Bir ayet

Abone Ol

Hocam selamünaleyküm, “şeytan sizi Allah ile aldatmasın” şeklindeki ayetin manası nedir?

Cevap: “Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın çok aldatıcı (şeytan), Allah hakkında sizi aldatmasın.” (Fatır, 5)

Aslında ayette şeytan ifadesi açık bir şekilde yazılmamıştır. Ğerur kelimesi geçmektedir. Ğerur kelimesi çokça aldatan anlamına geldiğinden âlimler bunu şeytan olarak tefsir etmişlerdir. Ama biz, bizi Allah’la aldatan her türlü ins ve cin şeytanı olarak bunu genelleyebiliriz. Âlimlerin şeytan olarak tefsir etmesi bir sonraki ayetten dolayıdır. Yani bir sonraki ayette, “Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır” ifadesinden dolayıdır.  Ama biz bunu her türlü aldatıcılar olarak genelleyebiliriz.

Peki, şeytan veya onun yardımcıları bizi Allah’la nasıl aldatırlar?

Biz ma’siyet ve günahlar içindeyken bize, “Allah’ın rahmetinden ve affedici özelliğinden bahsederler” Allah bizi affeder derler. Böylelikle günahlarımızda ısrar etmemize neden olurlar. Hâlbuki ayetin başına, “Allah’ın vadinin hak olduğu belirtilmiştir.” Bu vaat nedir?

Bu vaat, iyilik yapanların cennete, kötülük yapanların cehenneme gidecekleri herkesin yaptıklarının karşılığını bulacakları bir yere gidecekleriyle ilgili vaattir.

İnsanları Allah’la aldatanların sözlerini sık sık duyarsınız. Onlar derler ki: Bir kereyle bir şey olmaz. Allah affeder. Allah ğafururrahimdir. Tövbe edersin ve tövbeni kabul eder, gibi sözlerle küfürde ve günahkâr halde ısrar etmemizi ve sürdürmemizi sağlarlar ve bir gün gelir ecel tepemize dikilir tövbe edecek zamanı da bulamayız.

Şeytan Hz. Havva’yı nasıl aldattı? Sonsuz bir şekilde cennette yaşama ile…

Ayet bazı farklı kıraatlerde, okunuşlarda da ğurur şeklinde geçmektedir. Bu durumda kanma ve kendini kandırma anlamına gelir.

Sonuç olarak Şeytanın ve yardımcılarının aldatması vesvese şeklinde olur. Özellikle günah işleyen insanda pişmanlık oluştuğundan bu günahından vaz geçmemesi için

Allah’ın affedeceğini belirtir.

Ayrıca, güzel sözlerle bizlere yaklaşırlar. Görünüşte iyi bir şey tavsiye ederler, ama aslında burada bizi aldatma vardır. Yani şeytan gelip bize sürekli kötü şeyleri emredecek kadar salak değildir. Hatta bazen gelip namaz kılmamızı, çok oruç tutmamızı tavsiye eder. Ardından biz bu ibadetleri yaptığımız için kibre kapılırız. Bu ibadetleri yapmayan insanları küçümser, onlar cehennemlik biz cennetliğiz deriz. Bazen de insanlar gelip Allah adını kullanarak bizim dini duygularımızı istismar ederler. Ayet her hâlükârda bize uyarı niteliğindedir.

DİNİ ALANDA OTORİTE BOŞLUĞU GİDERİLMELİ

Günümüzde dini konularda müthiş bir laubalilik bulunmaktadır. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Kendilerine ehlisünnet diyenler bile gün olmuyor ki birbirlerine girmesinler.

Bütün bu olaylar bize dini alanda yaşanan karmaşanın temel nedeninin bir otorite boşluğundan kaynaklandığını göstermektedir.

Herkesin etrafında toplanacağı veya verdiği karar son karar olacak bir kişi, merci bulunmamaktadır. Bu da dini konularda anarşinin doğmasına neden olmaktadır.

Biz sorunları çözmek istiyorsak, bir an önce bir dini istişare kurulu, otorite merkezi, fetva meclisi, hadis meclisi kurmalıyız. Burada sorunlar tartışılıp çözülmeli ve bunun üzerine tartışmalara son nokta konulmalıdır. 

Bu meclise sadece Türklerin değil, İslam dünyasında İslami konularda etkili olan ilim adamları da katılmalıdır. Gündemdeki tartışmalara son noktayı koymalıdır. Meydan cahillere, yükselmek isteyen, reklamını yapmak isteyen akademisyen ve yazarlara bırakılmamalıdır.

Sonuçta Müslüman âlimlerin, aydınların, entelektüellerin, yazarların, fikir adamlarının bir araya gelerek sürekli görüş teatisinde bulunmaları beyin jimnastiği yapmaları gerekir.

Sürekli savunduğum bir proje vardır: O da Müslümanlar arasında oluşacak bir istişare meclisinin kurulmasıdır. Bu mecliste derdi ve fikri olan tüm Müslüman aydın ve âlimlerin katılması sağlanmalı, tartışmalar burada yapılmalıdır. Tartışma ve yeni fikirlerden korkmamak gerekir. Ama İslami ve ilmi çerçevede tartışmak gerekir. Aslında fikirler tartışa tartışa büyür. Âlimlerin ve fikir adamlarının tartışmaya ihtiyaçları vardır. Fakat bu tartışmalar avamın önünde değil, oluşturulacak böyle ilim meclislerinde olmalıdır. Biz bu zemini oluşturabilirsek hem ilim gelişir ve hem de ülkemizde kardeşlik iklimi oluşur...