Bilim, Bizans ve Osmanlı

Abone Ol

Bizans toplumu katı bir hiyerarşik ve mutlakıyetçi yapıya sahipti diyor tarihçiler.

Merkezi otoritede, “Tanrı’nın koruması altındaki” imparator tek söz sahibi…

Üst sınıf üyeleri; büyük toprak sahipleri, üst düzey askeri yetkililer, devlet görevlileri ve yerel aristokrasiden oluşuyordu.

Alt sınıf tabaka “halk”tan oluşuyordu; bunlar köle ve yoksullardan ibaretti… Orta sınıf; tüccar, sanayici ve orta ölçekli toprak sahiplerinden müteşekkil... Bunlar ise kentsel nüfusun bütününü oluşturmaktaydı.

Ruhban sınıfı ise özel imtiyazlara sahip… Ancak devlet kendi boyunduruğu altına almasına rağmen, hepsi sosyal seviyeleri yüksek bir otoriteyi temsil ediyordu.

Bir anlamda “feodalizm”i doğurmuştur bu sistem.

Roma İmparatorluğu’nda, özellikle İtalya Yarımadası’nda tarımsal üretim, toprak sahibi Roma vatandaşlarının geniş çiftliklerinde, ağırlıklı olarak köle emeği kullanılırdı.

Bizanslılar yeni vergi kaynakları oluşturuyor bir yandan da savaşlardan gelen yağmalarla besleniyordu.

İşgallerden yorulunca, Roma mali krize girdi. Bunu dengelemek amacıyla vergiler arttırıldı. Köylü zor durumda kalınca köyden kente göç etti. Roma ekonomisi yok denecek bir kısır döngüye girdi.

Feodal sistem Roma İmparatorluğu’nun Cermen istilaları ile yıkılmasının ardından ortaya çıktı. Roma mirası üzerine kurulan Cermenliler, Roma gibi merkeziyetçi bir devlet olamadı. Ancak her biri kendine yeter ekonomiye sahip sayısız feodal beylik kurdu.

Fransa feodalizmin anavatanıdır. Britanya adasını istila eden Normanlar, feodalizmi İngiltere’ye taşıdı. Feodalizm Roma ve Cermenlerin bir sentezi olarak ortaya çıktığından, Roma’nın bir parçası olmayan Almanya’da geç oluştu.

Gelelim “ruhban sınıfı”nın detayına; Rahipler “soylu” olmadığı halde güç ve nüfus sahibiydi. Ruhban, Katolik kilisesine bağlı papaz, keşiş ve diğer din adamlarıydı.

Örgütsel karakteri, feodal olmamasına rağmen, kilise de feodalizmin şekillenmesinde önemli rol oynamış… Kilise, manastırlar, kilise ileri gelenleri ve bizzat kilise tarafından elde tutulan geniş topraklara sahipti. Dindar ve çocuksuz soylular tarafından ölmeden önce bağışlanan bu toprakların büyük kısmı feodal yükümlüler içeriyordu. Bu yüzden kilise, zamanın feodal sisteminin bir parçası haline gelmişti. Başkeşiş ve başrahip, feodal beylerin tıpatıp benzeriydi.

Dinsel ideolojinin hâkim olduğu Ortaçağ’da Katoliklerin ruhani lideri Papa’nın çok büyük yaptırım gücü vardı. Kralları bile aforoz edebilen ve hatta imparatorlara diz çöktürüp, taç giydiren katı bir sisteme sahipti.

Ya bilim

Koskoca Bizans tarihinde kaç tane bilim adamı yetişti diye sorarsanız, sayısı iki parmağı geçmez!

-Matematikçi Leo

-Miletli İsidoros!

***

Ya Osmanlı

Osmanlı Devleti, çokuluslu ve çok dinli bir toplumdu. Bilime önem verirdi. Lise kitaplarında bile Osmanlı toplumundan şöyle bahsedilir: Osmanlı anlayışına göre, adalet, devlet, şeriat, hükümranlık, ordu, servet ve halk toplum yapısının temel dayanaklarını oluşturuyordu.

Osmanlı Devleti’nde toplum, yönetenler yani “askeri” ve yönetilenler yani “reaya” olmak üzere ikiye ayrılmıştı.

Koskoca Osmanlı tarihini bir kenara bırakalım.

Dilerseniz Osmanlı bilim adamlarını kabaca bir sıralayalım:

Astronom: Bursalı Kadızade Rumi, Mirim Çelebi, Takiyüddin.

Arkeolog: Hormuzd Rassam (Ortadoğu’nun ilk arkeologu), Osman Hamdi Bey.

Coğrafya: İbrahim Hamdi Efendi.

Eczacı: Francesco ve Giorgia Della Suda (Faik Paşa) .

Hekim: Abdullah Bey, Abdülaziz Efendi (Hekimbaşı), Ali Münşi, Amir Dovlat, Antranik Paşa, Agop Handanyan, Antanik Paşa, Bahattin Şakir, Doktor Nazım Bey, Hekim İsmail Paşa, Menahem Hodara, Jozef Hamon, Marko Paşa, Mustafa Behçet Efendi, Rıza Nur, Saim Ali Dilemre, Yakup Paşa, Şanizade Ataullah Efendi vs…

Matematikçi-Mühendis: Hüseyin Tevfik Paşa, Mirim Çelebi, Taküyiddin, Gelenbevi İsmail Efendi, Bursalı Kadızade Rumi, Arif Emirzade.

Tarihçi: Halepli Mustafa Naima, Abdurrahman Şeref, İbrahim Müteferrika, Evliya Çelebi, Katip Çelebi, Tursun Bey, Abdurrahman Abdi Paşa, Ali Cevat, Ali Ekber Hitai, Celalzade Mustafa Çelebi, Damat Rüstem Paşa, Dimitri Kantemiroğlu, Mehmet Neşri, Mehmet Aşık, Müneccimbaşı Ahmet Dede, Mustafa Cenabi, Mütercim Asım, Naima, Namık Kemal, İbn-i Kemal, İbrahim Peçevi, Şükrullah vs…

Listeyi uzatmak mümkün. Ama bu kadar “yeter” diyoruz.

Bunu niye yazdık

CNN Türk’te bir programa çıkan “koskoca” bir bilim adamı var. Adı: Celal Şengör.

Hani demişti ya, “Bizans’ı Osmanlı’ya tercih ederim, çünkü Bizans toplumu bilime değer veriyordu!”

Hocam biraz marifet, biraz feraset, biraz tarih… Sizin için çok mu