Bilge Köyü katliamında hayatını kaybeden 44 kişiden biri de, köyün 24 yaşındaki imamı Hacı Kazım Ozan idi. Bilge Köyü‘ne, Ankara‘nın Beypazarı ilçesinden 29 ay önce gelmişti. Köyü ve insanlarını sevmiş, büyük bir fedakarlıkla onları aydınlatmaya çalışmıştı. Efsanevi hizmetlere imza attı.
Güneydoğu Anadolu‘nun ücra bir köyünde hizmet vermesine rağmen, bütün Türkiye‘de takdir topladı. Vefatı üzerine basın "Erkek çalıkuşu gibi çalıştı", "İmamlık tarihine adını yazdırdı" , "İslam‘ın güler yüzlü temsilcisi oldu" , "Yeşil sarıklı ulu hocaların yüz yıldır yapamadığını yaptı" , "İmamlık mesleğini, "fedakarlık makamı" haline getirdi" gibi sözlerle övdü. Türkiye basını hiçbir hocaya bu kadar övmemişti. Acaba şehit Hacı Kazım Ozan‘ı bu övgülere layık kılan sır neydi?
Bilge Köyü, Hacı Kazım Ozan‘ın ilk görev yeriydi. Buraya büyük bir hizmet aşkıyla gelmişti. Türkiye‘nin Doğu‘su ile Batı‘sını bir görmüştü. İnsanları sevmiş, hepsine Allah‘ın bir kulu olarak yaklaşmış, aralarında hiçbir ayrım yapmamıştı. Bu küçük köyde Oxford Üniversitesi‘nde görev yapan bir akademiysen titizliğiyle çalıştı.
Sıra dışı bir hoca
Hacı Kazım Ozan sıra dışı bir hocaydı. Azimli ve fedakardı. Yorulmak nedir bilmezdi. Önce köyün camisini düzenledi. Temizliğini, boya ve badanasını yaptı.
Başta çocuklar olmak üzere isteyen herkese Kur‘an-ı Kerim öğretti. Halkla iyi bir iletişim kurdu. Kendisini sevdirdi. Köy öğretmenleriyle irtibat halinde oldu. Öğrencilerle ilgilendi. Hatta, köyden Mardin ve Mazıdağı‘nda okuyan lise ve dengi okul öğrencilerinin ders durumlarını takip etti. Velilerinin yapması gerekenleri yaptı. Onların sadece ders durumlarını öğrenmekle yetinmedi. Lojman olarak verilen evinin bir odasını dershane olarak düzenledi. Öğrencilerin zayıf olduğu Türkçe, Matematik gibi derslerde onlara rehberlik etti. Onları yetiştirmeye çalıştı. Belki, eğitim konusunda köy öğretmeninden on kat fazla gayretli idi.
Öğrencilere çevreyi tanıttı. Defalarca Urfa, Nusaybin, Mardin, Dara gibi yerlere geziler yaptırdı. Öğrencilerle güldü, onlarla top oynadı. Onları hayata hazırlamak için çalıştı. Katliamda ölen muhtarın oğlu Vedat Çelebi, Hacı Kazım Ozan‘ın bu özelliğini şöyle anlatıyor: "Hocamız, çocuklarımızın zayıf derslerinde yardımcı oluyordu. Onları okumaya teşvik ediyordu. Mazıdağı ve Mardin‘e giderek çocuklarımızın okuduğu okullarındaki ders durumlarını öğreniyordu. Babalarının yapmaları gerekeni yapıyordu. Bu köyden büyük insanları çıkarmaya azmetmişti."
Hacı Kazım Ozan‘ın köydeki imam hatipli arkadaşı Sait Çelebi de şunları söylüyor: "Babam, hocamızın müezziniydi. Kız kardeşimi okula göndermek istemiyordu. Hocamız babamı ikna etti. Şimdi kız kardeşim okula gidiyor."
Hacı Kazım Ozan, İmam Hatip Lisesi‘nde okumuş, Anadolu Gençlik Derneği‘nde yetişmişti. Anadolu Gençlik Derneği‘nde teşkilat disiplinini öğrenmiş, aksiyon ruhu kazanmıştı. Orada kazandıkları imam hatiplik görevindeki başarısını artırdı.
Aksiyon adamı idi
2008 Nisan‘ında bir Kutlu Doğum Programı hazırladı. Bu iş için öğrencilerini 4-5 ay çalıştırdı. Onlara ilahiler öğretti, bilgiler verdi, sahne hakimiyeti kazandırdı, Türkçelerini geliştirdi. Lojman olarak kullandığı evin terasını sahne olarak düzenledi. Mazıdağı‘ndan ses cihazları ve ışıklandırma sistemleri getirdi. Evinin önüne plastik sandalyeler dizdi. Bilge Köyü ve çevre köyler halkı ile, ilçe müftüsü başta olmak üzere Mazıdağı‘ndan pek çok kişiyi programa davet etti. Küçük bir köyde büyük bir program gerçekleştirdi. Hacı Kazım Ozan‘ın bu çalışmalarını, Bilge Köyü öğretmeni Sadık Akbulut‘un Kimyager eşi Bedia Akbulut‘tan dinleyelim: "Kazım Hoca‘nın köye gelişi devrim oldu. İlk defa kandil kutlamaları yapıldı. İlahi korosu oluşturdu. Öğrencilere şiirler ezberletti. Kandillerde köylülere gül ve karanfil dağıttı, çikolota ve şekerler aldı. Çalışmalarının bütün masraflarını kendisi karşılardı."
Amirleri ne dediler?
Mardin İl Müftüsü Mehmet Kızılkaya ise şunları söylüyor: "Kazım Hoca çalışkan ve görevine bağlıydı. Cemaatiyle kaynaşmıştı. Herkes ondan sitayişle söz ederdi. Çocuklara Kur‘an ve İslam dinini öğretti, onları okullara yönlendirdi. TOKİ‘ye yapılan camiye onun ismini verdik."
Mazıdağı Müftüsü Selahaddin Yılmaz‘ın izlenimleri de şöyle: "İki seneyi aşan süre personelimizdi. Vazifesini hakkıyla yaptı. Aradığımız ideal imam modeli idi. Öğrencilere eğitim ve okul dersleri konusunda yardımcı oldu. Onları okumaya teşvik etti. Geziler yaptırdı, filmler izletti, geleceğin nesillerini yetiştirmeye çalıştı."
Peki, Hacı Kazım Ozan‘ın bu kadar sevilmesi ve başarısındaki sır neydi? Önce, inancı ve davasının büyüklüğüne inanmış, hiçbir zaman aşağılık kompleksine kapılmamıştı. Çalışmalara yüreğini de koymuştu. Bilgiyi egemen kılmaya çalışmıştı. Samimi ve ihlaslıydı. İnsan ayrımı yapmamış, hepsini Allah‘ın kulu olarak görmüştü. Sevgi, sabır ve hoşgörülü idi. Çalışmalarında halkın seviyesini dikkate alırdı. Planlı ve disiplinli çalıştı.
O, gözden uzak bir yerde hizmet vermesine rağmen, onun mücadelesini duymayan kalmadı. Vefatını 1. yılında, Bilge Köyü‘nün efsane imamı Hacı Kazım Ozan‘ı rahmetle anıyorum.
Not: Acizane olarak hazırladığım "Bilge Köyün Bilge İmamı" adlı kitabımı AGD şubelerinden alabilir veya Keşif Yayınevi‘nin 0 535 237 74 96 numaralı telefonundan isteyebilirsiniz.