Bir arada

Abone Ol

Küresel güçlerin/beşli çetenin tetikçilerinin fiili olarak bedenleri patlattıkları Ankara katliamından hemen sonra; ülkemizin birlik ve beraberliğine karşı belki bu menfur olaydan daha tehlikeli bir operasyon başlatılmıştır. Zihinleri iğfal operasyonu; “Bir arada yaşayabilecek misiniz ”

ABD/Batının istihbarat birimlerinin; istihbarat içerikli düşünce kuruluşlarının, medyanın, sivil toplum örgütlerinin ve oryantalistlerinin, zihinleri öldürmeye yönelik çalışmalarının adı; Bundan sonra bir arada yaşayabilecek misiniz

New York Time gündeme taşıdığı, El-Cezire TV’nin Ankara’da katliamın yapıldığı yerde muhataplarına sorduğu ve diğer işbirlikçilerinin yürüttüğü milli birlik ve beraberliğimize kast eden soru; Bir arada yaşayabilecek misiniz

1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’da ve 1900’lü yıllara kadar üç kıtada “72,5 milletle”  beraber yaşayan bu millet değil mi Kurtuluş savaşında Osmanlı hinterlandının her tarafında gelerek gönüllü olarak cephelerde savaşanlar; gazi olanlar birlikte yeniden aynı coğrafyalarda yaşamayı tercih ederken, şehit olanlar aynı mezarı kutlu bir ev olarak kabul edip sonsuza kadar birlikte Rablerine kavuşmayı beklemiyorlar mı

Emperyalist kafir güçler! Ortadoğu’da siyasi haritayı o coğrafyada yaşayan Müslümanlar/halklar oluşturmadı; Afrika’da adeta cetvelle çizilen ülkelerin sınırını Afrikalılar belirlemedi; Güney Amerika’da oluşturulan yapıyı onlar tercih etmedi; ana kucağındaki zenci çocukları ucuz iş gücü olarak yaşadıkları topraklardan Müslümanlar koparmadı ve köleleştirmedi; birlikte yaşayamayız diyerek katlettiğiniz ve soykırıma tabi tuttuğunuz Kızılderilileri Müslümanlar ya da Anadolu insanı katletmedi; 1. Ve 2. Dünya savaşlarını Müslümanlar çıkarmadı; Japonya’ya atom bombalarını Ortadoğu halkları atmadı.

Ellerinde mazlumların ve şimdilerde mültecilerin kanı damlayanlar; onların saldırı üsleri (BM, NATO, EU vb..), yargısız infaz ve nifak üreten alanları (Medya, NGO, Think Tank vd.); bundan sonra “bir arada yaşayabilecek misiniz” soruları, yaraya tuz basmak cinsinden yaslı günlerimizde; hiçbir değer gözetmeksizin sormaları ve gündeme taşımaları; hangi semavi veya felsefi ahlakta yer almaktadır.

Batı ve felsefecileri vahdet/uhuvvet üzerine bir dünya kurmaya yönelmezler. Karl Marks’ın sosyalist/komünist kuramı sonucu Batı dâhil yeryüzünde milyonlarca insan öldürülmüştür. Bugünde Demokrasi adına yüz binlerce insan öldürülmekte; milyonlarca insan mülteci konumuna düşmekte; hayvanlara bile layık görülmeyen bir halde yaşamaya zorlanmaktalar.

Müslümanlar ve diğer mazlum halklar; yaşadıkları bölgelerde zalimlerden gölge etmesinler başka ihsan istemiyorlar. Şu hikâye sanırım konuyu daha iyi anlatacaktır “Hz. İsa bir gün yolda giderken kalabalık bir topluluğa rastlar. Yaklaşır ve birine sorar burada ne oluyor Adam, yarıya kadar toprağa gömülmüş Yahudi kadını ve ellerde o kadına atılmak için tutulan taşları gösterir ve derki “bu kadın zina etti, onu taşlayıp öldüreceğiz”. Hz. İsa topluluğa döner ve şöyle söyler “ilk taşı bu suçu işlemeyen biri atsın!” tüm eller havada kalır, hiç kimse taş atamaz.

Biz bir arada yaşıyoruz. Ve yaşamaya devam edeceğiz inşallah. Kıyamete kadar…