BİNALİ YILDIRIM’IN FARKLI YÖNÜ!

Abone Ol

Son dönemlerde...

En gergin ortamda bile...

En zor şartlarda dahi...

Yüzlerin asık… Dillerin suskun... Melankolik durumlarda, karamsar anlarda…

Ortamı şenlendiren, atmosferi yumuşatan, yüzleri güldüren biri varsa, o da Başbakan Binali Yıldırım’dır...

***

Bunu nereden mi çıkarıyorum?

İşadamları önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak gittikleri Beştepe’den sonra Çankaya’da ağırlandı.

Başbakan Binali Yıldırım, orada iş dünyasının geleceğine ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Konu esasen ağır ve teknik bir konuydu.

Ama başbakan bu “rakamlar” ortamında öyle cümleler kullandı ki, işadamları gülmekten yerlere yattı.

Hem kendi güldü, hem de gergin günler yaşayan işadamlarına kahkahalar attırdı.

Binali beyin burada anlattığı fıkrayı buraya alıyorum...

“Adamın biri denize yüzmek için girmiş. Yüzme de bilmiyor. Derine gidince başlamış imdat imdat bağırmaya. Biri kıyıdan görmüş adamı kurtarmaya atlamış. ‘Ver elini, boğulacaksın!’ diyor, adam geri çekiliyor. ‘Al elimi!’ deyince yapışmış. Demiş ki, sen Maliye Bakanı mısın?”

***

Yalan yok; toplumun gerile gerilebi’hal kaldığı bugünlerde, Başbakan Binali Yıldırım’ın ekranda canlı yayınlarda yaptığı espriler ve anlattığı fıkralar ilaç gibi geliyor… 

BANDIRMA “NOEL BABA” DAVASI…

GEÇEN yazımda 28 Şubat mağdurlarından bahsettim; aradan yıllar geçmesine karşın, 28 Şubat davalarından dolayı hapislerde mağdurlar olduğunu yazdım. 

Bunlardan biri de “Bandırma Noel Baba” davası.

Bandırma Noel Baba davası nedir? diyenleriniz olacaktır elbette, hatırlatalım.

Bandırma’da ‘Noel Baba Operasyonu’ dolayısıyla, o dönem mahkûmlar suçlanmış ve yaşanan baskın28 Şubat yargısınca “isyan” şeklinde gösterilmişti.

Ancak bu hadisenin 16. senesinde önce Metris Cezaevi’nde yaşananlar için verilen kararlar bozuldu ve yeniden yargılama kararı verildi.

Bandırma Cezaevi’nde yaşananlar için de aynı karar verildi.

Kökler Derneği Hukuk Birimi Aralık 2015’te konu ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptı:

“Kamuoyunda Bandırma davası olarak bilinen Bandırma Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/40 Esas sayılı dosyasından hükümlüler Yakup Köse ve Kazım Albayrak adına birimimiz tarafından yapılan 14.07.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebi bandırma Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.07.2015 tarihli ek kararı ile reddedilmişti.

Bu karar üzerine yapılan itiraz sonucunda Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi 08.12.2015 tarih ve 2015/695 D. İş sayılı kararı Bandırma Asliye Ceza mahkemesinin 28.07.2015 tarihli yargılamanın yenilenmesinin reddine dair kararı kaldırarak, hükümlüler Yakup Köse ve Kazım Albayrak hakkında YARGILAMANIN YENİLENMESİNE karar vermiştir.”

***

Peki, işin aslı ne idi? Olayın kahramanlarından şehit Halil Kantarcı’nın arkadaşı Yakup Köse’nin sözlerine kulak verelim.

“2000 senesinde 28 Şubat cuntasının emrindeki askerler, şehit Halil Kantarcı’nın da bulunduğu Bandırma Cezaevi’ne saldırdı. Bulunduğumuz koğuşa günlerce mermi, gaz bombası attılar. Sonunda 28 Şubat cuntası, dört duvar arasında olan bizleri teslim almayı başardı! Müslüman Anadolu halkı orada da şehit verdi: Hasan Meriç!

Hasan ağabey de 28 Şubat cuntasına direnirken tutsak düşmüş ve bizlerle birlikte Bandırma Cezaevi’ndeydi.

28 Şubat cuntası saldırmış, bir gönüldaşımızı şehit etmiş ama dava bize açılmıştı. 13 yıl süren dava neticesinde, 25 Aralık(!) 2013 tarihinde Yargıtay hakkımızda verilen hapis cezalarını onadı.

15 Temmuz şehidimiz Halil Kantarcı da hapis cezası alanlar arasındaydı. Şehit Halil’i tekrar hapse girmekten, 9 yıl yattıktan sonra beraat etmesi kurtardı. Halil devletten 9 yıl alacaklıydı. Bandırma Noel Baba davasından aldığı hapis cezası, 9 yıl alacağından mahsup edildi: 6 yıl 8 ay!

Geriye kalan ne olacak!..

Yargıtay’ın Bandırma Noel Baba davasında verilen cezaları onamasının ardından çoğumuz tekrar cezaevine girdik.

Bu sırada Kökler Derneği Hukuk Birimi’nin çabaları neticesinde dosya hakkında “Yeniden Yargılama Kararı” çıktı.

İlk mahkeme 19 Şubat 2016 tarihindeydi. Şehidimiz Halil Kantarcı da mahkemeydi. Devletten alacağı olmasına rağmen hakkında ‘adli kontrol’ kararı vardı.

Şehidimiz mahkemeden hakkında verilen ‘adli kontrol’ kararının kaldırılmasını talep etti. Mahkeme de bu talebi uygun bulup Halil hakkında ‘adli kontrolün’ kaldırılmasına karar verdi.

19 Şubat’taki mahkeme şehit Halil ve diğer gönüldaşlar için hasret giderme ve bilmeden bir vedalaşma mahkemesi oldu. 28 Şubat darbesinden beri hâlâ cezaevinde olan gönüldaşlar Halil’i en son orada gördüler. Halil de onları…

Nasılsa 28 Şubat’tan beri Müslüman Anadolu evlatları için değişen bir şey yok; Ergenekoncusu, Balyozcusu, FETÖ’cüsü çıkar ama Müslüman Anadolu evlatları zindanlarda tutulmaya devam ediyor!..”

***

Geçen yazımda kullandığım ifadeyi tekrar etmek istiyorum; 28 Şubat’ta açılan ve hâlâ devam eden mahkemeler var.

Yargı yoğunluğunun olduğu bu konjonktürde bu konuya da eğilmek ve 28 Şubat mağdurlarının da seslerine kulak vermemiz lazım…

FİLM GİBİ BİR HAYAT: CAVİT ÇAĞLAR!

Lise mezunu.

* Bursa Milletvekilliği ve Devlet Bakanlığı yaptı. Evli ve üç çocuk babası.

* 1944′te Yunanistan Gümülcine doğumlu. Ailesi, 1946 senesinde Türkiye’ye kaçıp Akhisar’a yerleşti.

* Ankara’da askerlik yaparken dönemin Genelkurmay Başkanı Cemal Tural’ın kendisini çok sevmesi sebebi ile süresiz izin kâğıdı verilen isim.

* Demirel’in “manevi oğlu” ve “aileden biri” olarak anıldı.

* 1999’da terörist başı Abdullah Öcalan, Kenya’dan Cavit Çağlar’ın uçağı ile getirildi. Ecevit’in ifadesi ile Çağlar bu hizmet karşılığında devletten 200.000 dolar aldı.

* Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun Nesim Malki cinayeti ile ilgili hazırladığı raporda Çağlar’ın Nesim Malki’nin öldürüldüğü 28 Kasım 1995 tarihinde kendisine dönemin kuru ile 368 milyon dolar borcu olduğu iddia edildi.

* 18 Nisan 2001’de Amerika’da tutuklandı.

* Çağlar, 28 Nisan 2001 tarihinde özel bir ekip tarafından Türkiye’ye getirildi ve tutuklanarak cezaevine konuldu ve 6 Şubat 2002′de tahliye edildi.

* İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 22 Temmuz 2005 tarihli kararında, bankanın zarara uğratılmasına ilişkin ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 3 sene hapis cezasına çarptırdı ancak cezalar ertelendi.

* 15 Kasım 2006 tarihli duruşmada, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20 bin 830 TL adli para cezasına mahkûm edildi.

* Son olarak Türkiye ile Rusya arasında buzların erimesinde etkili olan “mektup operasyonu”nda arabulucu rolü üstlendiği ortaya çıktı.

***

Tüm bunlardan sonra ağzımdan sadece şu 6 kelime çıktı; “Cavit Çağlar, sen neymişsin be abi!”

NOT: 

Bugün, 12 Ağustos 2016, Cuma 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!