Bir anda yüzlerce genç ağlamaya başladı!

Abone Ol

“…O zamanların ülkemizde egemen tek partinin otoriter düzeni içinde, kimse idare ile çelişkiye düşmek istemediği için, basında Mehmet Akif’in yurda dönüşü ve hastalığının seyri hakkında pek fazla haber yayınlanmazdı…”

* “Bizler alana geldiğimizde, namaz saatinin yaklaşmış bulunmasına rağmen bir tabuta rastlamadık, hep birlikte bekliyoruz. Birden lokantanın ön kısmını bir cenaze otomobilinin geldiğini gördük, iki kişi üzerine örtü dahi konmamış bir tabutu indirdiler. Yoksul bir fakirin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşlar yardıma teşebbüs ettiler. Fakat tabutun Mehmet Akif’e ait bulunduğu anlaşılınca bir anda yüzlerce genç ağlamaya başladı.”

* “Gençler hemen Emin Efendi Lokantası’nın bayrağını alarak tabutun üstüne örttüler. Sonra merhumun bir kısım arkadaşları gelmeye başladı ama ne vali, ne belediye reisi ve ne de tek partinin zimamdarlarından hiç kimse ortalarda yoktu.”

Yukarıdaki satırlar Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’e ait.

Sulhi Dönmezer, 5 Ocak 1987 tarihli Tercüman gazetesinde yayımlanan “Akif’in Cenaze Töreni” başlıklı yazısında o günü (28 Aralık 1936) böyle anlatmıştı.

TBMM’de, Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşı’nın kabulü ne kadar coşkuyla karşılandıysa, ayakta birkaç kez alkışlandı ise ve bu fevkalade güzel bir tablo oluşturdu ise; bu kutlu marşın yazarının Beyazıt Camii’nden kaldırılan cenazesinin adeta sahipsiz bırakılması, kendi kaderine terkedilmesi bir o kadar acı ve hüzünlüdür. Üzüntü vericidir.

***

Akif’in vefatından 3 gün sonraydı...

O sıralarda Milli Türk Talebe Birliği’nde (TBMM) görevli olan Prof. Dr. Abdulkadir Karahan, Emniyet’e çağrıldı.

Bir şube müdürü kendisini sorguya çekti. Emniyet müdürünün ilk cümlesi şu oldu; “Ne sıfatla resmi makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yapıyorsunuz?”

Karahan önce tedirgin olmuş, ardından toparlamıştı; “Ben herhangi bir şairin değil, Türk Bayrağı göndere çekilirken, yazdığı İstiklal Marşı ile göklere seslenen bir zatın kabri başında milletimizin duygusunu, saygısını dile getirdim. Beni buraya çağırmakla hata işlemiş bulunuyorsunuz…”

***

O dönem ülkeyi yönetenler, Milli Şairimiz Mehmet Akif’e bir cenaze törenini bile çok gördüler!

Devlet, Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a son görevini yapmamış, kötü bir sınav vermişti. Ancak Milli şairimizin sevenleri ve binlerce üniversite öğrencisi onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı, bağrına bastı. Eller üstünde Edirnekapı mezarlığında dualarla tekbirlerle defnedildi.

***

23 Nisan 2020 akşamı, saat 21:00’de, İstiklal Marşı’mızı her zamanki aşk ve vecd ile, her zamanki heyecanla ancak bu kez balkonlarımızdan, pencerelerimizden hep birlikte okuduk. ‘Okuduk’ zayıf kalır, adeta bir kez daha yaşadık.

“Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!”

ARSLAN ATEŞ’TEN DİJİTAL UYARILAR!

Arslan Ateş…

MÜSİDER (Müzik ve Sinema Derneği) Başkanı…

Önemli bir konuya dikkat çekiyor son dönemde; dijital platformlar! Arslan beye kulak verelim mi;

* “Yabancı dijital platformların misyonu, bir yönüyle etkili bir propaganda aracı diğer yönüyle hiçbir dinin ve kutsal kitabının kabul etmediği bir yaşam tarzının diğer milletlere dayatılması, transfer edilmesi.”

* “Dün konuşmaya bile haya ettiğiniz hatta korktuğunuz bir çok şey hayatınıza girmiştir, sıradanlaşmıştır, sizi müzmin bir üyesi ve savunanı yapmıştır artık. Hollywood bunu sinema ile 100 yıldır yapıyor.”

* “Bu platformlar, 8-15 yaş grubunu özellikle tehdit ediyor. Yaşadığımız sağlık süreçleri bizi sosyal hayattan koparırken TV, medya, sosyal medya ve dijital platformlara ve etkilerine daha açık hale getirdi.”

* “Türkiye’nin hatta İslam dünyasının beş on yıl sonrası dizayn ediliyor.”

* “Kesinlikle tedirgin olmalıyız. Bizim insana, eşyaya, dünyaya bakışımız farklı. Bu bakış açısı sarsıntı geçiriyor. İslam dünyası yıkımın eşiğinde. Kültürel olarak düştükten sonra işgal edilmişsiniz demektir.”

* “Netflix, 30 yıldır ABD’de faaliyet gösteren dijital yayın platformu! Hollywood’un taşıdığı misyon ve amaç ne ise Netflix de aynı gayeye hizmet ediyor. Yasaklamak çözüm değil!”

* “Burada hem denetim mekanizması (RTÜK) işletilmeli, yerli ya da yabancı ayartıcı tüm yapımlarla mücadele edilmeli hem de “milli bir yayın çizgisi” teşvik edilmeli ve bu alanda ortaya konan tüm çabalar desteklenmeli. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumların aksiyon alması gerekiyor.”

***

Ne dersiniz, üzerinde düşünülmesi gereken uyarılar değil mi bunlar?

ÇOK GÜZEL BİR UYGULAMA

Uygulamanın adı; “Hayat Eve Sığar”.

Sağlık Bakanlığı’nın bir uygulaması!

Bakanlık, koronavirüs salgınıyla ilgili, risk bölgeleri, aile takibi, Covid-19 testi, günlük koronavirüs tablosu ve harita üzerinden hastane, eczane, metro ve otobüs duraklarının bilgilerinin paylaşıldığı bir uygulamayı yayımladı.

Uygulama, IOS ve Android marketlerde yayımlandı.

Uygulama ücretsiz... Nasıl bir bölgede oturuyorsunuz, çevreniz salgın bakımından ne durumda tümü hakkında bilgi veriyor. Bilgi vermekle kalmıyor, uyarıyor da. Bence indirin ve istifade edin…

MUHAMMED ALİ’NİN MAÇLARI

Merhum Muhammed Ali…

Önceki adı: Cassius Marcellus Clay Jr.

Amerikalı Müslüman profesyonel boksör.

Tüm zamanların en iyi boksörü olarak kabul ediliyor.  Kariyeri boyunca yaptığı maçların yalnızca 5 tanesini kaybetti.

MSP’nin davetlisi olarak geldiği Türkiye’de Milli Görüş kadrolarınca coşku ile karşılanmış, dönemin MSP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından kabul edilmişti.

***

* TRT SPOR Kanalı, evlerimize kapandığımız bu korona günlerinde Dünya Kupası eski maçlarını, farklı branş ve dallarda eski spor müsabakalarını veriyor.

* TRT SPOR, Muhammed Ali’nin, ‘Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım’ dediği meşhur boks maçlarını da bu süreçte ekrana taşıyamaz mı, acaba?