Bi Dur Hele

Abone Ol

Sen durmazsan, durmayı öğrenmezsen hayat sana bir yolunu bulup öğretir. İstediğin kadar zorla, olanca hızıyla devam edemezsin bu hayata. Bazen, bir yerlerde frene basman lazım. Frene basmak, durmak, durduğunda tekrar gazı yoklamak değildir. Araçtan inmek, etrafa bakmak, araca dışardan bakmak, şöyle bir kendine bakmak, dikkatle, huzurla etrafı kolaçan etmek yani. Peki durdun ya da durduruldun, her yere baktın hem de çok detaylı ve dikkatle baktın, yetti mi? Yetmez. Çünkü istediğin kadar dikkatli baksan da bakmak aynı zamanda görmek demek değildir.

Okuduklarının çok karmaşık olduğunu düşünme, her şey aslında çok basit ya da sen basit düşünmeye çalış. Hayatı anlamlandırmak çok önemli, anlamlandırmak öncelikle anlamaktan geçer. İşte ben de sana anlamanın yolunu göstermeye çalışıyorum. Belki de gösterdiğim yol doğru olmayabilir. Bunu daha önce çok defa yaşadığıma emin olabilirsin. Çok defa doğru bildiklerimin aslında ne kadar yanlış olduğunu gördüm, bizzat yaşadım. Ama insan işte, her defasında doğru olduğunu düşünerek konuşur, yazar, çizer ve bir şekilde anlatmaya çalışır. Her defasında doğru olduğunu düşünür ama her defasında doğru olduğunu düşünmek de her defasında doğru olduğu anlamına gelmez. İşte hayat böyledir. Eğer düşünürseniz her şey bir şeyleri anlamlandırmaya çıkar. Her yolun sonu anlama, anlamaya ve anlamlandırmaya çıkar. İnsan anlamadıktan sonra, anlamlandıramadıktan sonra ne işe yarar ki!

Dinlemek, okumak, araştırmak, çalışmak, düşünmek ve durmak sonra tekrar düşünmek ve yine durmak, dikkatle bakmak, görmeye çalışmak ve belki görmek ya da görememek sonra tekrar düşünmek, okumak, araştırmak, bakmak diye devam eden bir yolculuk bu. Yürümek ama belli bir bilinçle yürümek, hangi yolda olduğunu, yola kimlerle çıktığını, yolda kimlerle karşılaştığını ve yolun nereye çıktığını bilerek yürümek ya da bilinçsizce, rastgele yürümek. İşte hayat, tercihlerden ibaret bir yolculuk. İşte yol, dereli, tepeli, yağmurlu, çamurlu, dertli, kederli, neşeli, sevinçli, geceli, gündüzlü bir yol ve böyle bir yolculuk.

Ve düşüncenin, durmanın, bilginin, aklın, mantığın, yolun, yoldaşın, geçmişin, anın ve geleceğin sahibini bilerek yürümek. Aşkın bir değer uğruna yola çıkmak, yolda kalmak ve yolu tamamlamak. İşte hayat, “olanda hayır vardır ve nasipten ötesi yok” isimli iki cümlenin arasına sıkışmış kısacık hayat. Hayat, bazen bir oyun ve eğlence bazen de zor ve çetrefilli bir yolculuk. Hayat, aslında çok kısa ama bitmeyecekmiş gibi yaşanan hayat. Hayat ki bir yol, ey yolcu dur, durmadan yol alınmaz, durmadan bu yol bitmez, durmadan bu yol anlaşılmaz, durmadan bir bilinç oluşmaz. Ey yolcu, bi dur hele.