Başbakan Erdoğan Suriye yolunda gazetecilerle sohbet ederken çeşitli konular hakkında görüşlerini açıklamış. Başbakanın çeşitli konulardaki görüşlerini açıklamak için yeryüzünden binlerce metre yükseği seçmesinin özel bir nedeni var mıdır bilemiyorum ama, bu söyleşide bize göre iki konu ön plana çıkıyordu. Bunlardan birisi "Cumhurbaşkanını, ekonomiyi ve demokrasiyi riske atmadan seçmeliyiz" diğeri ise bir emekli komutana atfen önce internet sitelerinde gündeme gelen ardından da medyada yer alan bir günlükteki darbe iddiaları için "Görev savcıların ama onlardan ses yok" cümlesi ile ifade ettikleridir.
Normal işleyen demokrasilerde elbette Cumhurbaşkanı seçiminin sistemi riske atmasından söz edilemez. Çünkü böyle bir ihtimal düşünülemez bile. Hala ülkemizde adına demokrasi dediğimiz sistem rayına oturmamış ki, Başbakan bile Cumhurbaşkanını demokrasiyi riske etmeden seçmek gerektiğini dile getiriyor. Cumhuriyetin ilanından bu yana 80 yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala Anayasa çerçevesinde birCumhurbaşkanının seçilmesi demokrasiyi tehlikeye sokabiliyorsa sahip olduğumuz sistemi demokratik olarak nitelendirmek ne derecede doğru olur
Eğer Anayasa çerçevesinde Cumhurbaşkanının seçilmeye çalışılması birtakım riskleri gündeme getiriyorsa bu ülkede öncelikli olarak bir rejim sorunu var demektir ve seçilmişlerin asli görevi de bu soruna bir çözüm bulmak olmalıdır. Aksi halde rejim sorununa bir çözüm bulmadan demokrasi şarkıları söylemenin fazlaca bir anlamı olamaz. Olsa olsa seçilmişler hem kendilerini hem de milleti kandırıyorlar demektir.
Sistem Anayasada belirlendiği gibi işlemiyorsa ya Anayasanın değiştirilmesi ve bu ülkede seçilmişlerin üzerinde bir konuma sahip olanların isteğine göre yeniden yapılandırılması ya da seçilmişlere rağmen bazı atanmışlar sistemin nasıl işleyeceğini belirliyorsa bunun önünün kesilmesi gerekmez mi Tüm bunları sık sık ülkemizin demokratik bir hukuk devleti olduğunu tekrarlayıp durduğumuz için söylüyorum. Yoksa, sistem demokratik değil, bürokrasinin hakim olduğu bir sistem ise bunun da böylece ilan edilmesi gerekir ki biz de zaman zaman ülkede demokrasi var diye havaya girmeyelim, ayağımızı yorganın dışına çıkarmayalım. En kötü sistem ne olduğu belirsiz sistemdir. Bir ülkede demokrasi rafa kaldırılmış ve otoriter bir yönetim uygulanmaya başlanmışsa halkımız buna da uyum sağlayacaktır. Yok eğer sistemin adının hala demokrasi olarak kalmasını istiyorsak o zaman da bunun kurallarının doğru olarak konulması ve uygulanması gerekmez mi
Başbakanın ekononmi ile ilgili nitelendirmesi üzerinde fazlaca durmak istemiyorum. Biz zaten biliyoruz ki, sık sık dile getirilen birtakım göstergeler gerçeği yansıtmıyor ve dokunsan yıkılacak bir durumdadırlar. Bizim bildiğimiz bu husus Başbakan tarafından da ifade edilmiştir, hepsi bu.
Sanıyorum Başbakanın yargı ile ilgili söyledikleri üzerinde toplum olarak düşünmek durumundayız. Adaletin mülkün temeli olabilmesi kanunların herkese eşit uygulanması ile mümkündür. Eğer, bir toplumu oluşturanlara kanunlar aynı şekilde uygulanmıyorsa o ülkede adalet mülkün temeli olmaktan çıkmış, bir takım etkili ve güçlü çevreleri korur hale gelmiştir ki, bu bir felaket demektir.
Bir söz bir siyasi parti lideri tarafından dile getirildiğinde dünyaya geldiğine pişman ediliyor ama, aynı sözler bir emekli komutana ait olduğu iddia edildiğinde kimseden ses çıkmıyorsa, özellikle de yargı organları günlerden beri devam eden tartışmaları yok sayıyorlarsa bu ülkenin demokratikliği bir yana kanun devleti olduğundan bile söz etmek zorlaşacaktır. Hukuk devleti demiyorum, bunu özellikle tercih ediyorum. Hukuk devleti olmak istek ve arzumuzu çoktan beri gönlümüze hapsettik, hiç olmazsa kanun devleti olalım istiyoruz. Bunda bile kişiler arasında uygulamada farklılık ortaya çıkıyorsa sistem üzerine konuşmanın da sanıyorum bir anlamı kalmıyor.