Bıçak Sırtı

Abone Ol

Zaman, Milli Görüş’ü gene haklı çıkardı; burada birçok başlık sıralamak mümkün. Ama biz, en çok içimizi acıtan bir örnekle yetinelim. Söylemesi çok zor, fakat bu gerçeği ifade etmemiz gerekiyor: Türkiye, iç savaşın ve bölünmenin eşiğinde.

1 Kasım’da çok önemli, çok anlamlı bir seçime gidiyoruz. Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan olumsuz gidişata dur demek lazım. Onun için de milletimiz doğru bir kararla Saadet Partisi’ni Meclis’e sokmalı ve ülke yönetiminde söz sahibi kılmalıdır. Hiç kimse sadece kendi aklına güvenmesin. Bu problem ancak ortak akılla ve Allah’ın yardımıyla aşılabilir ve ülke düzlüğe çıkarılabilir. Hiç kimsenin ve hiçbir kesimin dışlanmaması gerekir. Herkesin katkısının alındığı bir anlayışla hareket edilmelidir. Dışlama, yok sayma, mahrum bırakma gibi yollara tevessül etmeyecek bir yönetime şiddetle ihtiyaç var.

Ülkemizin, bölgemizin ve İslam Âleminin içinde bulunduğu durum açık; can yakıcı, üzüntü verici bir durum. Doğruyu tespitte sıkıntı yok; üç aşağı beş yukarı teşhis kısmı aynı. Ama çözüme giden yol epeyce karmaşık. İşte; her görüşe, her eğilime ve her düşünceye açık olan bir yönetim anlayışıyla hareket edilmesi onun için zaruridir ve ülke adına çok faydalı olacaktır. Burada bütün yollar uzlaşmaya çıkıyor. Bu, bir yaşam biçimidir, bir kültür meselesidir.

Her kesimle masaya oturabilen, ülke yararına olan bütün konuları sahiplenen ve uzlaşan tek hareket Milli Görüş Hareketidir. Milli Görüşçülerin geçmişteki uygulamaları gelecek için en büyük referans kaynağıdır. Günümüzde de ülkemizin karşı karşıya kaldığı çözümsüzlükler, gerginlikler ve tıkanıklıklar ancak Milli Görüşle, Saadet Partisi iktidarıyla aşılabilir.

Tabir yerinde ise; un var, su var, şeker var. Helva yapmak için malzeme hazır. O halde helvayı yapmak ve milletimizin ağzını tatlandırmak gerekir. Buna karar verecek olan milletimizdir. Gerginlikten beslenen saflaşma ve ağır propaganda bombardımanına rağmen Milli Görüşçüler seslerini duyurmak ve mesajı iletmekte başarılı olmak mecburiyetindeler. Ümit ederiz ki, bu defa bu iş tamamına erecektir.

Milli Görüşçüler çok iyi bilmektedir ki; bizim vazifemiz sadece bir seçimle sınırlı değildir.   Allah’ın verdiği ömür müddetince sorumluluğumuz devam etmektedir. Bu sefer olur ya da olmaz, milletimizin teveccühü bu kadar ve Yaradanın takdiri böyleymiş der yolumuza devam ederiz.

İstanbul’un fethi Hendek savaşında müjdelenmişti. Sene 627. Bizans’ın fethiyle birlikte müjdelenen Yemen ve İran’ın fethi kısa zamanda gerçekleşti. Ancak, Konstantin’in fethi 1453 yılında gerçekleşti. Müslümanlar, 627 yılından 1453’e kadar sürekli sefere çıktılar. İnandılar, vazgeçmediler, hedeften ayrılmadılar, sebat ettiler... Sonunda İstanbul’un o muhkem zannedilen surları yıkıldı.

Milli Görüşçüler de aynı imanla, aynı aşkla, aynı heyecanla hedefe doğru yürüyüşlerini devam ettiriyorlar. Biz görmezsek çocuklarımız görür, torunlarımız görür inancıyla hep birlikte yola devam ediyoruz. Gün gelir, Milli Görüş bayrağı Çankaya’ya da Beştepe’ye de dikilir inşaAllah. Birlik, beraberlik ve bütünlük ancak o zaman sağlanır.