Her 20 yılda bir ülkemizde yaşanan kırılmalar ekonomiye yön vermiştir. “24 Ocak Kararları” ile 1980-2000 arasında, küreselleşme sonrası 2000-2020 arasında iş dünyası bunu derinden yaşamıştır. Bu kırılmaları dikkatle izleyen ve buna uygun yol haritası belirleyen sektörün finans olması ise manidardır.
Sadelik ve Basitlik
Finans sektörünün son 40 yılı incelendiğinde ülkelerarası gelişmişlik düzeylerini know-how olarak kullanarak trendleri takip ettiği görülür. 1990’lı yıllarda bireysel bankacılık, 2000’li yıllarda “Core Bankacılık” ve taksitli kredi kartı, 2010 sonrası dijital bankacılık ve 2020 sonrası e-dönüşüm uygulamaları bu takibin sonuçlarıdır. Hatta sadece ödeme (para) ile değil, finansal bir yaşam tarzıyla bağlantı (açık bankacılık) kurmaya yönelik adımlar dikkat çekicidir.
2000 yılı sonrası dijitalleşme ile birlikte ise, işlemler dijitalleşerek sadelik ve basitlik, müşteriler dijitalleşerek şeffaflık yakalanmıştır. Yöneticiler dijitalleşerek teknolojik şirket kültürü oluşmuştur. Bu kültür farklı bir felsefeyi besleyerek verinin paraya dönüştürülmesi ile finans kurumları müşterilerine daha kolay ulaşabilme adına sosyal değer zinciri kurmuştur. Teknolojinin olanaklarını müşteri ile ilgili bilgileri analiz ederek her şeyi kapsayan hizmetler ve farklı ödeme yöntemleri geliştirilmiştir.
Kişiselleştirme Stratejileri
Finans sektöründe 2000 yılı öncesi “bilgi ve teknoloji birikimi”nin 2000 yılı sonrası “iş vizyonu” ile bütünleşmesiyle “sanal para kullanımı, temassız bilezikler, biyometrik takip sistemleri, teknolojik giysiler” gibi unsurlar devreye girmiştir. Kullanılan uygulamaların kullanıcı tarafından değiştirilebilir ara yüzlerle kişiselleştirilmesi ise zamanla fiziksel şubeleri kullanmadan, sadece dijital kanallar (internet, mobil, çözüm merkezi ve ATM) üzerinden bireysel bankacılık hizmetlerini tetiklemiştir. Finans mimarisi, “hangi hizmete gereksinim duyabileceklerini saptayarak öneri geliştiren” bir boyutla herkese aynı hizmet değil, kişiselleştirilmiş uygun hizmet yelpazesine ulaşmıştır.
“Müşteri nasıl müşteri yapılır” yaklaşımıyla özel yeni süreçler tasarlanarak homojen özelliklere, istek ve beklentilere sahip tüketici kümeleri, niche segmentler planlanmıştır. Girişimcilere fon ve hizmetler sunmak adına dijital onay ile sunulabilen yeni iş akışları desteklenmiş, uzun vadeli ve uygun ödeme koşullarıyla modernizasyon yatırımları teklif edilmiştir. Müşteri memnuniyetini artıran yapay zekâ temelli çözüm masaları ve finansal okuryazarlık projeleri gerçekleştirilerek “rakamlarla değil, insanlarla” yaklaşımına ulaşılmıştır.
Takip Mekanizması
Tekrar tekrar yinelenen satın almaların yapıldığı iş ilişkilerinin nasıl oluşturulacağını inceleyen “Buyology” bilimi ile uzun dönemli iş ilişkileri oluşturan finans sektörü, yetkinliklere yatırım yapan programlarla performans sistemi ile entegre modüller kurmuştur. Mükemmel davranışları takdir etmek ve teşvik sayesinde sürdürülebilirliği artırmış ve görüş ve önerilerin etkin yönetimi için doğru akış kurgusuyla yeni yaklaşımlar üretmiştir. Müşteriyle temas halinde bulunan ekiplerin becerilerini düzenli ve verimli eğitimlerle artırarak ve onları doğru dijital araçlarla donatarak yol almıştır.
Müşteri bazında “tüzel krediler yönetimi” ve müşteri segment ayrımı (kurumsal, büyük ticari, ticari, orta boy işletmeler, proje/sendikasyon, gayrimenkul proje finansmanı) ile takipte uzmanlaşan finans sektörü, “kredi derecelendirme modeli” ile farklı sektöre göre “erken uyarı sistemleri ve davranışsal skorlama modelleri”ni içeren mekanizmalar kurmuştur.
Dijital Dönüşüm
Sade ve basit uygulamaları, kişiselleştirme stratejileri ve etkin takip mekanizmalarıyla finans sektörü iş dünyasının belirleyicisi olmuştur. Şimdi bu belirleyici rolün “reel sektör” olarak üstlenilmesi için “dijital ve yeşil dönüşüm”ü değerlendirecek adımlara ihtiyacımız var. İş vizyonunun bu adımları dikkate alması ve iş modellerini buna uyarlaması önem taşıyor. Bu açıdan “çekirdek iş dışı hizmetlerin dış kaynak sağlanarak kurumların ana işlerine odaklanması” gerekiyor.
Bilgi ve teknoloji birikiminin iş vizyonu ile bütünleşmesi için, analitiklerle hedefleri daha ileriye taşımak ve iş modellerini dönüştürmek iş adamlarının ilk gündemi olmalıdır. İyi tanımlanmamış konumlardan çıkarak ve aşırı organizasyon katmanlarını ortadan kaldırarak işi basitleştirmek ve kolaylaştırmak öncelik olmalıdır. Müşteriye dokunan tüm süreçleri verimli hale getirme adına “bütünleşik çok kanallı müşteri deneyimi stratejisi” geliştirilmelidir. Tüm bu süreçlerde yer alacak çalışanları motive etmek ve mutlu kılmak asıl başarı olacaktır.