Binamız yok ama!

Abone Ol

 İktidar partisi sözcüleri Saadet Partisi’ni akılları sıra, “Tabelası var ama binası yok” diyerek küçümsüyorlar.

    Varsın küçümsesinler!

         Bu küçümseme Saadet Partisi’ne değil kendilerine zarar verir.

    Binamız olmayabilir ama kendilerinde olmayan dava şuurumuz var!

    Binamız olmayabilir ama kendilerinde olmayan mücadele ruhumuz var! Evet, binamız olmayabilir ama kendilerinde olmayan tek kişi kalsak bile bitip tükenmek bilmeyen bir çalışma azmimiz var!

         Evet, iktidar partisine yakın yazarların bugünlerde yana yakıla aradıkları bu özellikler onlarda yok ama Saadet Partisi’nde var.

    İktidara yakın yazarların da itiraf ettiği gibi iktidar partisi bu konuda ciddi sıkıntılar içinde!

         İktidar partisinin tabelası da var binası da var.

    Ama bunlar ne işe yarıyor?

         Bugün iktidar partisinin tabanının ve toplumla bağlantısının çöktüğü yazılıp çiziliyor.

         Bugün iktidar partisi ahlak ve hukuk bırakmamakla suçlanıyor.

         Bugün iktidar partisi mensuplarının yamyamlar gibi birbirlerine düştüğü yazılıp çiziliyor.

         Demek ki bir partinin binalarının olması parti içinde birlik ve beraberliği sağlamaya yetmiyormuş, değil mi?

         Evet, Saadet Partisi’nin tabelası var binası yok ama inançlı kadroları var. Bu inançlı kadrolar yeni bina almak için kollarını sıvamış durumda. Bir bina da alırlar, birden fazla bina da alırlar.

         Bugüne kadar onlar neler başardı neler!

    Hiç unutulmamalı ki bu inançlı kadrolar “tekeden süt sağan” kadrolardır. Bu inançlı kadrolar “tekeden süt sağar” ama Cumhur İttifakı’nın ortakları, “Tekeden süt sağılmaz” diye kestirip atarlar.

         Bu yüzden tabelamız varken binamızın olmamasını hiç mi hiç ama dert edinmeyiz. “Gün olur o da olur der” bunları söyleyenlere güler geçeriz. Hem binamız olmasa ne değişir? Gerekirse kirada oturur yine Milli Görüş siyasetini sürdürürüz.

         İktidar partisi gibi olup birbirimize düşmektense kirada oturup birlik beraberlik içinde yola devam ederiz.

         Bugün bizi binasız bırakanları da unutmayız.

         Zira bu tezgâhın arkasında kimlerin olduğunu bilmiyor değiliz.

    Şimdi “tabelaları var ama binaları yok” diyenlerin de bu tahliyedeki rolünün farkındayız ve onları ilahi adalete sevk ediyoruz.

         Ve de “binanız bile yok” diye küçümsemeye çalıştığınız bizlere “İstanbul’u sizin yüzünüzden kaybettik” diye sitem edenlerin kulaklarını çınlatmak isteriz. Demek ki binasızlara muhtaçsınız beyler!