Din adamı değiliz. Din adına ahkam kesecek, insanlara ukalalık yapacak halimiz yok. Meydanda bolca bulunan ahkam kesicilerden de değiliz ve olmayız inşaallah. Sadece “zamane hocalarının”, zamane tarikat, cemaat, dini gruplarının (hepsinin değil), anlı şanlı ve namlı ilahiyat profesörlerinin gündeminde neler var onu merak ediyoruz? Toplumun gidişatını nasıl görüyorlar acaba? Türk toplumunun gerçekten de “muhafazakarlaştığını” mı düşünüyorlar yoksa?
Mesela anlı şanlı ve namlı ilahiyat profesörleri, özellikle de Ramazan ayında, kendilerini takip eden kalabalıklara ve “hayranlarına” bakarak “gidişat”ın iyi olduğu kanısında mıdırlar? Zamane tarikat, cemaat ve dini grupları, toplumun manevi gidişatını acaba hangi zaviyeden görmektedirler? Cemaatlerinin nitelikleri mi, nicelikleri mi ağır basmaktadır?
Mesela kıyamet alametleri arasında sayılan “binanın ve zinanın artması” hem anlı şanlı ve namlı ilahiyatçıların, hem de envai çeşit zamane cemaati, tarikatı ve dini grubunun gündeminde bir yer etmekte midir? Ediyorsa eğer, neden bu modern zaman illetine karşı ses çıkaran yoktur?
Acaba bu sessizliğin arkasında, destek verdikleri siyasi iktidarın en başat ekonomi politikalarından biri olan “konutla büyüme”nin payı var mıdır? Artan binalara sessiz kalış da “hükümet destekli müteahhitlerin” mi bir payı vardır yoksa? Şehirlerimizin canına okuyan, havasını, suyunu bozan, iklimini değiştiren bu yamyam yapılaşmaya karşı çıkmak bu kadar zor mudur? “Bina” artmamakta mıdır yoksa?
“Kıyametin bir an sonra kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikin” buyuran Peygamber Efendimizin (SAV) ağaca, yeşile, ormana verdiği önem ortadayken, ne yeşil ne ağaç dinleyen bu yamyam yapılaşmaya sessiz kalmak haktan reva mıdır?
Zinanın suç olmaktan çıkarılması gibi akla, mantığa ve ahlaka mugayir bir fill, zamane tarikat ve cemaatlerinin desteklediği siyasi iktidar tarafından yapıldığı için mi kimseden ses çıkmamaktadır? Bir başka fail bunu yapsa idi, zamane tarikat, cemaat ve dini grupları bu durumu “kıyamet alametleri zuhur ediyor” diye takdim edecekti muhtemelen.
Siyasi iktidarın kendilerine sağladığı maddi imkanlar, binalar, yurtlar vs bu sessizliğe sebep oluyorsa eğer, bu kadar maddiyata odaklı olmayı nasıl açıklamak gerekecek? Muhafazakarlaştığı söylenen ama günlük gelişmelere, en basit olaylara bile bakarak bile bunun tam tersinin olduğunun görüldüğü bir toplumda, artan ahlaki yozlaşmaya ses çıkaramamak bir vebaldir herhalde.
Artık okullardan bile iğrenç tecavüz haberleri yükseliyor neredeyse her gün. Toplumsal olarak bir çürümüşlüğü derinlemesine yaşar olduk. Gazetelerin 3. sayfa haberlerindeki iğrençlikler giderek çeşitleniyor, ahlaksızlıklar, cinayetler, gayri meşru kepazeliklere her gün yenileri ekleniyor. Toplum, bir yandan da rant kıskacında her türlü ahlaki ver imani değeri çöpe atarak menfaatçi bir cesede dönüşüyor. Anlı şanlı ve namlı ilahiyat profesörleri, zamane tarikat, cemaat ve dini grupları, bu şartlarda seslerini yükseltmeyeceklerse daha ne zaman ses verecekler?
En basit ifadesiyle “artan bina ve zina”ya bile kayıtsız kalanlar var artık. “Durun, bu gittiğiniz yol, yol değildir” bile diyemedikten sonra, yani elini taşın altına koymayınca, 7/24 dini anlatsanız ne olacak? Hırsızlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe, ahlaksızlığa, zinaya, faize, her türlü çarpıklığa sesini çıkarmadıktan sonra ne işe yarayacak bunlar? Allah sonumuzu hayretsin. Müslümanın, bilgisizi, menfaatperesti ve şuursuzundan da bizleri korusun.