bir özerklik yolu açmıştır. Bu

nedenle atak ve girişkendirler. Kasları geliştiği için durmadan koşup oynama

isteği vardır.  Tecessüs duygusu karşılık

bulmayan sorularla artar. İlk öğretmenler anne ve babadır. Onların taşıdığı

değerler ve ahlak anlayışını benimser. Hayatın kuralları, bazı sınırlamaları

olduğunu bu dönemde öğrenir. Yeşil ve kırmızı çizgilerin farkına varır.

Kırmızıyı hattı çiğnediği durumda ceza denilen olumsuz durumla karşılaşır.

Benliğin yapılandığı bu dönemde anne baba tutumu çocuğun

ruhsal- manevi yapısında rolü büyüktür. Çocuğun bağımsız bir kimlik kazanması

için koruyucu tutumdan vazgeçmeleri gerekir. Üç yaşına kadar alışılagelen öz

bakım için yoğun ilgi azalmalıdır. Ebeveynlerin eğilimi genellikle otomatik

olarak her olumsuz durumda onları bütünlemeye yöneliktir. Bu tutumu

değiştirmeyen ve dönemin değiştiğini farkedemeyen ebeveynler ileride

karşılarında yetişkin çocukları bulurlar. Kendilerine bağımlı ve zaten koruyucu

tutumları sebebiyle onlarda çocuklarına bağlıdır.  Evladının yetişkin yaşına rağmen ona bir

çocuk gibi tembihlerine devam eder.

Bu dönem çocuklarının önemli bir özelliği ise anne ve

babasını taklit etmektir. Çocuk kendi cinsiyetinin farkına varır. Bu nedenle

annesini taklit eder. Sorulduğunda babamla evleneceğim der. Bu çocukça tutumu

abartarak cinsel bir dürtüye dayandırmak büyük bir safsatadır. Psikoloji

kitapları sadece bu dönemi değil bütün gelişim dönemlerini cinsel bakışla

değerlendirir. Halbuki ergenlik çağına kadar çocuk cinsel anlamda bir duyuya

sahip değildir. Bebeklikte dudak bölgesinde duyduğu haz, cinsel hazza dayanmaz.

Dokunma hazzı, cinsel içerikli olabileceği gibi örneğin yüzme esnasında suyun

teni kaplamasıyla da hissedilebilir. Ebeveynin çocuğu okşaması çocukta haz

hissi uyandırdığı gibi onun duygusal gelişimini besler. Bu duygular Allah ın

anne çocuk arasında bahşettiği şefkat ve güven duygusudur.

Ebeveynler 4-6 yaşlarda tecessüs duygusunu doğru

yönetmeleri gerekir. Çocuğu kendine bağımlı kılmamakla birlikte ona doğru ve

yanlışı anlaşılır bir şekilde anlatılmalı. Sorduğu soruya karşı onu suçlamak,

utandırmak, ya da korkutmak çocuğun benliğini olumsuz yönde yapılandırır.

Olumsuz tutuma devam etmek çocuğun gelecekte kişilik bozukluğuna neden

olabilir. 

Çocukta tecessüs duygusu bir fıtrat enerjidir. Bu tecessüs

doğru yöne sevk edilebilir. Örneğin güçlü hayvanın zayıf hayvanı avlamasını

çocuk kötüye yorar. Avlanan hayvanın öteki için bir yem olarak yaratıldığı

anlatılarak çocuğa dünyanın belli kurallarının olduğu bilinci kazandırılabilir.

TECESSÜS BİR

FITRAT ENERJİSİDİR

İnsanı bütünüyle kuşatan fıtrat enerjisi nefstir. İnsanın

tarih yazan bir varlık olması için gereklidir. Üç yaşında önce bakıma muhtaç

olan çocuk dört yaşında artık toplumsal bir varlıktır. Bir yandan fiziksel bir

enerjiyle yerinde duramazken öte yandan tecessüs yetisiyle fıtratına kodlanmış

şifreler çözülmeye başlar. Tecessüs denilen enerji fıtrata kodlanmıştır.

Çocuklukta ebeveyn tutumu, genetik özellikler ve çevrenin

etkisi kişiliği yapılandırır. Doğru ebeveyn tutumu ile tecessüs duygusunun fıtrattan

kaynaklandığını anlamak ve sabır göstermektir. Gazali nin dediği gibi onlar

her şeyden önce Allah ın bir emanetidir . Bu dönemde çocuğa baskı yaparak

sınırlandırmak gelecekte onun ruhuna girişimci pranga vurmaktır.

Bu dönem geldiğinde çocuğun hiperaktif ya da, dürtü

bozukluğu olduğunu sanan anne babalar vardır. Farklı bir döneme girmekten çok

anormal bir durum olarak algılarlar. Çoğu zaman çocuğun TV karşısında uslu

durması onları memnun eder.

4-6 yaş arası ortaya çıkan zihinsel ve fiziksel fıtrat

enerjisi, insanı geleceğe hazırlayan ilahi bir mucizedir. Tecessüsü bastırmak

bir yana ufuk açıcı imkânlar sunmak elzemdir. Tecessüs dürtüsüne karşı

sergilenen anne baba tutumu gelecekte çocuğun kişilik yapısını, meslek yaşamını

ve evlilik hayatını etkileyebilmektedir.

ÇOCUK EĞİTİMİNDE

İKİ HATA

Üç asır öncesinden Rousseau şöyle sesleniyor: Çocuklara

uygulanan iki terbiye usulü vardır ki, ikisi de hatalıdır. Bazı çocuklar sadece

kendilerine söyleneni yaparak, kendiliğinden bir adım bile atmayarak yetişirler.

Kabahat onlarda değildir elbette, onlar izin almadan tuvalete bile gidemeyecek

kadar bağılı yetiştiren anne babalardadır. Daima kendine söyleneni ya da

ebeveynlerinden gördüklerini yaptıkları için muhakeme yetenekleri asla

gelişmez; ömürlerini kendileri ve çevrelerinde olup bitenle ilgili hiç

düşünmeden bir kukla gibi geçirip giderler.

Çocuk, kendisine yemek yemesini, su içmesini, ağlamasını

gülmesini ve ayağını öne uzatmasını söyleyen bir anne-babaya sahipse bütün

bunları kendiliğinden yapmak için neden zahmet çeksin ki! Çocuk siz onu

durdurana kadar yemek yemeye alıştıysa midesinin ihtiyacını değil sizin

emirlerinizi dinler. Aynı şekilde, artık doyduğunu söyleyen bir çocuğu yemeye

zorlamak da çocuğa; Sen kendinin farkında değilsin, her zaman benim dediğimi

yap. mesajı verir. Peki, çocuğunuz siz onun yanında değilken ve kendi başına

bir iş halletmek zorundayken ne yapacak, bunu hiç düşündünüz mü Böyle bir

durumda onu nasıl göreceğinizi size söyleyeyim; şaşkın, sersem, beceriksiz ve

kararsız. Halbuki çocuğunuzu her zaman kendi kendine yetebilecek şekilde

eğitseydiniz, onun, başkalarına danışan; ama kendi fikirlerine de güvenen,

düşünen ve keşfeden bir çocuk olduğunu görüp gururlanacaktınız. 

Diğer çocuklar da anne-babanın ilgisizliği ya da yanlış

eğitim taktiği yüzünden tamamen özgür, sınır tanımaz, hiçbir yönlendirmeye

maruz kalmadan yaşarlar ve hangi yöne gideceklerini bilemeyen şaşkın birer

yetişkin olurlar. Denge her zaman önemlidir. Çocuk ne sık boğaz edilir ne de

Ne halin varsa gör. şeklinde ortaya bırakılır.