Bilgi insanlığın ortak değeridir

Abone Ol

Hikayeye göre Profesör konferans salonuna girdiğinde

içeride seyis dışında kimse yoktur. Sunumu yapıp yapmama konusunda tereddüt

eder ve sorar: Buradaki tek kişi sensin, sana göre konuşmalıyım yoksa

konuşmamalı mıyım Diye sorar. Seyis cevap veriyor: Hocam, ben basit bir

insanım bu konulardan çok fazla anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların

kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim yine de onu beslerdim Bu sözlerden

etkilenen Hoca, sohbetine başlar ve iki saatin üstünde konuşur. Konferans

sonrasında seyise döner ve konuşmayı nasıl buldun der. Seyisin cevabı yine

ilginçtir: Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek

anlamadığımı söylemiştim ama yine de eğer ahıra girdiğimde bütün atların

kaçtığını ve sadece bir tanesinin kaldığını görseydim onu beslerdim ama

elimdeki bütün yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım der.

Sosyal hayatımızda ve cemiyetimizde hepimiz bir şekilde

bir takım malumatlar ya veririz ya da alırız. Yani hayatın içinde devir daim

eden bilgi ve tecrübeler nesilden nesile aktarılır ve hayatı canlı kılar. Bir

yandan verirken diğer yandan alır ve bu geçişkenliğe uyum sağlarız. Bu alış

verişlerimizi yaparken bir denge üzere hareket etmeli ve insanlara ne ihtiyacın

üstünde ne de altında sunum yapmalıyız. Her insanın bir öğrenme biçimi mutlaka

vardır bunu tespit edip karşımızdaki kişiyi bir kitap gibi okumalıyız. Aslında

ne tam olarak vericiyizdir ne de alıcı... Bu karşılıklı ve döngüsel bir

eylemdir. Verdiklerimiz sanki daha önceden aldığımız emanetlerdir ve bizler

aldıklarımızı vererek bu döngünün devam etmesini sağlarız.

Sıradan ilişkilerimizde farkında olmadan birbirimize bir

şeyler veririz fakat verirken karşımızdakinin neye ne kadar ihtiyacının

olduğunu dikkate almazsak bu bir kayıp olur. Böyle durumlarda kaş yapayım

derken göz çıkarır ve faydalı olamayız.

Hayatta her şeyin bir anlamı var ve her şey birbiriyle

ilişki halinde. İnsanın edindiği bilgi ve tecrübelerini bir başkasına aktarması

ve bunun bir geçişkenlik arz etmesi yaşantısal olarak gerçekleşiyor ve dil

yoluyla kültür yoluyla insanlığın ortak değerlerinde karşılığını buluyor. Biz

bir bilgiden bahsederken insanlığın ortak kazanımından da bahsetmiş oluyoruz

Tek tek sahipleneceğimiz fakat hepimiz kendimizi de içinde bulduğumuz bir

değerler kümesinde yer alıyoruz. Bu değerler parçacıklara bölünemez aslından

uzaklaştırılamaz. Bu da bilgiye hikmet nazarı ile bakmakla gerçekleşebilir