Sene 1987…
Turgut Özal’ın başbakan, ANAP’ın iktidar olduğu yıllardı…
Kenan Evren cumhurbaşkanı idi…
Tunus’tan “Gannuşi idam edilecek!” diye bir haber geldi…
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) yöneticileri D. Mehmet Doğan, Mehmet Çetin ve Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, yanlarına her ihtimale karşı avukatları Mustafa Everdi’yi de alarak, Gannuşi hakkındaki idam kararını protesto etmek maksadıyla Tunus Büyükelçiliği’nin kapısına siyah çelenk bıraktı.
Dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) bundan vazife çıkarıp TYB yöneticilerini avukatlarıyla beraber tutuklatma furyası başlattı.
“Şeriatçı Gannuşi ile dayanışma sergilemek suretiyle TCK 163’e muhalefet etmek”le suçlanan 4 arkadaş, saçları sıfır numaraya vurulup kodese tıkıldı.
O kadar ki, çelenk bırakan kesimle hiçbir fikri yakınlığı olmayan iki foto muhabiri de gözaltına alınan isimlerdendi.
İşte o gözaltı furyasında Ankara’nın en işlek caddelerinden birisinde polisler gece yarısı bir otomobili durdurdu.
Önce kimlik yoklaması yaptılar…
Evet, aradıkları isim tam da kendisiydi; şair-yazar, öğretim görevlisi Bilal Coşkun…
Polisler önce şaşırdılar; “Hocam, siz misiniz?”
Zira Bilal Bey, o yıllarda Polis Akademisi’nde Türkçe okutmanı idi ve geleceğin polislerine dersler veriyordu.
Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olması hasebiyle de hakkında DGM tarafından gözaltı kararı alınmıştı.
O gün aynı araçta gözaltı kararı alınan biri daha vardı; Rıfkı Kaymaz…
Rıfkı Kaymaz da tıpkı Bilal Coşkun gibi Polis Akademisi’nde Türkçe okutmanı idi ve Türkiye Yazarlar Birliği üyesi idi…
***
Rıfkı Bey, 22 Şubat 2010 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu ebediyete irtihal etti. Kader arkadaşı, can yoldaşı Bilal Coşkun da geçen Perşembe gününü Cuma gününe bağlayan gece (Regaib Kandili gecesi) ahirete irtihal etti.
Bilal ağabey, hoş sohbet, samimi, çalışkan, ağa tabiatlı bir hayat filozofuydu… “Dost”tu… İyi bir şair, derin ve deruni bir yazardı.
Biz olayların perde arkasını hep Bilal ağabeyden gözümüzü kırpmadan dinlerdik, Hacıbayram Camii’nin küf kokan çay ocaklarında…
Erbay Kücet, Sırrı Er, Selami Güder, merhum Rıfkı Kaymaz’la birlikte… Biraz fazla sigara içerdi… Kalabalık bir ailenin reisi idi… En çok arzuladığı şeylerden birisi memleketi Kayseri’nin metropol ilçelerinden birisine belediye başkanı olmaktı. Nasip değilmiş…
Merhum Rıfkı Kaymaz tarafından lise öğrencilerine yönelik çıkarılan kültür-sanat-edebiyat dergisi KÜLTÜR-EDEBİYAT’ta Yayın Kurulu üyesi idik rahmetli Bilal Coşkun ağabeyle…
Uzun yıllar Başbakanlık Halkla İlişkiler’de devlete hizmet etti. Yıllarca milletvekilliği danışmanlığı yaptı. TBMM müşavirliği kadrosuna atandıktan sonra kısmen rahatlamıştı.
Ama o meş’um rahatsızlığı gün geçtikçe kendisini daha bir sıkıştırıyordu.
Yaklaşık 2 ay önce yakın dostu-arkadaşı Erbay Kücet’in davetine icabet etti. Burada yaptığı konuşmada adeta “veda” cümleleri saklıydı…
Allah (cc) rahmetini esirgemesin. Mekânı cennet olsun… Amin.
BİLAL COŞKUN HERKESE YARDIMCI OLURDU…
Ben merhum Rıfkı Kaymaz’ı da Bilal ağabey sayesinde tanımıştım.
Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) müdavimleri olarak çok yerde yolumuz kesişti, Bilal ağabeyle.
Ancak bürokraside bana ilk adımımı attıran Bilal Coşkun olmuştur.
Kendisiyle dostluğumuz devam ederken hiç kırmadı, üzmedi, onun bize ağabey olarak nasihatleri olur, biz de onu muhabbetle dinlerdik.
Böylesi abilere bugünlerde daha çok ihtiyacımız var. Allah (cc) onun mekânını Cennet eylesin. (Erbay Kücet-TBMM Genel Sekreter Yardımcısı)
TEMİZ TOPLUM DERNEĞİ
“Kendini sakın! Ölme! Sentetik uyuşturucular ölüm saçıyor... Bir kullanımdan bir şey olmaz deme! Bu zehirden uzak dur!”
“Çocuğunu sakın! Ölmesin! Uyuşturucu yaşı 11’e düştü... Benim çocuğum yapmaz deme... Önlemini al! Bu zehirden uzak tut!”
Yukardaki sloganlar ete kemiğe büründü ve “Temiz Toplum Derneği” olarak çıktı karşımıza.
***
Tanıtım toplantısına ben de davetli idim.
Saadet Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Bilal Ay, tanıdığımdan bu yana kendini geliştiren, her gördüğümde yeni faaliyetler içinde olan bir proje virtüözü.
“Gençlerin en çok sevdiği Başkan” sloganı ile anons edilen Dernek Başkanı Bilal Ay, derneği kurmaya ne zaman karar verdiklerini şu cümlelerle anlattı:
“Bir gece saat 23:00 gibi arkadaşlarımla birlikte Çağlayan’da bir gencin evine gittik. Madde bağımlısı bir gençti ve yardım talep ediyordu. Şunu sordum; ‘Arkadaşlarından da madde kullanan var mı?’ O gencin verdiği cevap o anda hepimizi şoke etti: ‘100 arkadaşımdan 90’ı madde kullanıyor!’ İşte bu cümleden sonra, özelde madde bağımlılığı, genelde temiz bir toplum için bu derneği kurmaya karar verdik. Bizim bu bataklığı kurutmamız lazım. Erbakan Hocamız, ‘Yolda kalana bigâne kalamayız’ derdi. Biz de bu yoldayız…”
***
Derneğin en belirgin sloganı, “Temiz bir dünya”
Dernek merkezinin yeri de ironik; Sulukule…
Temiz Toplum Derneği, madde bağımlılığı ile mücadele yolunda kitaplar yayınlayacak, konferanslar verecek, seminerler düzenleyecek, başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere, Milli Eğitim, İçişleri bakanlıkları ve belediyeler ile ortak projeler yürütecek.
İlk proje, “Mutlu aile, güçlü Türkiye”… Şu anda bakanlık ile görüşme aşamasında…
“3 yıl içinde Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olmayı hedefliyoruz.” cümlesi de Bilal Bey’e ait.
Farklı kesimlerden, 30 kişiden oluşan Yönetim Kurulu derneğin çatısını oluşturuyor.
Mütevelli heyetinde ağırlıklı olarak işadamları var.
Şimdilik gönüllü sayısı 250.
Bilal Ay’ın, Saadet Partisi Gaziosmanpaşa Belediye başkan adayı ve sonrasında milletvekili adayı olduğu dönemde ilk nüveleri atılan Temiz Toplum Derneği’nin hedefi, “Sokak çocuklarından olimpiyat şampiyonu çıkarmak”…
Hadi hayırlı olsun… (0212 534 04 01, @temiztoplumd-Facebook-instagram, www.temiztoplum.org.tr)
NOT: Bugün 5 Nisan 2017, Çarşamba 1) Emekliler hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibarıyla asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlık’a bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!