Bindik bir alamete!

Abone Ol

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz, derin fakirlik özellikle asgari ücetlileri, açlık sınırının altında maaş alan emeklileri ve sabit çalışanları müthiş şekilde etkiliyor.

TÜRK-İŞ’in her ay açıkladığı açlık sınırının altında maaş alan emekliler, çarşı pazara akşam saatlerinde çıkıyor, çürük çarık sebze meyve alarak, market market dolaşıp bütçelerini denkleştirmeye çalışıyorlar.

Vatandaşların hepsi borçlu durumda… Geçinebilmek için ceplerine bankaların yerleştirdiği silah olan kredi kartlarına sarılıyorlar. Her ay kredi kartı borçlarının asgari tutarını ödeyip, bankalar arası kredi transferi yaparak ay sonunu getirmeye çalışıyorlar. Türkiye’de belki de muhtarlıkların hepsinde icra ve haciz kağıtları bulunuyor.

Vatandaşlar en temel ihtiyaçları elektrik, su, doğalgaz, telefonlarının bile faturalarını ödeyemiyorlar. Çoğu insanın evine bir lokma et, bir lokma tavuk ürünü girmiyor. Açıklanan rakamlara göre milyonlarca çocuk okullarına aç gidiyor.

Bu ekonomik tablonun sorumlusu, 23 yıldır iktidarda olan ve insanlarımızın geçim şartlarını iyileştirmeyen, alım gücünü düzeltmeyen AK Parti iktidarından başkası değil. Oysa Türkiye’nin kaynakları yedi düvele yetecek kadar zengin durumda. AK Parti iktidarı ehliyetsiz, liyakatsiz yandaşlarını devletin ballı börekli makamlarına atayıp zengin ederken, binlerce öğretmen adayı ise atanabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın önünde nümayiş yapıyor.

Hafızanızı tazeleyeyim…Cennetmekan Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, efsane 54’ncü hükümetinde ilk iş olarak Türkiye’nin kaynaklarını sömüren bütçeyi denkleştirmiş, kaynakların doğru dürüst kullanılması için de “Havuz Sistemi”ni getirmişti. Hocamız 11 aylık iktidarında            Türkiye’nin faiz belasından kurtulması için ekonomide ne gerekiyorsa yapmıştı. Dış politikada ise küresel emperyalizm ve küresel eşkıyalara karşı duracak, İslam ülkelerinin birliği, dirliği, beraberliğinin kutlu vizyonu D8’i kurmuştu.

Bu kutlu vizyon tam hakkıyla yürürlükte olsaydı, Siyonist, barbar, vandal, katil İsrail, Gazze’de 50 bin Filistinli kardeşimizi şehit edebilir miydi? Gelelim Erbakan hocamızın, denk bütçesiyle kaynakları insanlarımızın yararına nasıl kullandığına…

 Erbakan hocamız, asgari ücretlilere, emeklilere, BAĞ-KUR’lulara yüzde 100’lerin üzerinde zam yaptı. O günlerde muhaletefette olan Mesut Yılmaz, “Kaynak nerede” diye bağırıyordu. Oysa dediğimiz gibi, Türkiye’nin kaynakları yedi düvele yetecek kadar zengindir…

Yeter ki, bunu basiretle, dirayetle kullanmasını bilecek bir iktidar azmi olsun.

O günlerde maaşına yüzde 300 zam yapılan bir BAĞ-KUR’lu maaşını çekmek için bankaya gider… Bankacı kız, amcamızın maaşını hesabından çekerek kendisine verir. Amcamız, “Kızım galiba yanlış oldu, benim maaşım bu kadar değildi, yeniden hesabıma bakar mısın?” der. Bankacı kız da, “Maaşın doğrudur amcam, Erbakan sana zam yaptı” der… Amcamız, hemen eve gelir ve Başbakanlığı arar… Başbakanlıkta karşısına Erbakan Hocamızın danışmanlarından birisi çıkar. Amcamız, durumu anlatır… Danışman da, “Erbakan hocamız hepinize zam yaptı amcacığım, maaşını güle güle harca” der…

Memleketim olan Ulus’ta karşılaştığım bir esnaf da aynen bunları söylemişti bana… “Bugün ayakta duruyorsak, Erbakan hükümetinin sayesindedir” demişti. Ama bugün AK Parti iktidarı enflasyon azacak diye asgari ücretliye yüzde 30 zammı bile zar zor veriyor. Zaten TÜİK’in açıkladığı şaibeli enflasyon rakamlarına göre bile asgari ücretlinin, emeklinin, çalışanın maaşları son dört ayda kar gibi erimiş durumda.

Ve en son İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturması dolayısıyla ekonomide meydana gelen kırılma. Merkez Bankası, piyasalardaki dalgalanmayı önlemek için operasyondan sonra yaklaşık 45 milyar dolar rezerv sattı. Bu rezerv, Türk milletinin alın teri değil mi? Bu rezerv, kolay mı Merkez Bankası’na konuluyor. Son söz: Bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete!