Bezmiâlem'de yemekler neden daha pahalı?

Abone Ol

Eski adıyla Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (BYYO), yeni adıyla Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (İLEF) yıllarımda, belli bir zamana kadar öğle yemeklerini Mülkiye’de (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi) yerdik…

Mülkiye’nin birçok alanlarını da ortak kullanırdık, spor salonu gibi… Selami Güder, Ünal Özdem, Mahmut Sarper, Seyfi Uyanık, Muhammet Akbaba ile öğle aralarındaki tenis maçlarını unutamam…

Bu eski bir alışkanlıktı; zira daha yakın zamana kadar Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’ndan mezun olanların diplomalarını Mülkiye verirdi. Yani, BYYO Mülkiye’ye bağlı bir yüksekokuldu.

Her neyse…

Asıl meseleye gelirsek;

O dönemler sık sık Mülkiye yemekhanesinde “yemek boykotları” olurdu. Boykotların gerekçesi, yemeklerin pahalı ve kalitesiz oluşuydu.

Oysa çok iyi hatırlıyorum, bugünün parasıyla 2, bilemediniz 2,5 TL idi yemekler… Belli ki, üniversite yani devlet büyük oranda sübvanse ediyordu…

Şimdi…

Üniversiteler yeni eğitim öğretim dönemine geçtiğimiz hafta başladı.

Farklı üniversite öğrencilerinden şikâyet mailleri alıyorum. Şunu ifade ediyorlar;

- “Yemekler çok pahalı…”

Mesela, Bezmiâlem Üniversitesi öğrencileri diyorlar ki, “Hemen yanı başımızda, Çapa Tıp Fakültesi’nde 3 çeşit yemek 2,25 TL, hemen ötemizde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 4 çeşit yemek 2,50 TL ama bizde 3 çeşit yemek 8 TL. Niçin?”

Evet, ben de sormak istiyorum; Bezmiâlem Üniversitesi’nde yemekler neden bu kadar pahalı?

Bilen var mı?

KERVAN 1915

Esasen mayınlı bir alan; 1915 Ermeni Tehciri olayları… Böyle mayınlı ve dikenli bir alanda ilerlemek hayli zor…

Ona rağmen, “farklı” çalışmaları ile tanıdığımız yönetmen İsmail Güneş, 1915 Tehcir olaylarını konu edinen, “Kervan 1915” filmini çekti…

Star gazetesinden Büşra Uğraş, İsmail Güneş’le konuşmuş. Şunları söylüyor, İsmail bey;

* “Filme konu olan hikâyeyi daha önce küçük bir kupürde görmüştüm. Gerçekte de böyle bir vatandaş yaşamış. Katırcı Salim’in hikâyesini kendi bulduğum hikâyelerle destekledim ve ortaya bu senaryo çıktı.”

* “Erol (Olçok) benim gençlik arkadaşımdı. Filmi de 20 Nisan 2015’te kendisine göstermiştim. İzledikten sonra, ‘Bu filmin basın tanıtımı için hiç kimseye gitme. O işi ben yürüteceğim’ dedi. Kısmet olmadı, şehit düştü.”

* “Tehlikeli bir konu. Sadece yönetmenler değil oyuncular da öyle. Biz kadroyu kurarken çok sıkıntı yaşadık. Kimse oynamak istemedi. Sebebini tam olarak ben de bilmiyorum ama bazen menajerler mani oldu ya da oyuncunun kendisi bir bahane uydurdu. Sonuç olarak projede yer almak istemediler.”

* “Ben bu işin tek elden yürütüldüğünü düşünüyorum; bu filmi yapamamam için epey emek sarf etti birileri. Çok fazla engelle karşılaştım; yalnızca oyuncu olarak düşünmeyin, ekibin yüzde 70’i işi bıraktı.”

***

Ben de merak içindeyim, nasıl bir çalışma ortaya çıktı, acaba?

Film 6 Ekim 2017 tarihinde vizyona girecek…

200 DOLARA MOĞOLİSTAN’A CANSUYU…

İbrahim Çapar Kurban Bayramı’nda Moğolistan’daydı…

Bir grup arkadaşı ile birlikte Moğollara “Cansuyu” verdiler…

İbrahim, ilginç izlenimlerle döndü. Bir kulak verelim mi;

* Moğolistan’da 17 gün kaldık. Ülkeyi baştanbaşa dolaştık. Gidiş-dönüş uçak biletleri hariç, her şey dâhil, kişi başı harcamamız toplam 200 dolardı. (Yaklaşık 700 TL).

* Moğolistan Türkiye’nin 3 katı büyüklükte kara parçasına sahip ama nüfusu 3 milyon. Bakir bir bölge.

* Diğer Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi Moğolistan’da da Rusya’nın hükümranlığı var. Bizim Maarif Vakfı’nın ülkede okul açma çalışmaları var…

* Nüfusun büyük çoğunluğu Budist. Kazakistan’a yakın bölgede Müslüman da var. Az bir miktar da Hıristiyan bulunuyor. Ümmet olarak o bölgede yapmamız gereken çok iş var.

* Etleri muhteşem… Hayvanlar hep otlaklarda yemlendiği için tamamen organik...

***

İbrahim Çapar’ı dinledikten sonra, “Ne zaman gitsek acaba Moğolistan’a…” demeye başladım, bile…