Bir “adanmış” isim; Feyzullah Gümüştekin!

Abone Ol

* “Ahlaksızlığın zirvede olduğu bir dönemde bir yiğit çıktı. Onun adı Necmettin’di (dinin yıldızı). Ve ‘Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz’ dedi ve ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ bayrağını açtı…”
* “Millî Görüş, inancımızın hayata yansımasıdır. İnsan yaratılmadan evvel ruhlar âleminde başlayan inanç sistemi bugün Millî Görüş adını almıştır.”
* “Ben Millî Görüş’ü ‘ana sütü’ne benzetiyorum. Bir bebek için bütün ihtiyaçları nasıl anne sütünde yer alıyorsa, Millî Görüş’ün içinde de insanın bütün ihtiyaçları var.”
* “Peki, Millî Görüş bu kadar bölünmelere rağmen neden bitmiyor. Çünkü kaynağı aynen ‘zemzem’ gibi bereketli. Zemzem binlerce ton alınmasına rağmen nasıl kurumuyorsa, Millî Görüş de aynen onun gibi tükenmiyor. Elhamdülillâh!”
* “Millî Görüş bir siyasi yolun adı değildir, bir yaşam biçimidir. Bütün peygamberler bu yoldan gelmiştir.”


***
Yukarıdaki cümleler Feyzullah Gümüştekin’e ait…
Feyzullah Gümüştekin kim mi?
1946, Sivas-İmranlı doğumlu. İlk ve ortaokulu memleketi İmralı’da tamamladı. İstanbul Haydarpaşa Lisesi mezunu. Akıncılar ve Millî Gençlik Vakfı’nda (MGV) görevlerde bulundu.
1969’dan itibaren Millî Nizam Partisi (MNP), Millî Selamet Partisi (MSP), Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nde farklı kademelerde önemli vazifeler üstlendi.
Neredeyse yarım asra yaklaşan bir süredir İstanbul/Bağcılar’da ikamet etmekte. Evli. Emekli.
Tam bir Millî Gazete tutkunu. Hâlâ da cebinde Millî Gazete, koşturuyor da koşturuyor.
Hani derler ya, bir ‘atanmışlar’ vardır, bir de ‘adanmışlar!’. Feyzullah Gümüştekin, işte o ‘tam bir adanmış’lardan…
Samimiyet onda, ihlas onda, gayret onda, vefa onda…
Tüm güzel hasletlerle bezenmiş bir Millî Görüş ve Millî Gazete sevdalısı.
Geçenlerde aradı ve Millî Gazete’nin 50. kuruluş yıl dönümünü tebrik etti. Teşekkürler…
Feyzullah abimize Allah’tan (C.C.) hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler temenni ediyorum. Amin.
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* mesela, Türkiye’de ev hizmetlerinde çalışacak yabancılar için brüt asgari ücretin 5.004 TL, turizm-animasyon organizasyon firmalarında akrobat ve benzeri unvanlarda çalışacak yabancılar ile masör, masöz ve SPA terapisti gibi işlerde çalışacak yabancılar için asgari ücretin 2 katı 5.004 x 2 = 10.008 TL ödenmesi gerektiğini…
* Mesela, satış elemanı, pazarlama, ihracat görevlisi gibi eleman statüsünde çalışacak yabancılar için asgari ücretin 1,5 katı 5004 x 1,5 = 7.506 TL ödenmesi gerektiğini…
* Mesela, uzmanlık ve ustalık gerektiren işlerde çalışacaklar, öğretmenler, doktorlar için asgari ücretin 3 katı 5004 x 3 = 15.012 TL ödenmesi gerektiğini…
* Mesela, birim veya şube müdürleri ile mühendis ve mimarlar için asgari ücretin 4 katı, 5.004 x 4 = 20.016 TL ödenmesi gerektiğini…
* Mesela, üst düzey yöneticiler, pilotlar ve ön izin talebinde bulunan yönetici, mühendis ve mimarlar için asgari ücretin 6,5 katı, 5.004 x 6,5 = 32.526 TL ödenmesi gerektiğini, biliyor musunuz?
* Yukarıdaki tüm bilgileri, bizim Mustafa İşcan’a da sordum ve onaylattım.
* Madem bunlar gerçek! Biz de buradan bir minik şaka yapalım; oldu olacak, emekliliğini Türkiye’de geçirecek olan yabancı emeklilere, bizim emeklilerin 3-4 katı emekli maaşı verelim. Böylelikle yabancı emekliler memleketimizde huzur ve bolluk içinde yaşamlarını sürdürsünler!

ANLAYANA SİVRİSİNEK

ah dünya

ne zalim sevgilisin sen ah ne hain

ne bir yol uğratan ne de yol veren

umduğum dağlar gibisin

karlar yağan ve yığan kapıma

her an ihanet edebilirsin

oysa ben ölürüm de vazgeçmem senden

Selami Güder
selamiguder@gmail.com

24 OCAK KARARLARI’NIN NERESİNDEYİZ?
bugün, 24 Ocak 2022, Pazartesi...
24 Ocak Kararları’nın yıl dönümü... ‘Yıl dönümü’ dediysem, buna pozitif-olumlu bir anlam yüklemeyin, lütfen! Neden böyle düşündüğümü anlatacağım…
24 Ocak 1980’de önemli ‘ekonomi kararları’ alındı. Ama bu kararlar, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra esasen uygulamaya konuldu. Askeri darbe, alınan bu kararların uygulamaya konması için gerekli “idari” zemini oluşturdu, bir bakıma.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) dikte ettiği kararlardı, bu kararlar.
Kararların mucidi Turgut Özal’dı. 1980’li yıllara damgasını vuran Turgut Özal’ın, 24 Ocak Kararları’na Başbakan Süleyman Demirel’in müsteşarı olarak imza attığını ve darbe gerçekleştikten sonra sivil bürokrasinin büyük ölçüde tasfiye edilmiş olmasına rağmen Özal’ın başbakan yardımcısı olarak hükümette yer alarak kariyerine devam ettirdiğini hatırlatmak lazım!
Peki, neler oldu 24 Ocak Kararları’ndan sonra?
* Türkiye’de, 24 Ocak Kararları ile birlikte, “sosyal refah devleti” anlayışı terk edildi ve serbest piyasa anlayışı uygulanmaya başladı.
* Muhalefetin olmadığı, sendikalar ve derneklerin feshedildiği bir askerî rejim hükümran oldu.
* “Küreselleşen, globalleşen, liberalleşen dünya”nın bir parçası olduk!
* Devalüasyon yapıldı, birçok sübvansiyon kaldırıldı, Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) verilen destek sınırlandırıldı. IMF, 500 milyon dolar dış kaynak sözü verdi.
* Özetle, kapitalizmin vahşi yüzü, farklı maskeler ve kamuflajlarla millete yutturulmaya çalışıldı.
***
Zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduğu, gelir adaletsizliğinin ve uçurumunun gittikçe büyüdüğü, işsizliğin had safhaya yükseldiği, üretimin yerini montaj sanayiinin aldığı, fabrikaların haraç mezat elden çıkarıldığı, tarım ürünlerinde dışa bağımlılığın arttığı günümüze bakarsak…
Sahi, söyler misiniz; 24 Ocak Kararları’nın neresindeyiz?